Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Artık İslam Avrupa’da da kalıcı

    ANKARA
    14.01.2015 - 01:20 | Son Güncelleme: 14.01.2015 - 00:38

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Paris’teki Charlie Hebdo yürüyüşüne hasta olduğu halde katıldığını belirterek, “Çok rahatsızdım. Ama Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın o resimde olması lazımdı. Katıldığım için birçok lider gelip beni tebrik etti” dedi.

    Almanya dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Davutoğlu, “Artık İslam Avrupa’da da kalıcı. Müslümanları, Avrupa’dan geçici göçmen gibi göndermek mümkün değil” diyerek özetle şunları söyledi:

    RESİMDE OLMAMIZIN ÖNEMİ

    “Paris’teki yürüyüşe biz de katıldık. Çünkü resimde bizim olmamızın, hem dünya için önemi var hem Avrupa’daki Müslümanlar ve Türkler için hem de Fransa-Türkiye ilişkileri için. Şimdi Ahmet Davutoğlu olarak söylemiyorum, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın o resimde olmamış olmasının ikâme edebileceği herhangi bir şey yok. Bunlar, tarihe belli kayıt düşme alanıdır. Beyaz Saray, özür yayınlamış. Bu sıradan bir dayanışma değil. Fransa İslam Konseyi üyeleri büyükelçilikte beni ziyaret ettiler, onun Cezayirli, Faslı yönetim kurulu üyeleri geldi. Dediler ki: ‘Biz sizin katılma kararınızı duyduğumuz anda katılma kararı verdik. Çünkü orada bulunduğunuz anda orada bulunan bütün Müslümanlara o meşruiyeti kazandırmış oluyorsunuz.’ Bu aslında Türkiye’nin taşıdığı önemi gösteriyor.

    KOLEKTİF SUÇ ATFETMEK İSTİYOR

    Fransa’daki Türk sivil toplum kuruluşlarıyla yaptığım toplantıda da, ‘Gelmeniz bizi Fransa, Fransız toplumu nezdinde çok güçlendirdi’ dediler. Belli kesimler, Avrupa’da Müslümanlara, Türklere, kolektif bir suç atfetmek istiyorlar. Yani birisi hata yapınca bütün Müslümanlar, bütün Türkler hatadan sanki hissesi varmış gibi, Murdoch’ın açıklamasındaki gibi, benzeri böyle bir durum var. Yarın siz işe gittiğinizde Fransızlar, Müslüman olduğunuz için size yan gözle baktığınızda, ‘Benim Başbakanım da törendeydi diyebilmeniz için buraya geldim’ dedim. İsim olarak zikretmeyeyim ama birçok lider geldi, teşekkür ettiler. Bu Türkiye’nin ağırlığını gösteriyor. Bu bakımdan o gayet açık mesajdı, bütün dünyaya.

    ZİHİNLERDE TEDİRGİNLİK VAR

    Liderler düzeyinde bakıldığında ben samimi kaygı hissediyorum. Avrupa kıtası, tarihte en büyük acıların, dinler savaşından çıktığını biliyor. Protestan-Katolik savaşı, 30 Yıl Savaşları, Yüzyıl Savaşları, hep dini farklılıkların ortaya çıkardığı mezhep savaşlarıdır. Dolayısıyla zihinlerde çok güçlü bir iç tedirginlik var, bunun yol açabileceği şeylerle ilgili. Artık İslam Avrupa’da da kalıcı. Müslümanları, Avrupa’dan geçici göçmen gibi göndermek mümkün değil artık. Dresden’de PEGIDA’nın verdiği mesajlar son derece ürkütücü.

    KAMUOYUYLA PAYLAŞACAK HUSUS YOK

    (4 eski bakanla görüşmesi) 2 şeyi ben sürekli vurguladım. Biz 4 bakanla ilgili Soruşturma Komisyonu’na müdahil olmadık. Basın yasağı geldiğinde de ben açıkladım: Komisyonu herkesin rahat bırakması ve tamamıyla komisyon üyelerinin, komisyona verilen yetki ve o yetkinin kullanılışı anlamında, süreç konusunda söz sahibi olmalılar. Kimse bu anlamda yönlendirici bir şeyde bulunamaz. Bu anlamda komisyon üyeleriyle görüşmem ya da müdahil olmam söz konusu olmadı. Ayrıca soruşturma komisyonu siyasi ve etik bir değerlendirmenin ötesinde teknik ve hukuki bir değerlendirme yapıyor. Bu anlamda da kanaatleri bir karar halinde kamuoyuna paylaştı. Genel Kurul’da grup kararı alınması ve yönlendirmede bulunulması doğru değil. Ben herkesle konuşurum. Ama ne konuştuğum, ne tür konuları ele aldığım gibi hususlar, sadece beni ve görüştüğüm kişileri ilgilendirir. Sadece bakan değil, milletvekili, teşkilat mensubu herkesle, her an görüşmemden daha doğal bir şey olmaz. Bu anlamda kamuoyuyla paylaşacak bir husus olduğunu düşünmüyorum.

    ÇÖZÜM SÜRECİ DAHA DİKKATLİ YÜRÜYOR

    Çözüm Süreci bağlamında, son 4-5 ay içinde yaşadıklarımız birçok açıdan önemli tecrübeler oldu. 2 aydır daha dikkatli yürüyen bir süreç olduğunu söyleyebiliriz. Son derece olumlu atmosfer var. Ne kadar zamanda netice alırız? Tarih verip daha önceki tecrübelerden hareketle, gerekli gereksiz bu süreci olumsuz anlamda etkilemek isteyenlere fırsat vermemek lazım. Görüşmeler bir tarafla değil, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da birçok tarafla sürüyor. Nihai kertede silahsızlanmanın olmadığı bir sürecin başarılı veya anlamlı olması mümkün değil. Mutlaka bu süreç içinde silahlar terk edilecek. Türkiye’de demokratik siyaset yapmak için her türlü imkan varken, silaha başvurulmasını demokrasiye inanan kişi ya da grubun savunması mümkün değil. ”

    Neonazi cinayetlerine ‘Katolik terörü’ demedik

    BAŞBAKAN Davutoğlu, dünkü grup toplantısında da terörün herhangi bir şekilde İslam’la veya herhangi bir dinle yanyana anılmasına kesinlikle izin vermeyeceklerini söyleyerek, özetle şöyle konuştu: “Norveç’te bir Türk kızının da öldüğü terör saldırısı için ‘Hıristiyan terörü, Avrupa terörü, Norveç terörü’ ya da Neonaziler 9 Türk vatandaşını ırkçı saikle katlettiğinde ‘Katolik terörü, Alman terörü’ demedik. Terör nerede olursa olsun kim tarafından yapılmış olursa olsun bizim için bir insanlık suçudur ve teröre karşı her yerde her zaman sesimizi yükseltmeye, dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz.

    AVRUPALI KİMLİĞİMİZ

    Biz Avrupalıyız, Avrupalı olmaya devam edeceğiz, Avrupa’nın meselesi bizim meselemizdir. Biz orada bulunmakla şunu haykırdık, İslam Avrupa’nın asli dinidir. Gerek Hollande’a, gerek Merkel’e teşekkür ediyorum. Hollande, terörün İslam’la özdeşleşemeyeceğini vurguladı, Merkel de, ‘İslam Almanya’ya ait dindir, ben de herkesin başbakanıyım’ dedi. Her türlü yabancı düşmanlığına karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Paris’te oluşumuz Avrupalı kimliğin ayrılmak parçasıdır.

    ÖLDÜRÜLENİN ADI AHMET

    Üçüncü mesajımız da Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızaydı. Sahipsiz, yalnız değilsiniz. Arkanızda hakkınızı hukukunuzu koruyacak şefkatli ve kudretli Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. Biz bu oyunu bozduk. Taşıdığınız Ahmet, Muhammed ismiyle gurur duyun. Çünkü bu katillerin öldürdüğü bir polisin adı da Ahmet’ti.

    İSRAİL BAŞBAKANI GAYRİSAMİMİ

    Bazıları bizim İsrail Başbakanı’yla niye orada bulunduğumuzu sorguluyorlar, biz meydanı onlara bırakmayız, insanlık neredeyse biz orada olacağız, bizim orada olmamız ne kadar doğalsa ne kadar samimiyse İsrail Başbakanı’nın orada olması o kadar anormal o kadar gayrisamimidir.” Turan YILMAZ / ANKARA

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı