"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Aşk olsun size çocuklar aşk olsun

TAM “Laikçi kafa yine sahnede” diyecekler. Bir de bakıyorlar ki: Sokağa çıkan çocukların “laik/İslamcı karşıtlığı” adı verilen o köhne ve bayat gerilimden haberleri bile yok.

*

Tam “Bunlar askere davetiye çıkarıyorlar” diyecekler.
Bir de bakıyorlar ki:
Sokağa çıkan çocuklar öyle rengârenk, öyle mavracı, öyle şakrak, öyle kafalarına göre takılıyorlar ki... Bu çocukların bırakın hakiyi, herhangi bir tek renge bürünmeyi arzulama ihtimalinin bile sıfır olduğunu fark ediyorlar.

*

Tam “Bunlar inançlı kadroları hazmedemiyor” diyecekler.
Bir de bakıyorlar ki:
Sokağa çıkan çocuklar “Miraç Kandili’ne saygı” bildirileri yayınlıyorlar, aralarından bazıları “Dindarım ve buradayım” diyor.

*

Tam “Bunların kökü dışarıda” diyecekler...
Bir de bakıyorlar ki:
Sokağa çıkan çocuklar süper bağlantısız, süper acemi, süper hercai ve süper naif... Bırakın kökü dışarıda olmayı, herhangi bir kökleri bile yok...

*

Tam “Bunlar 27 Mayıs özlemcisi” diyecekler...
Bir de bakıyorlar ki:
Sokağa çıkan çocukların babaları 27 Mayıs’ta dünyaya bile gelmemiş... 27 Mayıs’ın Türkiye’si, onların babalarının Türkiye’si bile değil...

*

Tam “Bunları CHP yönlendiriyor” diyecekler...
Bir de bakıyorlar ki:
Sokağa çıkan çocuklar arasında CHP’yi ciddiye alan bile yok.

*

Aşk olsun size çocuklar, aşk olsun.
Bütün ezberlenmiş tezleri, teorileri, analizleri, karşıtlıkları, stratejileri, yaklaşımları, kullanılmış bir mendil gibi tarihin çöp sepetine fırlatıp attınız.
Bütün ezberleri bozdunuz.
Her gün seksen anket yaptırarak toplumun nefes alışını bile ölçtüğünü zannedenleri allak bullak edip şaşkına çevirdiniz.

*

Sizi hiç ama hiç anlayamayan bugünün muhafazakârlarını, bir zamanlar “Nereden çıktı bu başörtülüler, her taraf onlarla doldu şekerim” diyen ve o dönemin gelişen toplumunu anlayamayan dünün laikçilerinin konumuna düşürdünüz.
Gelişen toplumun özgürlük taleplerine kulak tıkayanların, dün olduğu gibi bugün de zamana yenik düşmelerinin mukadder olduğunu gösterdiniz yedi iklim dört bucağa...
Hakikaten aşk olsun size, aşk olsun.

*

DİKKAT: Bu yazı, altı gün boyunca Taksim ve Gezi Parkı’nda yapılan eylemler izlendikten sonra yazılmıştır. Yazıda geçen “çocuklar”, Taksim ve Gezi Parkı’ndaki şenlikli protestoya katılan “çocuklar”dır. Sapmayalım, saptırmayalım.

Erdoğan burada yok diye

HÜKÜMETE destek veren bazıları şunu söylüyorlar:
Erdoğan burada yok, televizyonları izleyemiyor, gazetelere bakamıyor, kimin ne dediğini göremiyor, siz de o yüzden rahatça sallıyorsunuz.

*

Bunu diyenler
sözlerinin nereye gittiğinin farkındalar mı acaba?
Eğer Cumhurbaşkanı’ndan köşe yazarına, Başbakan Vekili’nden televizyon sunucusuna herkes...
Gerçekten de “Tayyip Erdoğan burada
yok”
diye rahatça konuşuyorsa...
Yani...
Tayyip Erdoğan
burada diye konuşulamıyor, Tayyip Erdoğan burada yok diye konuşulabiliyorsa...
Tayyip Erdoğan’a nasıl bir isim verilir kardeşim?

*

Vallaha bu kadarını Tayyip Erdoğan bile hak etmiyor.

Kraldan çok kralcı

ADAM çıkmış, “Çok para kaybettik, borsamız tarumar oldu” diye ağlaşıyor.
Oysa adına konuştuğu Başbakan bile bunu mesele etmeyerek şöyle dedi:
“Borsa bu... İner de çıkar da...”

*

Sözün özü şu:
Kral bile mesele etmiyor ama kralcı ağlaştıkça ağlaşıyor.

ABD kaşıyormuş

DİYORLAR ki:
ABD kaşıyor bu işi...
ABD... Yani Obama...

*

İyi de biraderler...
Siz değil miydiniz daha dün...

“Regaip Kandili’nde Obama ile Erdoğan Beyaz Saray’ın Cennet Bahçesi’nde buluştu... Ağlamak istiyoruz” diye yazan.

Obama-Erdoğan: Beraber ıslandık yağan yağmurda” diye lügat paralayan.

“Amerika’yı fethettik, yok böyle karşılama” diye övünen.

Hepsi ama hepsi sizin sayenizde çocuklar

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, Köşk’e çıktığı günden bu yana ilk kez ortaya çıkma, olaylara el koyma, görüşmeler yapma özgüveni kazandı ya... Sizin sayenizde çocuklar.

Bülent Arınç, hepimizi umutlandıran açıklamaları Kuzey Afrika’ya giden heyetin başındaki isimden korkmadan yaptı ya... Sizin sayenizde çocuklar.

Haber kanalları, haberin hakkını verme ve işlerini yapma cesareti göstermeye başladılar ya... Sizin sayenizde çocuklar.

O banka genel müdürü çıkıp “Ben de çapulcuyum” dedi ya... Sizin sayenizde çocuklar.

En yandaş yazarı bile ekranlarda “Şiddete bulaşmayan gösterileri tabii ki destekliyorum ama...” falan demeye başladı ya... Sizin sayenizde çocuklar.

Bu zamana kadar adam yerine konmayan, muhatap bile alınmayan şehir plancıları, Taksim Platformu üyeleri, mimarlar şimdi Başbakanlık makamında ağırlanıyorlar ya... Sizin sayenizde çocuklar.

Epeydir akıllarına gelen hiçbir soruyu soramayan Başbakanlık muhabirleri, inceden çekinerek de olsa akıllarına gelen soruları “Başbakan Vekili”ne sormaya başladılar ya... Sizin sayenizde çocuklar.

Çoktan beri gündemden düşen “Yaşam tarzlarına saygılıyız”, “Bu toplumda farklılıklar var”, “vatandaşlarımızın hepsini kucaklıyoruz” türü cümleler ortalığa bol miktardan serpiştirilmeye başlandı ya... Sizin sayenizde çocuklar.

“Medyayı fazla baskı altına almak, bunu yapan iktidarın aleyhine olur” tezi neredeyse herkesin kabul ettiği tez haline geldi ya... Sizin sayenizde çocuklar.

“Yeter artık! Kadir Topbaş’ın şahsiyeti daha fazla ezilmesin... Biz onun İstanbul Belediye Başkanı olarak daha fazla aşağılanmasını istemiyoruz” diye sesler yükselmeye başladı ya... Sizin sayenizde çocuklar.

Şu anda Gezi Parkı’nda ağaçların yaprakları acayip mutlu bir şekilde hışırdıyor ya... Sizin sayenizde çocuklar.

Herkes “çoğunlukçuluk” ile “çoğulculuk” arasındaki farkları tartışıyor, her köşeden “katılımcı demokrasi” sesleri yükseliyor ya... Sizin sayenizde çocuklar.

*

İtiraf ediyorum: Biz hiç ama hiçbir şey yapmadık, yapamadık.
Hepsini ama hepsini siz yaptınız çocuklar.

Müthiş bir ders

TAKSİM ve Gezi Parkı’nda “Miraç Kandili’ne saygı” çağrıları yükseldi.
Böylesi bir çağrının yükselmesi çok anlamlı...

*

Düşünün:
Muhafazakâr iktidar, “Miraç Kandili’nde içki içmeyin, saygı gösterin” deseydi, bu birçok insanı rahatsız eder, homurdanmalara yol açardı.
Ama işte görüyorsunuz:
İnsanların özgür seçimleri söz konusu olduğunda kendiliğinden bir duyarlılık oluşabiliyor.
“Ben zorla saygıyı sağlarım, itiraz edeni din düşmanı ilan ederim, saflarımı da sıklaştırır yüzde 50’yi sağlam tutarım”.
Toplum bu tür bir siyaseti aştı, artık bunu istemiyor.

*

Mutlakiyetçi iktidar, herkese özgürlüğün değerini öğrettiği kadar sorumluluğun değerini de öğretti.

Muhafazakâr elitizm

BÜLENT Arınç, İstanbul’un iki seçkin ailesinin düğün törenine katılmış.
Fakat dışarıda tencere tava sesleri, protestolar falan.
Zehir olmuş düğün.
Bülent Arınç açısından fark etmezmiş ama olan İstanbul’un iki seçkin ailesine olmuş.

*

İlahi Bülent Arınç...
Keşke öyle diyeceğine, “Halk plajlara akın etti/Vatandaş denize giremedi”den ilham alarak “Halk tencere tava çaldı/Vatandaş düğün yapamadı” deseydin.

X