"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Artık herkes kendi görevine

Ertuğrul ÖZKÖK

Aşağıda anlatacağım olay, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin terfi konusuna bakış açısını gösteren en çarpıcı örneklerden birisidir.

Olay, 1973 yılında başlıyor.

O yıl yapılan seçimleri, başında Bülent Ecevit'in bulunduğu CHP kazanıyor.

TERFİLERE KARIŞMAYIN

Ancak CHP'nin kazandığı milletvekilliği sayısı, tek başına hükümeti kurmasına yetmiyor. Koalisyon hükümeti de kuramıyor.

Ülke 12 Mart gölgesinden yeni yeni çıkıyor. Askerlerin Ecevit'e çok sıcak bakmadığı, bu nedenle yönetime el koyacağı söylentileri çok yaygın.

İşte o günlerde, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Kemal Kayacan, Ecevit'in en yakın çalışma arkadaşlarından Orhan Birgit'e gelerek, komuta kademesinin bir mesajını getiriyor.

Mesaj şu:

‘‘Biz Bülent Bey'in hükümeti kurmasına karşı değiliz. Ama kendisinden bir tek ricamız var. Ordudaki terfi ve atamalara karışmayacaksınız.’’

Birgit bu mesajı Ecevit'e götürüyor. Her iki siyasetçi de, rahmetli İnönü'nün siyaset okulundan yetişmiş.

İnönü, kendilerine hep, ordudaki terfi ve tayinlere karışılmamasını tavsiye ederdi. O nedenle Ecevit de askerlerin bu isteğine hayır demiyor.

Aradan bir yıl geçiyor ve Türk Silahlı Kuvvetleri 1974 yılı temmuz ayında Kıbrıs'a ilk çıkarmayı yapıyor. Deniz Kuvvetleri'nin başında hâlâ Oramiral Kayacan vardır.

İKİNCİ HAREKÁT

İlk çıkarmada Girne yakınında köprü başı tutan Türk ordusu, burada sıkıştığı için ikinci harekâtı başlatmak üzeredir.

Yani ülke savaşın tam ortasındadır ve çok kritik bir harekât başlamak üzeredir.

İşte tam o günlerde Başbakan Ecevit'in önüne, Deniz Kuvvetleri Komutanı Kayacan'ın emeklilik kararnamesi gelir.

Çünkü ağutos ayı gelmiştir, Kayacan'ın süresi dolmuştur ve normal işlemi yapılacaktır.

Ecevit, komutana bir mesaj gönderir ve şunları söyler:

‘‘Böyle bir dönemde bu emeklilik işlemini içim burkularak kabul ediyorum. Ama bunu yaparken komutanın bir yıl önce benden istediği bir şeyi de yerine getiriyorum. Yani ordunun tayin ve terfi işlerine karışmıyorum.’’

Askerler aynı tutumu geçen ağustos şûrasında da gösterdiler. En kuvvetli oldukları anda dört kuvvet komutanını emekliye ayırarak, çok iyi bir sınav verdiler.

Türk Silahlı Kuvvetleri, tayin ve atama işlemlerinde işte bu kadar teamüllere bağlıdır, bu kadar hassastır.

O nedenle, bazı çıkışlarını terfi ve tayin arzusuna bağlamak, geçmişteki bu tutumlarla çakışmıyor.

Ama ne yazık ki, geçtiğimiz yıllarda Orgeneral Doğan Güreş'in görev süresi uzatılarak, bu teamülün yara almasına yol açıldı.

Şimdi geriye bakıldığında, bu uzatma işleminin ne kadar yanlış olduğu bir kere daha ortaya çıkıyor.

KEŞKE YALANLANSAYDI

Bugünkü tartışmalara gelince...

Bundan bir süre önce, bir gazetede Karadayı'nın görev süresinin bir yıl uzatılacağına dair bir haber yayınlandı.

İlk gün ne Başbakan'dan, ne de Genelkurmay Başkanı'ndan bir yalanlama geldi. Ertesi gün, Başbakan bir gazeteci ile konuşurken bunu yalanladı. Ama Genelkurmay'dan hiçbir ses çıkmadı.

Şimdi öğreniyorum ki, Genelkurmay Başkanı Karadayı, hemen o gün bunu yalanlatmak istemiş, ancak çevresindeki bazı komutanlar, ‘‘Her gün çıkan haberi yalanlamaya kalkarsak, iş yapamayız’’ diyerek vazgeçirmişler.

Şimdi aynı komutanlar, ‘‘Keşke o gün komutanı dinleyip bir yalanlama yapsaydık. Bu tartışmalar da çıkmazdı’’ diyorlarmış.

Evet keşke yapsalardı da, hükümetle askerler arasındaki bu fevkalade yanlış tartışma yaşanmasaydı.

Türkiye, şu dönemde, askeriyle hükümeti arasında manasız bir gerginliği taşıma lüksüne sahip değil.

Umarız, Başbakan'ın dünkü açıklaması ile bir adım daha tırmanan bu gerginlik, tehlikeli bir polemiğe dönüşmez.

ÜSLUP TİTİZLİĞİ

Bunun için iki tarafa da düşen görev şudur:

Siyasiler, asker üzerinden prim yapma eğiliminden derhal vazgeçmeli, askerler de artık toplumsal meselelerin çözümünde hükümeti aşırı baskı altında tutacak çıkışlardan kaçınmalı, üsluplarında demokrasinin gerektirdiği titizliğe dikkat etmelidirler.

Çünkü güvenlik konusunda askerlerin hâlâ yapacakları çok iş var. Sosyal ve ekonomik konularda da sivillerin çözmesi gereken çok acil sorunlar bulunuyor.

Artık herkes kendi görevine...













X