"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Artık yorgunluk yorgunu olduk

Biz aslında oldum olası yorgun bir milletiz.

Önce uzun seneler Orta Asya’dan Anadolu’ya göçlerle yorulduk. Sonra Afrika, Asya, Avrupa fetihleri derken 600 yıl süren uzun bir yorgunluk dönemi daha yaşadık. Şiirlerimizde bile 40-50 yıl önce yorgunluk vardı: “Gurbetten gelmişim yorgunum hancı, Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş...”

YORGUNLUKTAN yakınanlarımız son yıllarda daha da arttı. Genç, yaşlı, zengin, fakir, çalışan ya da işsiz olun fark etmiyor. Herkes az veya çok, kısa ve uzun süreli yorgunluklardan yakınıyoruz.

Bu durumun nedeni bence yaşadığımız stresler. Ruhsal dengeyi altüst eden gel-gitler. Yani sorun daha ziyade “psikolojik,” az biraz da “motivasyonel eksiklik.” Yorgunluğun ortak bir tanımı yok. Genel olarak bitkinlik, güçsüzlük ve enerjisizlik hali yorgunluk olarak ifade ediliyor.

Yorgunluğun –bana göre- üç temel sebebi var: Bedensel sorunlar –bu duruma fiziksel yorgunluk da deniyor-, psikolojik problemler –ruhsal yorgunluk olarak tanımlanıyor- ve motivasyon eksikliği motivasyonel yorgunluk diyebiliriz.

Fiziksel yorgunluk hali genellikle bedensel hastalıkların bir neticesi olarak ortaya çıkıyor ve çoğu zaman ağır bir çabayı, bir egzersizi, bedensel bir aktiviteyi takiben kendini gösteriyor. Nedeni bazen bedendeki hastalıklar, bazen de gereğinden çok yapılan bedensel aktiviteler ya da birdenbire yüklenilen egzersiz çalışmaları olabiliyor. Eğer vücudunuzda herhangi bir sorun varsa bunun ilk işareti yorgunluk oluyor. Hormonal yetersizlikler (örneğin tiroid bezi yetersizliği, böbreküstü bezi tembelliği gibi durumlar), kansızlık gibi sorunlar, organ yetmezlikleri (örneğin karaciğer, böbrek, kalp ya da akciğer yetmezlikleri), enfeksiyonlar, bazı kanserler, sinir sistemi ve kas sistemi hastalıkları fiziksel yorgunluğa yol açabiliyor. Fiziksel yorgunluğa yol açan hastalık veya sorunların listesini uzatmak mümkün: Hipoglisemiler, kalsiyum, potasyum ve sodyum dengesizlikleri, magnezyum eksiklikleri, alkolizm, madde bağımlılıkları, yüksek dozda kafein alışkanlığı, sigara kullanımı fiziksel yorgunluğa neden olabiliyor. Şeker hastalığının, uykusuzluğun, kan basıncı düşüklüğünün de fiziksel yorgunluk nedeni olabileceği aklınızda olsun.

Ruhsal yorgunluk daha yaygın

Ruhsal, yani psikolojik yorgunluğa gelince... “Stres” çağımızın en etkili “yorgunluk makinesi” haline geldi. Uzun süren ve tekrarlayan stresler enerjiyi bitiriyor, direnci azaltıyor. Özellikle gerginlik, güvensizlik, kızgınlık, nefret, mutsuzluk gibi duyguların yoğunlaşıp uzun sürmesi enerjimizi bitiriyor, ruhumuzu yoruyor. Yorgunluk depresyonun da önemli bir belirtisi. Hatta bazen uzun süre sadece ilk ve tek işareti olabiliyor. Yorgunluğun mevsimlerle de ilişkisi var. Psikolojik yorgunluğa kış aylarında daha sık rastlanıyor. Sıcaklık ve ışık azalmasının beyinde üretilen bazı hormonlar ve kimyasalların dengesini bozduğu ve bu durumun yorgunluğa neden olduğu belirtiliyor. Bahar yorgunluğu ise bambaşka bir konu. Özellikle ilkbaharın ilk haftalarında ortaya çıkan ve bir süre sonra kendiliğinden sönen bir psikolojik yorgunluk tipi.

Kontak anahtarı

Motivasyonel yorgunluğa gelince, beden ve ruh sağlığınız ne kadar iyi olursa olsun eğer motivasyonunuz yoksa (yani duygusal ve fiziksel aktivitelere katılma arzunuz eksikse) kendinizi yorgun hissetmeye başlıyorsunuz. Özellikle uyku sorunu olanlarda, hareketsiz bir yaşam sürenlerde, depresyon eğilimi gösterenlerde sık görülen bir sorun. Bedensel ve ruhsal sağlığınız mükemmel olsa da motivasyonunuz yeterli değilse yorgunlu kaçınılmaz hale gelebiliyor. Çünkü beden ve ruhu ateşleyen kontak anahtarı görevini “motivasyon” üstleniyor.

Kısacası yorgunluğun enfeksiyondan kansere, kansızlıktan hipotiroidiye, tansiyon düşmesinden hipoglisemiye, uyku apnesinden sigara içmeye ve motivasyon eksikliğine kadar birçok nedeni olabiliyor. Ama gözden kaçan önemli bir neden daha var: Adrenal yorgunluk!

Adrenal yorgunluk

Bana sorarsanız sorunun son yıllarda bu ölçüde yayılmasının nedeni adrenal yorgunluktur. Adrenal yorgunluk oldukça yeni bir kavram. Kanıta dayalı tıp uygulamasının görmezden geldiği ama çoğu hekimin varlığından ciddi oranda şüphelendiği bir tablo. Belki de bir sendrom. Özellikle sık tekrarlayan streslerin, yoğun ve yarışmaya dayalı yaşam biçiminin, statü ve ekonomik kaygıların, iş, eş ve sosyal hayattaki gelgitlerin adrenal yorgunluğu tetiklediği düşünülüyor. Tekrarlayıp duran bu medcezirler ve neticede sık sık maruz kalınan adrenalin ve kortizol banyoları vücudu bir süre sonra yorgun düşürüyor. Yorgun düşen yalnızca vücut da değil. Muhtemelen böbreküstü bezleri de zamanla yoruluyor.

Bu durum çoğu zaman tansiyonda düşme eğilimi, özellikle ayağa kalkınca tekrarlayan baş dönmesi şikâyetleri, öğle saatlerinden sonra belirginleşen yorgunluk yakınmaları, bitkinlik, enerjisizlik nöbetleri ile kendini gösteriyor. Eğer zamanında fark edilip hazırlayıcı nedenler ortadan kaldırılmazsa ya da destek tedavileriyle duruma el konulmazsa adrenal yorgunluk bir süre sonra içinden çıkılmaz bir hale gelebiliyor. Öyle ki bazı kişiler bu durumu “parmağımı oynatacak gücü bulamıyorum” şeklinde ifade edebiliyor.

Yorgunluğun önümüzdeki dönemin en önemli sağlık sorunlarından biri olacağı kuşkusuz.


Yorgunlukla nasıl  baş edeceksiniz

 

Beslenme yanlışlarınızı düzeltin, öğün atlamayın, sık ve az yiyin.

Aktiviteyi ihmal etmeyin, düzenli yürüyüş alışkanlığı edinin. İmkân bulursanız aktif egzersiz çalışmalarına katılın.

İş yaşamınızı gözden geçirin, stres yaratan faktörleri azaltmaya gayret edin.

Uykunuz ve istirahatınız konusunda dikkatli olun.

Alkol kullanmayı bırakın, sigarayı terk edin.

Tükettiğiniz kafein miktarını gözden geçirin.

Tatil yapmak, huzura odaklanmak, iyimser bir bakış açısı kazanmak, keyif veren ortamlarda bulunmak, müzik dinlemek ve benzeri herkese iyi gelen çabalar konusunda yoğunlaşmaya gayret edin

X