Artık vesayetten kurtulmalıyız

Hürriyet Haber
20.03.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

Açık söylemek icap ederse Türkiye, 28 Şubat 1997'den beri iyi sıhhatte olsunların vesayeti altında yaşadı. Ben yakın geçmişi karıştırmak istemiyorum. 28 Şubat sonrası ya da 28 Şubat'a götüren süreçte şu bunu yaptı, bu şunu yaptı diye hesaplaşmak istemiyorum. Zaten tarihin işi bunları yazıp çizmektir.

Ama şimdi görüyorum ki, 28 Şubat ve sonrasını fena halde fiştekleyenlerin çoğu, bundan pişman olmuşlardır. Bir takım şeylerin kabak tadı verdiğini, artık herkesin kendi görevine dönmesi gerektiğini açıkça söylemekten çekinmemektedirler.

Demek ki artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Türkiye'de birtakım yalakalar dışında onurlu hiç kimse, demokrasi dışında bir yönetim tarzı istememektedir.

Ve insanlar artık anlamışlardır ki demokrasi, insanın kendi varlığını hissedeceği düzenin adıdır. ‘‘Ben varım’’ diyebileceği düzenin adıdır.

Kendini, kafalarda yaratılmış bir Leviathan'a kurban adamadığı düzenin adıdır. İnsanın insanlığını anlayabileceği düzenin adıdır.

Ve işte insanın özüne müdahale edenlerin anlayamadıkları gerçek budur. Bir anda kendilerini kurtarıcı görenler, sonraları insanların sadece kendilerini kurtarmak istediklerini anlayacak ve onların kendilerine daha başka bir gözle baktıklarını kavrayacaklardır.

Türkiye'de şu andaki durum işte budur.

* * *

Tayyar Şafak adını iyi biliriz. Akşam Gazetesi'nde köşe yazarıdır.

Ben onu hiç unutmam. Yıllar önce TRT'de Haber Müdürü'ydü.

Ben hapisten yeni çıkmış ve Hürriyet'te TV muhabirliğine başlamıştım. O sıralar TRT'ye gazeteciler izinle alınıyorlardı. Sivil savunmacıların astıkları astık, kestikleri kestikti.

Bir gün yukarı çıkmak istedim; izin vermediler. Tayyar Şafak beni bekliyordu, telefon ettim.

Sivil savunmacıları aradı ve onları adeta perişan ederek beni yukarı çıkardı. Yiğit ve dürüst bir adamdı.

Geçen gün Akşam'da bir yazısını okudum.

‘‘Neyin darbesi yapılacak’’ diyordu. ‘‘Türban darbesi mi? Bunun adına ne darbesi denecek? Olsa olsa ‘Çaput darbesi!’’’

Gazeteyi coşkuyla kucakladım. Tayyar Ağabey'in resmini öptüm.

‘‘Çaput darbesi’’ lafı kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.

Tayyar Ağabey de böyle bir şeyi yazmazdı ama; bu sözleri yazmıştı.

Çünkü artık zorunlu kalmıştı. Baskıyı insanlığının özünde hissetmişti.

Öze dokunursanız, her şeyi göze almışsınız demektir.

* * *

Mesut Yılmaz'ın çıkışları da öze dokunulmasından kaynaklanır.

Yılmaz seçimle değil atanma ile gelmiştir. Ama bir noktaya kadar tahammül etmiştir. Şimdi ona saygı duyuyorum.

Tüm siviller, başta hukuk kurumları olmak üzere, silkinip kendilerine gelmeli ve kenetlenmelidirler.

Yargıtay'dan başlayan silkinme tüm mahkemeleri sarmalıdır.

Artık ‘‘üstünlüğün hukuku’’ yerine ‘‘hukukun üstünlüğü’’ konmalıdır.

İnanırsak, bunu kolayca başaracağız.













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı