Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Aşkın mantığı vardır: Kaos

Cüneyt ÜLSEVER
SON GÜNCELLEME
'Aşkın mantığı yoktur', derler.

Doğru değildir.

Mantığı pekala vardır!

Zira, aşkın izlediği ve kendini devamlı tekrar eden bir devinim vardır.

Kaos!

'Bak işte sen de mantığı yoktur dedin', diyebilirsiniz.

Hayır!

Kaos süreklilik arz eder, bu sürekliliğin devam edebilmesi için de çoğu kez bizim çözemediğimiz ancak kendini sürekli tekrar eden bir denklemin olması gerekir.

Kaosta bile bir düzen ve mantık vardır.

Aksi halde, kaos çöker ve başka bir şey olur!

Kaos karmakarışık bir denklemdir.

Aşk da öyle.

O da karmaşık bir denklemdir!

*

Bir kere aşkın yaşanması için 'aşka ihtiyaç duyan' ve aşkın kaosunu göze alabilecek cesaret ve göğüsleyebilecek akılda iki kişinin bulunması lazım.

Bunların ikisinin birden eninde sonunda birbirlerine 'var git Leylam var git, ben Leylam'ı ararken Mevlam'ı (hatta bazen belamı) buldum', diyebilecek çapta insanlar olması gerekir.

Şu ana dek ortada kaos yok!

*

Kaos ne zaman başlar?

Kaos bu iki insan birbirine rast gelip, veya birbirlerini yıllardır tanıdıkları halde 'bu sergüzeşte bu kişi ile çıkılır', demedikleri halde birdenbire yıllardır diyorlamış gibi davranmaya başladıkları anda başlar.

Bu iki insan bundan böyle aşkın ne zaman başladığını, ne zaman bittiğini, arada neler olduğunu hatırlamayacaklardır.

'Aşkın kendisine aşık olmuş' maşuklar devamlı ama devamlı, her şart ve koşul altında, beraber olmayı istedikleri için aşk kaotik bir denklemdir.

Aşıklar devamlı çekişir ve neden çekiştik diye düşünerek ağlarlar.

Sonra?

Bir araya gelip, tekrar ağlarlar.

Bu döngü, size saçma gözükse de bir dengedir.

Bu denge de ancak kaotik bir denklem olmak zorundadır.

Aşıklar ayrıldıktan yarım saat sonra birbirlerini özlerler.

Siz günde beş defa aynı yemeği yedikten sonra yine de canı o yemeği çeken insanlar gördünüz mü?

Aşıklar böyle garip bir ruh hali içindedirler.

Onlar sadece ve sadece tek ve aynı tabak yemeği, başka bir yemeği akıllarına dahi getirmeden, acıkma kat sayıları kat be kat artarak devamlı yiyen ve sonra da 'doymadım', diye tutturan insanlardır.

Peki, bu durum birkaç yıl devam ederse bu durumun iç-tutarlılığı olan bir denklem olmadığını söylemek mümkün mü?

*

Öte yanda aşıklar acıkmaz, çişleri gelmez, uyumasalar da olur.

Ama, her zamankinden daha sağlıklıdırlar.

Bu da bir denge değil midir?

*

Aşıklar maşuktan başka bir şey de görmezler.

Sadece başka insanları değil, eşyaları da görmezler.

Yanlarında maşuk olmadan hiçbir şeyden zevk alamazlar.

Adeta kör gibi yaşarlar.

Yine de bir araba altında kalmaz, kaza geçirmez, eşyalara çarpmazlar.

Bu da bir kaotik denge değil midir?

Sonra bir gün -en geç dört yılda- aşk biter, uçar gider.

Aşıklar bunun da farkına varmazlar, bir müddet sanki her şey aynıymış gibi davranırlar.

Bu da bir kaos değil midir?

*

Giderek çatışmalar artar, ağlamalar azalır!

Etraftaki başka insanlar, eşyalar göze gözükmeye başlar.

Maşuk olmadan yenen yemekler de tad vermeye başlar.

Bir sabah kalkınca birden dank ederler ki, aşk bitmiştir.

Ancak, ne zaman başladığını, arada neler olduğunu hatırlamadıkları gibi ne zaman bittiğini de hatırlamazlar.

Sadece 'tüh meğerse bitmiş!', derler.

Şimdi maşuka kızgındırlar, ama yine de üzgün ağlarlar.

İşte o zaman anlarız ki, aşık maşuka değil aşka aşıktır!

Maşuku değil, aşkı yitirdiği için ağlamaktadır.

*

Birbirlerine yıllar sonra rastlarlar.

Hem yanlarındaki yeni eşleri kıskanırlar, hem önde koşan veletler için 'neden benden değil!', diye hayıflanırlar.

Hem de...

Hem de kafalarından 'ay bu muydu?', diye soran bir cümle geçer!

*

Allah aşkına söyleyin bu oyun yüzyıllardır böyle oynandığına göre, aşkın bir mantığı olması gerekmez mi?

Ortada kaotik bir denklem olmasa aşk yüzyıllardır nerede ne zaman ne yapacağı belli olmadan kendini tekrar edebilir mi?

İlişkili Haberler