Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Askere gitmemiş

    Hürriyet Haber
    20.01.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Eskişehir Cezaevi'nde özel bir koğuşta kalan Haluk Kırcı, İstanbul Organize Suçlar ve Silah Kaçakçılık Şubesi'nde 30 sayfa tutan ifadesinde inanılmaz itiraflarda bulundu. Kırcı, Susurluk sürecini de içine alan itiraflarında, askerliğini yapmadığını da söyledi.

    Pendik'te yakalandıktan sonra İstanbul Organize Suçlar ve Silah Kaçakçılık Şubesi'nde sorgulanan Haluk Kırcı,30 sayfa tutan ifadesinde askerliğini yapmadığını söyledi. Kırcı, ‘‘İdam cezasına mahkum olduğum için askeri hastane psikiyatri servisinhden aldığım elverişli olmadığıma dair rapor nedeniyle askere gitmedim’’ dedi. Kırcı, Kumarhaneciler Kralı Ömer Lütfü Topal öldürüldüğü sırada İstanbul'da olmadığını, ancak bunu kanıtlayamayacağını ileri sürdü. Ankara Bahçelievler'de öldürülen 7 TİP'li ile ilgili katliam talimatını Abdullah Çatlı'dan aldıklarını da açıklayan Kırcı, polise Susurluk sürecini de içine alan olaylar hakkında inanılmaz açıklamalarda bulundu.

    TÜRKLER'İN KATİLLERİ

    DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler'in katilleri Aydın Eryılmaz ve Samet Karakuş ile aynı cezaevinde kaldığını da açıklayan Kırcı, polise şu bilgileri verdi: ‘‘Anlattıklarına göre, Kemal Türkler'i kendileri öldürmüşler. Bu olaydan dolayı firari sanık olarak aranmakta olan Osman Ünal Ağaoğlu benim eski arkadaşımdır. Ankara Site Yurdu'nda beraber kaldık. Ağaoğlu, benim de sanığı olduğum TİP davasından dolayı aranmaktadır. Bildiğim kadarıyla Ankara'da başka bir olaydan dolayı da aranmaktadır. Bildiğim kadarıyla Osman Ünal Ağaoğlu, Fransada'dır. Kendisiyle 1980 yılından beri görüşmedim.

    ÇATLI-ELÇİBEY GÖRÜŞMESİ

    1993 yılında Azarbeycan eski Devlet başkanı Ebufeyz Elçibey'in danışmanı İstanbul eski MHP İl Başkanı Nihat Çetinkaya'nın Abdullah Çatlı ile iki kez görüştüğünü, Elçibey'in çevresindeki gücün organize edilmesi için yardım istediğini de söyleyen Haluk Kırcı, ‘‘Daha sonra Abdullah Çatlı, Türkiye'ye geldiğinde Elçibey ile iki kez havalimanında görüştü. Ne görüştüklerini bilmiyorum. Bu görüşmeden kısa bir süre sonra Elçibey iktidardan uzaklaştırıldı. Çatlı, Azarbeycan'a gitmedi. Bunun dışında Catlı'nın Azarbeycan'a gidip gitmediğini bilmiyorum’’ dedi.

    YEŞİL-ÇATLI SÜRTÜŞMESİ

    Haluk Kırcı, 1994 yılında Yeşil ile Abdullah Çatlı arasında geçen bir sürtüşmeyi ise şöyle anlattı: ‘‘Bu şahıs, Ahmet Demir adıyla Ankara'da bulunduğu sırada, Çatlı'nın da bir arkadaşının bulunduğu mecliste 'Çatlı da kim, onu da koparacağım’’ gibi bir konuşma yapmıştı. Bu sözler Çatlı'nın kulağına gitti. Bir gün şirkete gittiğimde, Çatlı bana, ‘‘Elazığ'lı Ahmet Demir'i tanıyormusun’’ diye sordu. Tanımadığımı söyledim. Yukarıda bahsi geçen olayı anlattı. ‘‘Bu galiba asker kökenli imiş. Ne alıp vereceği varmış benden. Bir öğreneceğim’’ dedi. Zannediyorum daha sonra Catlı bununla bir telefon görüşmesi yapmış ve hakaret etmiş. Bu olaydan bir müddet sonra Çatlı, yeni bir cep telefonu alınca, eski telefonunu bana vermişti. Bir akşam, isminin Ahmet Demir olduğunu söyleyen bir kişi bu telefondan arayıp Çatlı ile görüşmek istediğini söyledi. Burada yok dedim. Benim kim olduğumu sordu. İsmimi söyledim. ‘‘Kardaş bir şeyler söyleyeyim. Mehmet Bey'e ulaştır. Benim, Sen (Seine) Nehri'nde (Fransa'ya gönderme yaparak) abdest almış insanlara elim kalkmaz. Benim hakkımda ona söylenenlerin hepsi yalandır. Yakında emekli olacağım. O zaman yanına gelip kendisiyle tanışacağım’’ dedi. Bu sözlerini Çatlı'ya aktardım. Çatlı o zaman, ‘‘Gazetelerde Yeşil diye geçen vatandaş bu’’ dedi.’’

    İpekçi'yi Ağca ve Çaylan vurdu

    Askeri Cezaevi'nden kaçan Mehmet Ali Ağca'nın Ankara'da, Abdullah Çatlı'ya sığındığını, onun çevresinden faydalandığını söyleyen Haluk Kırcı, ‘‘Ağca, daha sonra İran'a geçti. Orada tutunamayınca Türkiye'ye döndü. Yine Çatlı ve Oral Çelik'ten yardım istedi. İran'dan, Türkiye'ye dönen Ağca ile Ankara'da 10 gün kadar aynı evde kaldım. Ağca, gözlemlediğim kadarıyla Ülkücü tipinden çok, ideolojik anarşizme daha yatkın kişiliğe sahipti. İçinde bulunduğumuz hareketi pasiflikle suçluyor, liderini beğenmiyordu. Bir süre sonra Ağca, siyah bir Chevrolet otomobile binerek, Malatya'dan gelen arkadaşlarıyla birlikte bizden ayrıldı’’ dedi. Mehmet Ali Ağca, Oral Çelik ve Yavuz Çaylan'ın, İstanbul'daki Malatyalılar Yurdu'nda kaldıklarını ve ülkücü hareket içinde bulunduklarını belirten Kırcı, ‘‘Abdi İpekçi'nin öldürülmesi olayınının Mehmet Ali Ağca ve Yavuz Çaylan tarafından gerçekleştirildiğini biliyorum’’ dedi. Kırcı, Oral Çelik'in tam olarak olayın içinde olup olmadığını bilmediğini, ancak üçünün birlikte hareket ettiklerini söyledi.

    Özbay'la Çatlı'yı Drej Ali tanıştırdı

    Haluk Kırcı, Susurluk kasasında yaşamını yitirdiğinde Abdullah Çatlı'nın üzerinde bulunan Mehmet Özbay adına düzenlenmiş sahte kimliğin düzenlenmesini de detaylarıyla anlattı: ‘‘Abdulllah Çatlı, firari sanık olarak arandığı için aranmayan bir şahsın kimliğine ihtiyaç duydu. Tam emin değilim, kanaatime göre Drej Ali lakaplı Ali Yasak, Abdullah Çatlı'yı gerçek Mehmet Özbay ile tanıştırdı. Çatlı, Mehmet Özbay'dan kimliğini kullanmak için izin aldı.Onun bilgisi dahilinde Mehmet Özbay kimliğini çıkarttı. Bu kimlikle Çatlı'nın yeşil ve normal pasaport aldığını biliyorum. Pasaportları alırken kimden yardım gördüğünü bilmiyorum. Yeşil pasaport, Çatlı'nın, polis grubundan gelen teklifi kabul etmesinden sonra çıkartıldı. Gerçek Mehmet Özbay'la ben de birçok kez görüştüm.’’

    DEVAM EDECEK



    Etiketler: son dakika
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı