Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Artıramıyorsak serbest bırakalım

ELEKTRİK fiyatının artırılması gündemde. Ama, hükümet, kaçınılmaz gibi görünen bir kararı erteleyip duruyor. "Zam yapan hükümet" görüntüsü vermek istemiyor.

Basına sızan haberlere göre, elektrik fiyatlarında yapılması gereken artış hiç de küçümsenecek boyutlarda değil. Yıllardır gerekli fiyat ayarlamaları ertelendiğinden, şimdi sorun daha da büyümüş olarak hükümetin kucağında bekliyor. Zam yapılsa, bir sorun, yapılmasa, bir başka sorun.

Yine basında çıkan haberlere göre, elektrik fiyatının artırmaktan başka bir seçeneği kalmayan hükümet elektrik fiyatlarını bir biçimde serbest bırakmayı planlıyor. Henüz ne şekilde elektrik fiyatlarının serbest bırakılacağının ayrıntılarını bilmiyoruz. Ama, yaklaşım genelde doğrudur.

GEÇMİŞ DENEYİMLER

Siyasi otorite çaresiz kaldığında, sorumluluğu üzerinden atmak için serbestleşmeyi bir seçenek olarak düşünüyor
. Aslında, bu iyi bir gelişme. Bu yaklaşım 1980’lerden sonra benimsendi. Yaklaşım şöyle özetlenebilir: "kontrol edemiyorsan, serbest bırak" ya da "artırmak istemiyorsan, bırak piyasa artırsın." Bu şekilde, hükümetler sorumlu olmaktan çıkıp kabahati piyasanın üzerine atabileceğini düşünüyor olabilirler. İşin bu tarafı çok doğru değil.

1987 yılının ortasında Merkez Bankası’nın tespit ettiği mevduat faiz oranlarının artırılması gerekiyordu. Dönemin başbakanı rahmetli Turgut Özal şiddetle karşı çıktı. Çözüm olarak faizlerin serbest bırakılmasını istedi. Teknisyenlerin muhalefetiyle karşılaştı. Kendisi de galiba biraz korktu. Faizlerin birkaç puan artırılmasıyla durum idare edildi.

1988 yılı ortasında benzer bir durum yeniden yaşandı. Bu kez, Turgut Özal faizlerin serbest bırakılmasında kararlıydı. 1988 sonbaharında mevduat faizleri serbest bırakıldı. Bankacılıkta mini bir kriz yaşandı. 1994 bankacılık krizi ile 2001 Krizi’nin arkasında az ya da çok mevduat faizlerinin alt yapısı hazırlanmadan zamansız bir biçimde serbest bırakılmasının etkileri küçümsenemez. Ama, serbestlikle sorumluluğun bittiği anlamı çıkarıldı. Bu yanlıştı.

Petrol ürünlerinin fiyatlarının belli bir formül içinde serbest bırakılması da bu sektörde "fiyat ayarlamaları" yapmanın hükümetleri zorladığı bir aşamada yapıldı. İyi de oldu. Fiyat ayarlamalarındaki gecikmelerden kaynaklanan karmaşa önemli ölçüde giderildi. Şimdi, hükümetler petrol ürünleri fiyatları üzerindeki vergiler yoluyla tüketicilere yansıyan fiyatlarla oynayabiliyorlar.

ÇÖZÜM KAÇINILMAZ

Elektrik fiyatlarının belli bir biçimde serbest bırakılması da, petrol ürünleri piyasasında olduğu gibi, kamu finansmanını rahatlatıcı bir rol oynayabilir
. Hükümetler "zam yapan otorite rolü" oynamak istemediklerinden, fiyat artışlarının sorumluluğu piyasalara bırakılabilir. Ama, en önemlisi, ekonomideki kaynak dağılımı gerçek maliyetleri yansıtan bir yapıya kavuşturulabilir.

Bir şekilde elektrik fiyatlarının serbest bırakılması bugünkü soruna çözüm değildir. Fiyatların artması gerekiyorsa, yöntem ne olursa olsun, fiyatlar artacaktır. Aksi takdirde, kamu finansmanı giderek altından kalkamayacağı yükleri üstlenmek durumunda kalacaktır.

Zaten bozulan kamu finansmanı vergilendirilen kesimlerin daha da fazla vergilendirilmesi yoluyla düzeltilmeye çalışılırken, elektrik gibi ekonomideki kanayan yaraların tedavi edilmelerinin ertelenmesi sorunları daha da ağırlaştıracaktır.
X