Gündem Haberleri

    'Aşıya talep arttı'

    A.A
    14.12.2009 - 13:33 | Son Güncelleme:

    Sağlık Bakanı Recep Akdağ, domuz gribiyle kan bağışı arasında bir ilişki saptamadıklarını belirtti.

    Sağlık Bakanı Recep Akdağ,  “Bizim gözlemimize göre önemli bir etkilenme olmadı. Düzenli kan vermek, kan hücrelerinin yenilenmesini sağlar. Bu grip ya da herhangi bir duruma karşı hazırlık açısında da aslında dezavantaj değil, avantajdır” dedi.

    Sağlık Bakanı Akdağ ve Türk Kızılayı Genel Başkanı Tekin Küçükali'nin katılımıyla, Kızılay Genel Merkezi'nde “1 Milyon İyi İnsan Aranıyor” kampanyasının 2009 yılı sonuçları açıklandı.

    Konuşmaların öncesinde Türkiye Ulusal Güvenli Kan Programı 2009 sonuçlarını içeren sunum yapıldı. Türk Kızılayı'nın, ulusal sağlık sistemine destek olarak Sağlık Bakanlığı adına ve bakanlık denetiminde, gönüllülük esasına dayalı bir insani hizmet anlayışıyla güvenli kan ihtiyacını karşılayacak sistemi kurmak ve işletmek üzere “Güvenli Kan Temini Programı” ile 2005 yılında yola çıktığı belirtildi. Son 5 yılda yapılan çalışmalar sonucunda, Türkiye genelinde 2005'te 27 olan hizmet birimi bulunan il sayısının 2010 yılında 53 il merkezine ulaşacağı ifade edilen sunumda, 1957 yılında Kızılayın bir yılda topladığı 3 bin 997 ünite kan bağış sayısının 2005'te 342 bin 146'dan 2009'da 850 bin üniteye çıktığı bildirildi.

    2009 yılı sonu itibariyle bölgesel kan bankacılığına geçildiği, fiziki ve teknik alt yapının çağdaş düzeye getirildiği, hizmette yaygınlaşma sağlandığı, kalite yönetiminin gerçekleştirildi. Kan bankacılığı bilgi yönetim sisteminin kurulduğu, plazma bileşenlerinde fraksinasyon sanayinde kullanılabilecek kaliteye erişildiği, kan bağışçısı kazanım programlarının uygulandığı, kan bağışlarının proje başlangıcına göre yüzde 148 oranında arttığı, Türkiye'de 81 hastane haricindeki kan kullanan tüm hastanelerin sisteme dahil edildiği belirtilen sunumda, 2012 hedefleri şöyle sıralandı:

    “Türkiye'nin yıllık ihtiyacı 1 milyon 800 bin'dir. Tüm kan bağışları, gönüllü kan bağışçılarından sağlanacaktır. Replasman kan alımı sona erecektir. Kan bağışlarının en az yüzde 60'ı düzenli kan bağışçıcalarından elde edilecektir. Türkiye'deki tüm kan ve kan ürünleri kalite standartları doğrultusunda bölge kan merkezleri tarafından toplanacak ve dağıtılacaktır. Kan bankacılığı ulusal bilgi yönetim sistemi, tüm kurumları kapsayacak şekilde yaygınlaştırılacaktır. Endüstriyel kullanım için yeterli miktarda ve kaliteli plazma sağlanacaktır.”
    KAN BAĞIŞI VE DOMUZ GRİBİ İLİŞKİSİ

    Bakan Akdağ, konuşmaların ardından, bir gazetecinin “Kan bağışı yapıldığında domuz gribine daha kolay yakalanmak mümkün mü?” sorusu üzerine şunları kaydetti:

    “Bizim gözlemimize göre önemli bir etkilenme olmadı. Düzenli kan vermek, kan hücrelerinin yenilenmesini sağlar. Bu grip ya da herhangi bir duruma karşı hazırlık açısında da aslında dezavantaj değil, avantajdır. Kan verirseniz güçsüz kalırsanız şeklindeki bir dedikodu, vatandaşın kan vermesini engeller veya azaltır. Halbuki bilimsel gerçek bunun tam tersidir.

    Grip hastalığında virüsün insan vücudunda yaklaşık 10 gün dolaşır. Bunun dışında hasta zaten virüs taşımayan kişidir. Dolayısıyla hepatit virüsü insan vücudunda kalıcıdır. Böyle bir kişiden kan alınmaz ama grip virüsü insanın vücudunda sürekli kalan bir virüs değildir. Gelir ve hasatlığı yapar, gider. Hastalık sırasında zaten kan alınmaz. O hastalık dönemindeyse zaten kişiden kan alınmaz”

    Küçükali de, bu soruya, “Bize gelen verilerde ve yaptığımız çalışmalarda bu domuz gribiyle alakalı kan vermenin bir ilişkisi olmadığını gördük. Bağışçılarımız düzenli olarak kanlarını veriyorlar. Şöyle bir şeyler duyabilirsiniz. İnsanların direnci azaldı gibi söyleniyor. Kesinlikle alakası yok. Biz, bu konuda bilim çevrelerinden de raporlarını aldık. 'Kan ver, sağlıklı kal ve vücut direncini artır'. Bunu unutmayalım” yanıtını verdi.

    “TALEBİ KARŞILAYACAK AŞI MİKTARINA SAHİBİZ”

    “Aşı yaptırmak isteyen kişi sayısının arttığı, ancak bazı sağlık ocaklarında aşı kalmadığı bilgisinin doğru olup olmadığı” yönündeki bir soru üzerine aşılanma konusunda çok ciddi bir talep artışı olduğunu belirten Akdağ, “Bu talepleri karşılayacak aşı miktarlarına da sahibiz. Söylenilen husus, bazen dağıtımla ilgili geçici bir eksiklik meydana gelmiş olabilir. Türkiye'de elimizdeki aşı ile önümüzdeki takvim açısından aşılanmak isteyen vatandaşlarımız için aşılarımız var ve olacaktır” dedi.

    Çeşitli bilim adamlarının ilaç firmalarına danışmanlık yaptığına yönelik haberleri de değerlendiren Akdağ, bu konuda Dünya Sağlık Örgütü'nün gerekli cevabı verdiğini belirtti. Akdağ, “Her konuda, gerçeklerle dedikoduları birbirinden ayırmak çok önemli. Bu aşı da olduğu gibi kan konusunda da böyledir” diye konuştu.

    “ÇAĞDAŞ ÜLKELERDE TÜRKİYE'NİN 5 KATI GÖNÜLLÜ KAN VERİCİSİ VAR”

    Türk Kızılayı Genel Başkanı Tekin Küçükali, Türkiye'nin kan ihtiyacının sağlanması için kan bağışı yapılmasına yönelik kampanyalar düzenlediklerini ve halkın farkındalığını artırmayı amaçladıklarını söyledi. Kan bağışının her geçen yıl arttığını, ancak hala çağdaş ülkelerinin altında olduğunu belirten Küçükali, “Her konuda merhameti yüksek olan insanlarımıza biz bu davranış değişikliğini tam anlamıyla anlatamadığımızdan dolayı çağdaş ülkelerin geresinde kaldığımızı üzülerek ifade etmek istiyorum. Çağdaş ülkelerde neredeyse Türkiye'nin 5 katı kadar gönüllü kan vericisi bulunmaktadır” diye konuştu.

    Küçükali, kan bağış kampanyalarının sadece Türk Kızılayının ve Sağlık Bakanlığının projesi olmadığını, ulusal bir proje olduğunu, bunun için de desteklenmesi gerektiğini bildirdi.

    "2010 HEDEFİ YILDA 1 MİLYON 100 BİN ÜNİTE KAN"

    Sağlık Bakanı Akdağ da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 2005'te vatandaşın kapı kapı dolaşarak kan toplamasının önlenmesi için talimat verdiğini belirterek, Türk Kızılayı ile işbirliği içinde çalışmalara başladığını anımsatttı ve kan ihtiyacının sağlanmasının hayati önem taşıyan bir konu olduğunu söyledi.

    Türkiye'de yılda yaklaşık 1 milyon 800 bin ünite kan ihtiyacı bulunduğunu anlatan Akdağ, “Bunları, artık tam kan olarak vermiyoruz. Vücuda tam kan vermek yerine alyuvarları ayrıştırıp onları veriyoruz. En doğru olan yöntem budur ve biz de bunda yüzde 90 oranına ulaşmış bulunmaktayız” dedi.

    Akdağ, Türk Kızılayı'nın geçmiş yıllarda bunun yaklaşık 300 bin ünitesini temin edebildiğini, ancak 2009'da 850 bin ünitesini karşılayabilir hale geldiğini belirterek, “Türk Kızılayı, vatandaşımızın ihtiyacı olan kanını yüzde 20'sini temin edebilirken, son bugün yüzde 50'sini temin edebilmektedir” diye konuştu.

    Özellikle Sağlık Bakanlığına bağlı ve özel hastanelerin kullandığı kanın yüzde 75'ini temin eder duruma gelindiğini dile getiren Akdağ, “Üniversite hastanelerimiz ise genellikle kanı kendileri etme gibi hususunda şu anda bir yol içerisindeler. Önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde bunlar da büyük ölçüde bu sistemin içerisine gireceklerdir” dedi.
    Akdağ, “2010 yılı hedefi olarak Türk Kızılayı'nın 1 milyon ünite hedef koyduğunu, ancak hedefin 1 milyon 100 bin üniteye çıkarılması kararını aldıklarını” söyledi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı