Askerler narh koyunca sütlü nuriye ünlü oldu

Gaziantepli tatlı ustası Güllü Çelebi'nin 5. kuşak torunu, Karaköy Güllüoğlu'nun patronu, lezzet uzmanı Nadir Güllü, arkadaşımız Yener Süsoy'a Türk mutfağının ‘‘yakın tarihi’’yle ilgili ilginç açıklamalarda bulundu.

Yöresel bir lezzet olan ‘‘sütlü nuriye’’nin 12 Eylül askeri müdahalesinin baklavaya narh koyması sonucu ünlü olduğunu belirtti.

Aslında eski bir tatlı

12 Eylül askeri yönetimi, belediyeler aracılığıyla baklavaya narh koyup yarı fiyata satmamızı istedi. Bu kaliteyi o fiyata satmamız mümkün değildi, bir sene bir ay baklava yapmadık. Dükkanımızı yok yere 4 gün kapatan Belediye İktisat Müdürü Albay İbrahim Kocaçam'ı hiç unutmayacağım. Bunun üzerine baklava yerine şerbetinde süt olduğu için kilo olarak kurtaran, cevizli, fındıklı ‘‘sütlünuriye’’yi sattık. Diyarbakırlı Nuriye hanımın kırk yıl önce icat ettiği sütlünuriye, 12 Eylül sayesinde tüm Türkiye'ye maloldu.

Melih Gökçek’e benzetiyorlar

Melih Gökçek'e benzetilmekten hoşuma gitmiyor, canımı çok sıkıyor. Çoğu yerde Melih Gökçek zannediyorlar beni. Bir TV programında Melih bey olarak beni sahneye çıkarttılar, seyircilerin hepsi inandı. Gökçek hemşerim, fıstığın geldiği yer Halfeti'den.

Fransız polisi oklavayı silah sanarak el koydu

Mayıs'ta Ottowa'daki Lale Festivali'nde Türk mutfağını tek başıma temsil etmeye giderken aktarma yaptığım Chareles De Gaulle'de Fransız polisi elimdeki oklavaya el koydu. Bu arada un ve nişastayı da tanımadığı için aklı karıştı. Armut ağacından yapılmış oklavanın içinde kılıç, silah aradılar. Ben de Kanada'da yufka açarken çekilmiş fotoğraflarımı gösterip, üzerinde Türk ve Kanada bayrağı olan minik baklava kutularını gösterdim, böylece izin verdiler.

Benim kadar dış ülkede baklava parası veren kimse olamaz. Bunların içinde sadece geçenlerde Londra'da yediğim bir Arap baklavasını beğendim.

Karaköy'deki tamamı granit kaplı, hastane gibi sterilize edilen 6 katlı binamızda 3 ayrı kata çalışan asansör vardır. Birisi hammadde, birisi mamul, birisi de bana ziyarete gelenler içindir. Binada 60 personel için 12 tuvalet vardır, hepsi telefonlu ve dezenfekte sistemlidir. Sanayi casusluğuna karşı insan asansörü üretim katlarında durmaz, bütün giriş çıkışlar kontrol altındadır.

BAKLAVANINmalzemeSİnereden geliyor

TEREYAĞ: Biz Harran'da otlayan koyunların sütünden yapılandan başkasını hiç bilmeyiz. Koyun boyu kısa olduğu için otun dibini yer, inek ise üstünü. Gerçek rayiha otun dibindedir, bunu yiyen koyunun sütü mis gibi kokar. Her sene 3 bin teneke yağ alırız. Bunların parası köylüye peşin ödenir.

FISTIK: Gaziantep'in Barak bölgesinden her yıl ortalama 20 ton iç fıstık alırız. Ağustos-eylülde fıstıkları tam olmadan toplarız. Eğer beklerseniz sararır, lezzeti gider.

UN: Biz Konya ve Harran'ın sert buğdayını Gaziantep'teki tarihi bir fabrikaya gönderip baklavalarımız için özel un yaptırırız. Un tüketimimiz senede 1000 tonu bulur.

CEVİZ: Şebinkarahisar ve Reşadiye yöresinin cevizleri bizim için çok mükemmeldir.

FINDIK: Sütlü Nuriye tatlısında kullandığımız file fındığı Ordu ve Giresun'dan gelir.

ŞEKER: Sulak yerin pancarı bize gelmez, baklavayı yumuşatır. Bu yüzden kıraç bölgelerin pancarlarından yapılmış şekeri alırız. Konya Ilgın ve Elazığ'ın ürettikleri bizim için idealdir.

NİŞASTA: Gaziantep'in yöresel buğdaylarını suda ıslatıp yapıyoruz. Nişasta atmada atadan kalma Kahramanmaraş'ın Gavur Gölü'nün erkek bitkilerinden yapılan yumuşak minik süpürgeleri kullanıyoruz.
Yazarın Tüm Yazıları