Hürriyet Cumartesi Haberleri

    Aşk bir yoldur insanın arayış sürecidir: Sana ‘Devam et’ diyen sese verdiğin isimdir...

    Hakan Gence / hgence@hurriyet.com.tr
    10.11.2017 - 11:50 | Son Güncelleme:

    Bir Çehov klasiği olan ‘Martı’, bu yıl günümüze uyarlanmış haliyle İstanbul Tiyatro Festivali’nin açılış oyunu olarak izleyici karşısına çıkıyor. Gonca Vuslateri, Ecem Uzun ve Boran Kuzum’u bir araya getiren oyun öncesi, ekranın ve beyazperdenin popüler üçlüsüyle buluştuk. Yılların değiştirdiği aşkı ve değiştiremediği dertlerimizi konuştuk...

    Fotoğraflar: Muhsin Akgün / MA Stüdyo

    Bu oyunun yazılmasının üzerinden 120 yılı aşkın bir süre geçti. Oyunun temalarından biri de aşk. Yıllar içinde aşk nasıl bir değişim geçirdi sizce?
    Gonca Vuslateri: Bunu bana sorma artık, ‘üretim’in eşiğine gelmişim ben!

    En klişe laflardandır; ‘Günümüzün fast food aşkları’. Eskiden farklı mıymış her şey?
    Gonca Vuslateri: E Çehov da öyle yazmış Hakan. Bu işler 1800’lerde de öyleymiş. Valla bu soruya sen cevap ver bence, bütün genç oyuncular patır patır evleniyor, hepsiyle röportaj yapan sensin.

    Aşk bir yoldur insanın arayış sürecidir: Sana ‘Devam et’ diyen sese verdiğin isimdir...
    Martı’ yarın, 14 ve 15 Kasım’da Zorlu PSM’de, 27 Kasım’da DasDas’ta izlenebilir.

    Menfaatsizce iyi hissettirir

    Siz de o oyunculardansınız. Nedir bu, mesleğin zirvesindeki oyunculardaki evlenme hevesi?
    Gonca Vuslateri: Vallahi ben bayrağı zirveye diktim, bir baktım, rüzgâr eksik! Dedim ki, Burak (Ertoğan) benim rüzgârım olsun. 31 yaşındayım. Gençler anlatsın artık. Anlatın çocuklar... Çünkü ‘Martı’ oyunu bu aşk hikâyelerini hak ediyor (gülüyor).
    Ecem Uzun: Neyi anlatacağım? Aşk yaşamayalı o kadar uzun zaman oldu ki! En son ödül sonrası sana röportaj vermiştim Hakan, o zamandan beri bir şey yok.

    Altın Portakal saadet getirmiyor muymuş?
    Ecem Uzun: Yok abi, ne alakası var?
    Gonca Vuslateri: Ecem daha küçük. Zaten burada oturup aşkı anlatırsa şoka girerim. Biz ‘Küçük Sırlar’ dizisinde birlikte çalışmıştık, şimdi bu kadar büyümüş olamaz, yoksa ben mi yaşlanıyorum?

    O halde siz yapın da şu aşkın tanımını, gençler dinlesin...
    Gonca Vuslateri: İki çift laf edebilirim; 28 kere kalbim kırıldı benim, sen bilirsin... Aşk bir yoldur, insanın arayış sürecidir. Ararken sana “Devam et” diyen sese verdiğin isimdir. Bazen bir adamı sevmeye devam edersin, bazen bir başlığı takip edersin; Allah aşkı, din aşkı, sevgili aşkı... Hepsi senin frekansını, kalbini kuvvetlendiren, sana direnç getiren duygulardır. Seni besler. Menfaatsizce iyi hissettirir. Mesela Japon bir adam beş yıl önce suya, “Seni seviyorum” dedi, su coştu, kafayı yedi Hakan. İnsanın da dörtte üçü su. Aşk nasıl değiştirmesin insanı?

    Peki Ecem ve Boran arasındaki aşk dedikodularına gelirsek... Var mı arada bir kıvılcım?
    Ecem Uzun: Bu haberlerden sonra Boran’ın fanları beni linç etti ama durum farklı. Tiyatrodan çıktığımız bir gece arkadaşlarımızla...
    Gonca Vuslateri: Ben gitmedim hayatım, ben pişmişim, gece Karaköy’e gider miyim, yer miyim bunları?
    Boran Kuzum: O gece ikimizin fotoğrafı çekildi. Yoksa çok yakın arkadaşız. Bir fotoğraf üzerinden insanları yargılamak da çok ayıp.
    Gonca Vuslateri: Zaten bir rol sırasında birbirinden etkilenmek oyunculuğun etüdünde yok.

    E geçenlerde Hülya Avşar, “Öpüşme sahnelerinde beğendiğim biri varsa sete koşarak giderdim” dedi...
    Gonca Vuslateri: Konservatuvara girdiğin zaman partnerinle sahnede bir sürü klasik oynuyor; gerektiğinde öpüşüyor, gerektiğinde yakınlaşıyorsun. Bunu da bir askeri bir sistemde yaşıyorsun. Ona bir beden olarak baktığın zaman bu psikiyatrik bir konudur.

    Aşk bir yoldur insanın arayış sürecidir: Sana ‘Devam et’ diyen sese verdiğin isimdir...
    Gonca Vuslateri (solda), Boran Kuzum (sağda) ve Ecem Uzun (önde).

    Gonca Vuslateri: Ecem’i kıskanmaktan onur duyuyorum, Boran kalbimle etkilendiğim bir adam

    Nasıl bir ekip oldunuz?
    Boran Kuzum: Gonca, enerjimizi yükseltiyor. Ecem, hep kıpır kıpır.
    Ecem Uzun: Boran, o kadar efendi ki şaşkınlıkla izliyorum. Gonca, her akşam arayıp dertleştiğim güvenli alanım.
    Gonca Vuslateri: Bu çocuklar bana içimden ağlamayı öğretti. Onlara bakıp bir şeyi iyi yaptıklarını gördüğümde gururlanarak içimden ağlıyorum. Ecem kıskanmaktan onur duyduğum biri. Boran da kalbimle, beynimle etkilendiğim bir adam.

    Twitter’dan küfreden kişi meğer dokuz yaşında bir çocukmuş!

    ‘Martı’ hâlâ en gözde oyunlardan. Yıllar geçiyor, dertler değişmiyor mu?
    Gonca Vuslateri: Çehov’un dört büyük klasik oyunundan biri. Göl kenarındaki bir çiftlik evinde, farklı yaşam ve sanat anlayışlarına sahip insanların bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkan çatışmaları anlatıyor. Ortak dertlerimizle yüzleştiriyor bizi. Bütün evren tek bir soru üzerine kurulu değil mi? ‘Neden’ diye soruyoruz karşılaştığımız her şeye. Bazı yaklaşımlar, umutsuzluklar, yeniyi arayan gençlerin sıkışmışlığı dönem olarak değişmiyor. Bunun altını çiziyoruz. Yalnızca aşk değil, olağanüstü bir anne-oğul çatışmasını da konu alıyor. Kendinden küçük, ünlü bir yazarla aşk yaşayan annenin, zamanın karşısında bir kadın olarak direnişine de tanık oluyoruz.
    Ecem Uzun: Oyunu bugünün dili ve Serdar Biliş’in rejisiyle modern bir şekilde ele aldık.
    Boran Kuzum: Bunların yanında bence ‘Martı’nın en başta ele aldığı şey iletişimsizlik. Bence günümüzün en büyük dertlerinden biri bu.

    İletişim çağında yaşarken en büyük derdimiz iletişimsizlik mi?
    Boran Kuzum: İnsanlar tek başına iletişim kurmaya başladı, karşısındakini dinlemeden. Bu karşısındakinin ihtiyaç ve dertlerini anlamaya çalışmadan kurulan bir iletişim türü.
    Ecem Uzun: ‘Karşımdakinin bunu duymaya gerçekten ihtiyacı var mı?’ Bu, kocaman bir soru işareti. Kendime bunu öğretmeye çalışıyorum. Bir fikrim varsa, ‘Bende kalsın, söylemezsem bu beni de, onu da öldürmez’ diye düşünüyorum.
    Gonca Vuslateri: Ya da tacizkâr bir ‘fazla iletişim’ hali. Sosyal medyada da böyle bir acımasızlık hâkim. Artık fotoğraflarımı yoruma açmıyorum. Seneler evvel bir kız Twitter’dan bana küfür kıyamet mesajlar attı. Avukata verdim. İki gün sonra dokuz yaşında bir kızın annesi hüngür hüngür ağlayarak aradı. Sonra üzüldüm ama o kadar küçük bir kızın olabileceğini düşünmemiştim bile.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı