"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

’Askere tepki’ şehir efsanesidir

SEÇİM sonuçlarının açıklanmasından sonra yapılan yorumlarda en çok dikkati çekenlerden biri de, seçim sonuçlarının bir tür "halk muhtırası" olduğu.

Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında Genelkurmay sitesinde yayınlanan "muhtıra"ya karşı verilmiş bir yanıt yani.

Şunu söylemeliyim ki Türk halkının, AKP’ye verdiği bunca oy içinde bu muhtıranın rolünün üzerinde durulmayacak kadar küçük olduğunu düşünüyorum.

Çünkü Türk halkının, askeri müdahalelere bu kadar destek verirken, hemen ardından gelen seçimlerde "asker karşıtı" oy kullanmasının toplumsal açıdan şizofrenik bir duruma işaret edeceğine inanıyorum.

Geçmişte askeri dönemlerin ardından, askerin istemediği isimlerin seçim kazanmış olmaları bu gerçeği değiştirmiyor.

Bu tepkinin rolünü küçümsememekle birlikte geçmişi şöyle bir hatırlamakta yarar var:

1960 darbesinin ardından halkın karşısına çıkan seçenek, ne yapacağını herkesin bildiği yaşlı emekli asker İsmet İnönü ile genç, dinamik mühendis Süleyman Demirel idi.

Birisi bildik devletçi sözlerini tekrarlarken, diğeri köylere su götürmekten, yol yapmaktan, elektrifikasyondan söz ediyordu. Birinin projeleri vardı, diğerinin yoktu.

Ve Türk halkı projesi olanı, yaşamını değiştirebileceğini düşündüğünü seçti.

1980 darbesinden sonra da aynı şey oldu. Bir tarafta emekli asker Turgut Sunalp, diğer tarafta emekli bürokrat Necdet Calp ve karşılarında orta direkten, herkesin ev sahibi olmasından, çocukların okutulmasından söz eden ve yaşı onlardan daha genç, mühendis Turgut Özal.

İkisi asık suratlıydı, bildik şeyleri söylüyordu, Turgut Özal güler yüzlüydü, söylediklerini yapabileceğini düşündürten yumuşak bir üslup kullanıyordu. Ve halk yaşamını değiştirebileceğini düşündüğü Turgut Özal’a oy verdi. Kenan Evren o tarihi konuşmasını yapmasaydı da sonuç değişmeyecekti. Zaten Kenan Evren’i o konuşmayı yapma zorunda bırakan da bu gerçeğin askerlerce görülmüş olmasıydı.

Bu seçimde de aynı tablo oldu. Bir tarafta 4.5 yıllık iktidarında halkın yaşamına iyi kötü dokunan bir şeyler yapan bir lider vardı. Öteki tarafta elinde iple dolaşan, kavgacı bir üslup kullanan Devlet Bahçeli ile ne yapacağını söylemeyi dahi beceremeyen ve ağız kavgası yaparcasına konuşan Deniz Baykal.

Ve Türk halkı bir kez daha yaşamını değiştirme şansından yana oy kullandı.

"Askerin müdahalesine tepki" görüşündekilerin şu sorunun da yanıtını aramalarında yarar var: Neden halk 28 Şubat sürecinde iktidardan uzaklaştırılanlara aynı sempatiyi göstermedi? 1999 seçimleri, bu tepkinin ortaya konulabileceği bir seçim değil miydi?

Deniz Baykal tam siper!

SEÇİM sabahı oy kullandığından bu yazının yazıldığı saate kadar (ki 24 saati geçmiş bulunuyor) Deniz Baykal ortalarda görünmedi.

Seçim gecesi saat 23.10’da CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın açıklamasına göre o saate kadar partisinin yöneticileriyle bile konuşmamıştı.

Dün yakın çevresine, "görevimizi en iyi şekilde yaptık" dediği Hürriyet’e gelen haberler arasındaydı.

Habere göre Baykal’ın yakın çevresine yaptığı seçim değerlendirmesinde "istifa seçeneğinden" hiç söz edilmemişti.

Bu sessizliğin ardında böyle bir şey yatıyor olması normal.

Belli ki Baykal biraz zaman kazanmak ve seçim yenilgisinin ilk acısının geçmesinden sonra harekete geçmek niyetinde!

Böylece koltuğundan hemen ayrılmak zorunda kalmayacağını da düşünüyor olmalı.

Ama CHP’nin geleceği için şunu hatırlatmakta yarar var: Baykal bu seçime girerken 70 yaşındaydı. Gelecek seçimde yaşı 75 olacak. CHP’nin üyeleri, delegeleri, parti yöneticileri böyle bir liderle gelecek seçime girmeyi tasarlıyorlarsa o da onların bileceği iş.

Şunu söyleyebilirim ki Baykal ile devam etmek demek, gelecek seçimde CHP’nin baraj altında kalması demek. Bu çok açık görünüyor!

Erdoğan’ın şansı

BU seçim sonuçlarından sonra şunu söylemek mümkün: AKP, eğer çok büyük hatalar yapmazsa ve muhalefet de bu seçimde yaptığı hataları tekrarlarsa 2012 yılında yapılacak genel seçimlerden de tek başına iktidar olarak çıkar. Şimdi merak ettiğim husus, Recep Tayyip Erdoğan’ın bunu görüp görmediği.

Erdoğan, eğer seçim gecesi söylediği gibi herkesin Başbakan’ı olmayı başarabilir, Türkiye’yi iç gerilimlerden uzak tutabilirse bu fırsatı kullanabilir.

Halkın kavgadan hoşlanmadığını, hayatında huzur ve sükûn istediğini, en önemli derdinin çocuğunu iyi okutmak ve karnını doyurmak olduğunu bütün siyasetçilerin görmesi gerek. Ama en çok da Erdoğan’ın bunu anlaması gerekiyor!

Eğer Erdoğan bunu başarabilirse, 2012 seçimlerinden önce Genelkurmay sitesine "herkes oyunu AKP’ye versin" diye bildiri konulsa bile seçimden yine tek başına iktidar olarak çıkar.
X