Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Artık insan olmak zor

    A.ÖMER TÜRKEŞ
    04.05.2017 - 11:39 | Son Güncelleme: 04.05.2017 - 11:40

    1948’deki ölümünün üzerinden 60 yıl geçmesine rağmen ülkesinde hâlâ büyük bir okur kitlesine seslenen Japon yazar Osamu Dazai, ‘Buruk Ayrılık’ romanında Doğu toplumlarının geri kalmışlığını sorguluyor. Uzun diyalogların ve manzara tasvirlerinin şiirler ve şarkılarla süslendiği zarif, ele aldığı meselelerle yakıcı bir anlatı

    Öykü ve romanlarının hemen hepsi yakıcıdır Osamu Dazai’nin ama hiçbiri hayatı kadar trajik değildir: Asıl adı Şuuci Tsuşima olan Osamu Dazai, Tsugaru Yarımadası’nda küçük bir kasaba olan Kanagi’de -1909 yılında- doğdu. Köklü ve zengin bir ailenin onuncu çocuğuydu. Küçük yaşta aile gelenekleriyle çatıştı, siyasi kariyer yapmak yerine edebiyatla ilgilenmeyi tercih etti. İlk öyküleri dergilerde yayımlanmaya başladığında 17 yaşındaydı. Tokyo Üniversitesi Fransız Edebiyatı Bölümü’ne kaydını yaptırdı. O sıralarda kısa öykü yazarı Ryunosuke Akutagawa’ya hayranlık duyuyordu ve onun etkisiyle Marksizmle tanıştı, ardından illegal Komünist Parti’ye üye oldu. Kısa süre sonra tutuklandı. Ailesi serbest bırakılmasını sağlamakla birlikte Dazai’yi evlatlıktan red etti. Yazarlık kariyerinde olumlu gelişmeler olmakla birlikte hayatını sürdürmekte zorlanıyordu. Okulu yarım bırakması, Ryunosuke Akutagawa’nın intiharından etkilenerek kalkıştığı başarısız intihar girişimi, akıl hastanesinde yatırılması, alkole bağlanması, verem hastalığı, bir geyşa ile evlendiği için ailesi tarafından ikinci kez evlatlıktan reddedilmesi... Öte yandan yakasını hiç bırakmayan alkol ve uyuşturucu sorunuyla, zihninden hiç çıkmayan intihar takıntısıyla yaşamayı sürdüren Dazai’nin edebiyat kariyeri bütün olumsuz koşullara rağmen yükselişe geçmişti. Başarısının ardında ona ‘artık insan olmak zor’ dedirten kendi deneyimlerini dile getirmesinin rolü vardır. Bu tarzıyla Dazai, Japonya’da ‘I-novel’ denilen anlatı geleneğinin en büyük ustalarından sayılır. 

    Savaştan hemen sonra Dazai popülerliğinin en yükseğine ulaştı. 1947’de en tanınmış eseri ‘The Setting Sun’ı yayımladı. Ancak sağlığı hızla kötüye gidiyordu. Türkçeye ‘İnsanlığımı Yitiriken’ ismiyle çevrilen yarı-otobiyografik romanı ‘No Longer Human’ı büyük zorluklarla tamamlayabildi. Bu romanında hayatının seyrini değiştirme imkansızlığının umutsuzluğu ile kendi kendini yok etme yolunda ilerleyen bir adamın hikâyesini duygusallıktan uzak ve çok gerçekçi ayrıntılarla anlatan Dazai, bir ay sonra karısı ile birlikte son kez intiharı deneyecekti.

    Bilim, sanat ve siyaset
    ‘Buruk Ayrılık’, Kuzey Japonya Tohoku Bölgesi’nde köy doktorluğu yapan yaşlı bir adamın öğrencilik yıllarında tanıştığı -artık Rocin adıyla tanınan ünlü bir yazar olan- Çinli arkadaşı Zu ile ilgili anılarının/izlenimlerinin aktarılması biçiminde kurgulanmış.
    Anlatıcı Takaşi Tanaka, Tohoku Bölgesi’ndeki küçük bir kale kasabasının ortaokulundan mezun olduktan sonra bölgenin en büyük kenti Sendai’a gelerek tıp uzmanlık okuluna girmiştir. 1904 yılı sonbaharı. Taşradan gelmenin -özellikle şivesinin- verdiği sıkıntılar nedeniyle okulun ilk günlerinde kendisine arkadaş edinemeyen Tanaka, kent çevresini gezerken tanıştığı Zo ile kısa zamanda arkadaşlık edinir. Çinlidir Zo. Kendisini ülkesinin geri kalmışlıktan kurtulmasına adamış bir idealist. Japonya’ya gelip tıp eğitimi görmesindeki amaç geri kalmışlığın çözümünün bilimde olduğuna inanmasıdır.
    Japon-Rus savavaşının sürdüğü, Çin’in ayaklanmalarla kaynadığı sancılı bir dönemde Zo da diğer Çinli öğrenciler gibi devrim fikrine bağlıdır. Ne var ki kuşkulu, sorgulayıcı kişiliği, geleneklere karşı eleştirel tutumu nedeniyle ne Çinliler ne Japonlar arasında bir yer edinebilecektir. Zaman ilerledikçe bilim sayesinde ülkeyi kurtarmak tezinden vazgeçen Zo’nun ilgisi siyasetten ziyade eğitime, halkın eğitimine odaklanır. Bunun en iyi yolu da edebiyattır.
    Onun edebiyata karşı duyduğu ilgi günden güne güçlenirken, ülkesinin gençlerinin devrim haykırışı bir an bile yüreğinden silinmeyecektir; “Tıp, edebiyat ve devrim, farklı bir söyleyişle, bilim, sanat ve siyaset...”

    ‘I-Novel’ ya da ‘Ben-Roman’
    Roman kahramanı bir Çinli. Çin’in az gelişmiş yapısı ve geleneklere bağlılığı Dazai’nin tartışmaya açtığı meseleleri daha görünür kıldığı için seçmiş Çin’i. Ancak Çin üzerinden Japonya’yı, kendi kavgasını, kendisini kuşatan dışlanmayı ve inançlarını dile getiriyor.
    Dazai’nin yalnızlık, yabancılık, bunalım gibi temalara ağırlık vermesi çağdaşı Avrupalı yazarlarla, hatta varoluşçu düşünceyle ilginç benzerlikler gösterir. Bu yaklaşım aynı zamanda Japon edebiyatının ‘I-Novel’ ya da ‘Ben-Roman’ akımının karakteristiğidir. Başlangıcı 1906, 1907 yıllarında yazılan Shimazaki Toson’un ‘Hakai’ ve Tayama Katai’nin ‘Futon’ romanlarına kadar uzanmakla birlikte akımın en önemli yazarları Osamu Dazai ve çağdaşlarıdır. ‘Ben Roman’, anlatılan olayların yazarın hayatındaki olaylara dayandığı bir tür ‘itiraf’ edebiyatıdır ama elbette biyografinin dolaysızca hikâye edilmesi anlamına gelmez. Belki de bunun en iyi örneği de -içinde Dazai’nin yaşanmışlığını bulup çıkartmanın neredeyse imkansız olduğu- ‘Buruk Ayrılık’tır. Kendi hikâyesini başkalarının hikâyesi gibi anlatır Dazai. Hatta evrensel bir boyut katar. Buna karşılık ‘Ben-Roman’ın toplumun ve yazarın karanlık yanını ortaya koyması biçiminde özetleyebileceğim özelliği ‘Buruk Ayrılık’ta açıkça görülebilir.
    ‘Buruk Ayrılık’ın kahramanı Zo, tıpkı ‘İnsanlığımı Yitiriken’in kahramanı gibi modern dünyaya fırlatılmış, dünyaya faydalı olmak isteyen ama kendi yolunu çizmekte zorlanan entelektüel bir kişilik. Kendisini insan türünden uzak hisseder ve üzülür. Oysa tıpkı diğer Dazai roman kahramanları gibi onun insan oluşunu ortaya koyan da insanlık dışı oluşudur. Çünkü geçmişin geleneklerini kendi eşitsiz yapısını sürdürmek için miras alan yaşadığı çağın zihniyet dünyası, baskıcı ve tektipleştirici atmosferi insan olmanın koşullarını ortadan kaldırmış, bireyi kendi özüne yabancılaştırmıştır. Neredeyse metafizik bir yabancılaşmadır bu. Osamu Dazai’nin ‘Ben’i işte bu yabancılaşmada saklıdır.
    Osamu Dazai’nin edebiyata yüklediği değer onca hikâye ve roman yazmış birisinin dünyayı değiştirememekten duyduğu düş kırıklığını yansıtması açısından önemli. Aslında edebiyata gerçekten değer veren herkesin yaşadığı bir düş kırıklığı... Dazai ‘Buruk Ayrılık’ta bireyin trajedisini sade bir dil, dingin bir hikâye ve edebiyat lezzeti katarak anlatırken bir çağı ve o çağın insanını canlandırmayı başarıyor.

    Artık insan olmak zorBURUK AYRILIK
    Osamu Dazai
    Çeviren: Hüseyin Can Erkin
    Japon Yayınları
    176 sayfa, 18 TL

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı