Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Asker bu duruma ne diyor acaba?

Çeşitli senaryolar tartışılıyor. Asker destekli teknokrat hükümeti kurulmasından, MGK güdümlü yönetime kadar bir dizi olasılıktan söz ediliyor. Ancak kimse askerin bu işin içine girmek istemediğini yazmıyor.

Politika boşluk kabul etmez. Mutlaka birileri çıkıp bu boşluğu doldurur.

Koalisyon ortakları durumu kontrol altında tutamadıkları izlenimi veriyorlar. Ülke’nin yönetiminde bir güven zaafı var. Siyasi otoritenin yarattığı boşluk giderek daha fazla belirginleşiyor.

Durum böyle olunca da, kamuoyunda senaryolar üretiliyor. Bürokrasi işleri bırakıyor. Kararlara imza atmaktan kaçınıyor. Kendini riske atmak istemiyor.

Tartışılan olası senaryorların önemli bölümünde de “askere” rol kesiliyor. Ya asker destekli veya dolaylı asker varlığı altında hükümet formulleri aranıyor.

Dikkatimi çekti, bütün bu tartışmalar yapılırken asker de sessizliğini koruyor. Dışardan seyrediyor, ancak yakından da izliyor.

Peki asker ne diyor?

Sivil çevrelerdeki bu senaryolarda kendilerine biçilen elbiseleri giyme merakındalar mı?

Hayır...

Türk Silahlı Kuvvetlerinde tek bir görüş yok.

Çeşitli görüşler var.

Ancak ağırlıklı yaklaşım, ekonomik krizin içine girmemek şeklinde özetlenebilir.

Silahlı Kuvvetler’deki tanıdığım komutanlar, Genelkurmay yetkilileriyle konuşan sivil çevreler ve emekli olmalarına rağmen, hem ilişkilerini sürdüren, hem de analiz gücü olan askerlerle yaptığım konuşmalar sonucunda şöyle bir manzara ile karşı karşıya kaldım:

1. Genelkurmay Başkanlığı bir süredir derin bir sessizliğin içine girmiş durumda. Avrupa Birliği ile ilişkin, geçen yılki açıklamalarından sonra ve özellikle ekonomik krizle birlikte bu suskunluğu daha arttı.

Bu tutum, TSK’nın iç politikaya müdahele ediyor görüntüsü vermekten kaçındığının en belirgin işareti olarak gösteriliyor.

MGK toplantılarında görüntü alınmasının dahi yasaklanması, dış dünyaya “askerin sivilleri karşılarına oturtup kararları aldırdıkları” izlenimi verilmemesi konusunda Genelkurmay’ın duyarlığını gösteren en tipik tutum şeklinde yorumlanıyor.

Sonuçta da, böylesine titiz davranan askerin, kendini siyasetin dışında bırakmaktaki kararlılığın arttığı belirtiliyor.

2. TSK’daki genel izlenim, içine düşülen ekonomik krizin sivil kadrolar tarafından gerçekleştirildiği ve mutfağın yine sivil kadrolar tarafından temizlenmesi şeklinde. “Biz kendimizi kullandırtmayız. Ekonomiyi bu duruma sokanlar, sorumlu olanlar faturayı da ödemelilerdir.” diyen bir General, etrafındaki subayların düşünce tarzını da şöyle anlattı:

“Bizden, sivillerin bozduğu ekonomiyi düzeltici antipatik kararları hızla almamız ve adeta sorumlulukları paylaşmamız isteniyor. Bunu artık kabul edemeyiz...

3. Asker arasındaki genel kanı, formasyonları icabı ekonomik tedavilere fazla yatkın olmadıklarından dolayı, işin içine özellikle girilmemesi yönünde. Genelkurmay’a çok yakın bir bilim adamına göre, askerin işin içine girmesiyle birlikte batıdan gelecek kredilerin daha da tehlikeye düşeceği ve zaten bozuk olan imajımızın daha da kötüleşeceği inancı çok yaygın.

SONUÇ: İZLE,
ANCAK KARIŞMA

Sonuçta, Türk Silahlı Kuvvetlerinin “bugünkü” eğilimi, ülkede ayaklanma veya sosyal patlamalar gibi büyük istikrarsızlıklar olmadıkça, siyasetin dışında kalmak. Herhangi bir direkt veya dolaylı müdahele veya dıştan destek gibi oluşumlara katılmamak yönünde.

Ülke’nin değişen koşullarının neler getireceğini kimse bilemez. Ancak, senaryo yazarlarımıza bir tavsiyem var: Askeri işin dışında tutum.

İster teknokrak, ister mutabakat hükümeti olsun, TSK, mutfağı dağıtanların şimdi dağıttıklarını toplamalarını istiyor.

İlgililere duyurulur.


X