Artık kurban kesmek istemiyorum

Hürriyet Haber
06.04.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

Oysa çocukluğumda, kurban bayramlarını ne kadar severdim? Çünkü bu sevginin içinde kısa sürede ayrılacak olmanın buruk hüznü vardı.

Melek Hanım, bazen beni de kurban almaya götürürdü. O zaman bayramlar ilkbahar ya da yaz aylarına denk gelmiş olurdu. Bayramdan birkaç gün önce kurbanlıkları satın alırdık.

Kurbanlık koçlar, belki de dünyanın en güzel gözlü yaratıklarıydılar. Onları başları ayrı yerlere gelmek kaydıyla faytonun içine koyar ve sıkı sıkı tutardık. Benim doğduğum bağ evimize gelinceye kadar hiç sesleri çıkmazdı.

Sonra kâhya Musta Efendi onları ‘‘saya altı’’ denilen yere bağlardı. Ara sıra melemelerini işitirdim.

Melek Hanım'ın izniyle önlerine taze ot ve su koyardım. Bazen doğranmış karpuz kabukları verdiğim de olurdu.

Sonra onlara aklımdan isimler takardım. Ama bu isimleri kimseye söylemezdim. Deneyimlerimle biliyordum ki, en çok birkaç gün içinde hayata veda edeceklerdir.

Ve inanırdım ki, sırat köprüsünü onların sırtında geçeceğiz.

O halde iyi beslenmeleri, güçlü olmaları gerekirdi.

* * *

Bayramın ilk günü sabahı yapılan kesim olayını anlatmak istemiyorum. O sahneler bende derin izler bırakmışlardır.

Gene de olaya gözümü kırpmadan bakardım. Alnıma sıcak kan sürülünceye kadar kılım kıpırdamazdı.

O zaman gözlerimden birkaç damla ılık yaş akardı. Bazen kurbanların bir kenara konulmuş kellelerinde hâlâ açık duran gözleriyle bakışırdım. Sanki aramızda gizli bir hesaplaşma yaşanırdı.

Bir ağaca çengelle asılmış kurbanlıkların derileri özenle yüzülür ve Türk Hava Kurumu'na verilirdi.

Sonra kavurma ve bumbar faslına sıra gelirdi. Ben en çok bumbarı severdim. Melek Hanım etlerin büyük çoğunluğunu fukaraya dağıtırdı.

Kurban kesilirken dudaklarının kıpırdadığını görürdüm. Kimbilir hangi duaları okurdu.

Her şey bitince benim saçlarımı okşar ve içeri alırdı.

Kitap okumaya dalar giderdim.

* * *

O zamanlar, ‘‘Büyüdüğümde ben de kurban keseceğim'' diye düşünürdüm.

Ama gençliğim ve sonrasında mapusluklar, yoksulluklar, çileler derken bir türlü kurban kesecek duruma gelemedim.

Bu yıl kurban kesecek param vardı ama kesmek istemedim. Çünkü derisini Türk Hava Kurumu'na vermem için dayattılar.

Böyle yapmasalardı kurban kesecek ve derisini cümle yolsuzluk iddialarıyla malul bu kuruma asla vermeyecektim. Kurban kesmiş olsaydım, derisini ODTÜ'deki Olcay Birgül Vakfı'na bağışlayacaktım. Ne var ki onu da yasak ettiler.

Kurban bayramını bir yasaklar ve dayatmalar zindanına çevirdiler.

Ben çocukluğumdaki kurban bayramlarını özlüyorum.

İnşallah çocuklarımız o bayramlara erişeceklerdir.













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı