Gündem Haberleri

    Askerin ‘AB böler’ endişesi

    Hürriyet Haber
    07.09.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    AB ile ilişkilerden sorumla Baybakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Avrupa Birliği'ne girilmesi halinde Türkiye'nin bölüneceği kaygısı taşıyan askerlerle MHP'nin bu konuda ikna edilmesi gerektiğini söyledi. Yılmaz, ‘‘bölünme’’ konusunda kendisinin bir endişesi bulunmadığını anlattı.

    BAŞBAKAN Yardımcısı ve ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Avrupa Birliği'ne üye olunması halinde Türkiye'nin bölünebileceğinden korkan kesimler bulunduğunu belirterek, ‘‘Askerler de bu duyarlılığı paylaşıyorlar. Benim böyle bir endişem yok. Bu kesimleri ikna etmemiz lazım. Bunun için sivil toplum örgütlerinden, en başta da medyadan yardım istiyorum’’ dedi.

    Yılmaz önceki akşam Enka Holding'e ait Renaissance restoranda AB'ye üyelik konusunda düzenlenen bir toplantıya katıldı. Yanında Büyükelçi Volkan Vural ve Volkan Bozkır ile Türkiye'nin AB adaylığı yolundaki çalışmalarını anlatan Yılmaz, hazırlıkların hızla ilerlediğini ve ulusal planın iki ay içinde tamamlanacağını kaydetti.

    ‘‘Bugün kategorik olarak Avrupa Birliği'ne girilmesine karşı olan kesimler kalmadı’’ diyen Mesut Yılmaz, ‘‘ancak bazı kesimlerden de sıkıntıları’’ olduğuna işaretle şöyle konuştu:

    BENİM KORKUM YOK

    ‘‘Geçmişteki tüm iniş çıkışlara rağmen Refah Partililerin, Faziletlilerin, solcuların yaklaşımları artık tarihe karıştı. Bu yapısal değişimin onları nasıl olumlu etkileyeceğini anladılar. Avrupa Birliği'ne onlar da girmek istiyorlar, ancak bazı kesimlerin rezervleri olduğunu da görüyoruz. Öncelikle bunları aşmamız lazım. Toplumun geniş kısmında bir konsensüs sağlandığı halde bazı kesimler var ki, Türkiye'nin bölünmesinden korkuyorlar. Öncelikle askerler bu duyarlılığı paylaşıyorlar. Oysa benim böyle bir korkum ve endişem yok. Onun için bu kesimlerin ikna edilmesi lazım. Bu korkuyu medya yoluyla gidermeliyiz. Avrupa Birliği'ne girince ülke bütünlüğünün tehlikeye gireceğinden korkan kesimlere sağduyulu kalemlerin etkili olacağını düşünüyorum.’’

    MHP TABANINDAN BASKI

    Yılmaz, askerler kadar hükümetin MHP kanadında da tabandan gelen baskı ile tepkiler olduğunu söyledi ve ‘‘Biz bunlara karşı baskı ve telkin yapamayız, yanlış anlaşılır’’ dedi.

    Sivil toplum örgütlerinin ve medyanın desteğine muhtaç olduklarını yineleyen Yılmaz, sözlerini ‘‘Tek başımıza iktidar olsaydık işimiz kolaydı’’ diye sürdürdü.

    13 aday ülke arasında en büyük ülkenin Türkiye olduğuna da dikkat çeken Başbakan Yardımcısı, ‘‘Ancak en hassas demokrasiye sahip, tehdide açık ülkenin yine Türkiye olduğunu’’ söyledi.

    DURUMDAN VAZİFE ÇIKIYOR

    Yılmaz, ‘‘MHP ve ordudaki AB ile ilgili endişeleri nasıl aşacaksınız?’’ şeklinde yöneltilen bir soruya ise şöyle yanıt verdi:

    ‘‘Batılıların sivil demokrasi konusu en çok eleştirdikleri nokta. Onların istedikleri birçok anlaşmanın altına imzamızı atıyoruz, ama pratikte uygulama eksikliklerimiz var. Örneğin, işkence ve kadın-erkek eşitliği konuları. Bunlar en fazla eleştirilen yanlarımız.’’

    Sivil yönetimlerin bazı hataları nedeniyle askerlerin Türkiye bütünlüğü konusundaki duyarlılıklarının arttığını da vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:

    ‘‘Askerler de bu durumdan vazife çıkarıyorlar. Ülke bütünlüğü ve laiklik gibi konularda müdahil olma zorunluluğunu duyuyorlar. Bunun için sivil yönetimlerin bu duyarlılığı yok edecek şekilde hareket etmesi gerekir. Hizbullah'ın adamları başbakanlıkta hálá görev yapıyorlarsa bunun için önlem almalıyız. Kanun Hükmündeki Kararname onun için çok önemliydi.’’

    BATI 312'DE ISRARLI

    Bir soru üzerine, AB'nin idam cezasının hemen şu aşamada kaldırılması için bir ısrarı olmadığını, ama idam cezasının uygulanmayacağı konusunda güvence istediklerini de açıklayan Yılmaz, ‘‘Onlar için 312. maddede değişiklik yapılması yeterli. Zaten bu konuda Adalet Bakanlığı'nda bir çalışma yapılıyor’’ dedi.

    Toplantının sonunda iş áleminin bazı temsilcilerinin, işin liderlerinin daha kararlı ve ısrarlı olmaları ile halkın daha iyi ikna edilip yönlendirileceğini söylemeleri üzerine Yılmaz, önce sessiz kaldı, arkasından şöyle konuştu:

    ‘‘Bu öneriler beni biraz umutsuzlaştırdı. Ben bir parti başkanıyım. Oysa bu mesele tüm ülkenin konsensüs sağlaması gereken cumhuriyet tarihinin en önemli olaylarından biri. Hassasiyetleri dışlamam olanaksız. Benim öne çıkmam bu işi kolaylaştırmaz, aksine zorlaştırır. Bu, ortak bir başarı olmalıdır. Önümüzde yapılması gereken daha çok iş ve engeller var. Helsinki'den sonra 6 ay sevinmekle zaman kaybetmişiz. İşimiz çok zor, takvim rahat değil. Konjonktür çok sıkışık. Bana yardım etmenizi bekliyorum.’’

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı