Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Artık eteğimi açmam

Tam iki yıldır hiç kimseyle röportaj yapmıyordu Sibel Can. Sadece dizi film çevirip, çok özel gecelerde sahne alıyor, sonra yine derin sessizliğine gömülüyordu.

Sulhi Aksüt’le evlendikten sonra çok fazla gözönünde olmamaya özen gösteren ünlü sanatçı, meydanı çok boş bıraktığına inanarak yeniden kolları sıvıyor. İşte, ‘Uzun zamandır kendimi bu kadar iyi hissetmemiştim. Pırlantanın rengi biraz solmuştu şimdi yeniden parlamaya başladı’ diyen Sibel Can’ın uzun suskunluk döneminden sonraki ilk röportajı...

Bu yıl Maksim Gazinosu’nda sahne alacaktım. Ancak İbrahim Tatlıses’in olmasını çok istedim. Çünkü kendisiyle inanılmaz bir elektriğimiz var. Bu kez kendisiyle zamanı bir türlü tutturamadık. Çünkü onun daha önceden organize edilmiş konser programı vardı. Ben de başka kadroda yer almak istemediğim için, buluşmamızı önümüzdeki sezona bıraktık. Aslına bakarsanız Maksim’i, Maksim’de şarkı söylemeyi çok özledim. En önemlisi Türk sanat müziği icra etmeyi çok özledim. Dolayısıyla önümüzdeki yıl mutlaka Maksim’de sahne almak istiyorum. Fahri Bey, İbrahim Tatlıses olmayınca Yavuz Bingöl’le görüştü ama sanırım fiyatta anlaşamadılar. Fakat Yavuz olsaydı bile benim yine de gönlüm Tatlıses’ten yanaydı. En güzel okuyan, sahneye en çok yakışan, farklı bir insan. Bir gazino ortamında Tatlıses’siz çalışmak, yarım iş yapmak demektir.

MUSİKİ BİLMEYENİ DİNLEMEM

Babam yıllarca Maksim Gazinosu’nda çalışmış. Bu yüzden 6 yaşından itibaren benim çocukluğum Maksim’de geçti. Fasılla, Maksim solistleriyle büyüdüm. Ben de müzik hayatım boyunca hep bunu uygulamaya çalıştım. Şu an gazinoda Türk sanat müziğini dinleyebileceğim insan olmadığı için, musikinin tadını, lezzetini alamayacağım için gitmek istemedim. Ben gazinoya gittiğim zaman, Dede Efendi, Itri, Saadettin Kaynak gibi ustadların bestelerini dinlemek isterim. Dolayısıyla şimdiki Maksim kadrosunda bunları duyamayacağım için gitmek istemiyorum. Geçtiğimiz gün Fahri Bey’le (Aslan) konuştuk, ona bu düşüncemi aktardım. Kendisi de, ‘Haklısın kızım. O zaman gel fasıl dinle’ dedi. Fasıl dinlemeye giderim ama sonra kalkarım.

CİDDİYETTEN UZAKLAŞTILAR

Bu işler o kadar kolay oldu ki. 10 tane, 20 tane şarkı ezberleyen hemen sahneye çıkıyor. Bizler bu yerlere çok kolay gelmedik. Gerçekten bu işe emek, gönül vermek gerek. Bana bir şarkı öğreten insanın elini, ayağını öperim. Türk sanat müziği benim için bu kadar önemli ve değerlidir. Ama şu anda işler, ne yazık ki bu ciddiyetten uzak. Bakın Petek benim çok sevdiğim bir kızdır. Çok şeker. Küçük oğlum Emir, ‘okşa, okşa’ şarkısını söyler. Kızım Melissa onun taklidini yapar. Annesini, ailesini de tanırım. Benim ona karşı bir tavrım yok. Ben herkesin iyi olmasını isterim. Benim sadece şikayetim sistemin yanlışlığına. Sistem çok yanlış. İşte bu yanlışlıktan dolayı da elim eteğimi bir süreliğine piyasadan çektim. Tabii bir de çok yorulmuştum.

KOŞUŞTURMAMIN KARŞILIĞINI ALAMADIM

Beş yıl önce hayatıma yepyeni bir sayfa açtım. Bu yüzden az, öz ve keyifli işler yapmak istedim, yaptım da. Yıllarca çok koşuşturmamın, ne yazık ki karşılığını da alamadım. Hiçbir şey bu kadar yorulmama değmedi. Çok acı çektim. Bu yüzden aileme, çocuklarıma ve kendime yöneldim. Bu değerlerin altını çizdiğim andan itibaren de huzuru yakaladım. Hiç bir zaman sahneden uzaklaşmak gibi bir niyetim olmadı. Müziği ve şarkı söylemeyi çok seviyorum. Uzaklaşmam gibi bir şey de olamazdı. Güzel şarkı söylüyorum. Ben bırakmak istesem de insanlar beni bırakmazdı, bunun da farkındaydım. Şu an da keyifli bir şekilde yeniden işime sarıldım. Önümüzdeki günlerde yeni kaset çalışmalarım başlayacak. Bununla birlikte Libresse’in halk konserleri de olacak. Ancak yine deli gibi koşuşturmak istemiyorum.

ÖZLENEN BİR SANATÇIYIM

Biliyorum meydanı çok boş bıraktım. Ben mutluyum, çünkü değerim ortaya çıktı. Dolayısıyla bu uzaklaşmayı bir avantaj olarak görüyorum. Ortak düşünce ise, ‘Mutlaka sahnelerde olmalısın. Bu kadar güzel söyleyen sanatçılar çok az’ diyorlar. Ama dediğim gibi az çalışma kararını ben aldım. Allah kimseye muhtaç etmesin. Maksim dışında hiçbir gazino çalışması yapmak istemiyorum. Çünkü Fahrettin Aslan’ın benim üzerimde çok büyük emeği var. O yüzden Günay gibi yerlerde sahne almam Fahri Bey’e çok büyük saygısızlık olur. Günay’da bile çıksam gider Fahri Bey’in onayını alırım.

HÜZÜN KALKTI

Farkındayım... Herkes o hareketli, cıvıl cıvıl Sibel’i çok özledi. Açıkçası ben de çok özlemişim. Şimdi bir reklam filmi çektim. Bu filmde o eski Sibel’i ön plana çıkardık. İşte ağır ağır üzerimden o hüzünler kalkmaya başladı. Üst üste hiçbir kadının kaldıramayacağı o kadar ağır şeyler yaşadım. Yıllar geçmesine rağmen bu ağırlık benim üzerimde hüzün olarak kaldı. Ben buna da şükrediyorum. Allah hastalık vermedi. Dediğim gibi bu hüzün üzerimden artık kalktı. Bundan sonra her şey çok güzel olacak. Ben güzel işler yapmak için yeniden kolları sıvadım. Biraz insanlar tedirgin olsun bakalım.

ARTIK ETEĞİMİ AÇAMAM

Yılar önce iyi ki polis gecesinde eteğimi kaldırarak şarkı söylemişim. Bu kare herkesin kafasına yerleşmiş. Ancak artık eteğimi o kadar açmayı düşünmüyorum. (Gülüşmeler) O, bir anlık bir refleksti. Ben bile farkında değildim. Ama yine de çok dozundaydı, çok güzeldi ve harikaydı. Bazen yayınlandığı zaman izliyorum da, ‘Of ne kadar güzel bir hareket. İyi ki yapmışım’ diyorum. Bundan sonra daha dikkatli olmak zorundaydım. Ama o kadar keskin çizgilerim yok. Tabii ki yazın bikinimi, mayomu giyeceğim. Şu an hayalini kurduğum tek şey, çocuklarım ve eşimle birlikte Miami tatili yapmak. En çok da orada bikini ile araba kullanmayı özledim. Son yıllarda bunları yapamıyordum. Beni çok seven ve bunu hissettiren bir eşim var. Çocuklarım da büyüdü, kendilerini kurtardılar. O yüzden kendimi gerçekten iyi hissetmeye başladım. Çok mutluyum. Pırlantanın rengi biraz solmuştu ama pırlanta, her zaman pırlantadır. Onu yeniden parlatmaya başladım. Şimdi pırıl pırıl oldu.

HÜLYA MAESTRO

Hülya Avşar çok önemli bir kişi. Onu çok severim, benim için önemlidir. Ve her şey ona yakışıyor. Hülya, magazin dünyası için çok önemli bir insan. Çünkü bir hareketi, bir sözüyle anında gündemi değiştirebiliyor. Dolayısıyla, ‘Ben maestroyum’ demekle çok doğru söylemiş. Çünkü gerçekten magazin dünyasının maestrosu o. Mesela bir süre önce bir ödül törenine gitti. Protokolde otururken jartiyeri gözükmüştü. Çok hoşuma gitti. Aykırı bir durum. Zaten bunu da sadece Hülya yapar ve dediğim gibi ona da çok yakışıyor. Ancak ben o camiada maestro olmak değil de, birinci keman, birinci müzisyen olmayı tercih ederim. Şef olup da çok önde olmayı istemem. Baş müzisyen miyim? Ben iyi bir şarkıcıyım, yorumcuyum. Gönlümü, ruhumu, beynimi vererek şarkı söylüyorm. Herkes bunu takdir de ediyor. Bugüne kadar birinci keman olmak için çalıştım ve öyle olduğumu da biliyorum. Ben hayatım boyunca aykırı olamam. Çok sakinimdir. Her şeyi alttan alarak, şirinlikle hallederim. Bütün ilişkilerimde böyleyim. Zaman zaman deli gibi çıkışlarım oluyor ama yine de çok uç olmak istemiyorum.

BARIŞACAKLARINI BİLİYORDUM

Hülya ile Gülben’in barışması çok hoşuma gitti. Zaten çok büyük bir kavga da yoktu. Karşılıklı tatlı tatlı atışmalar olmuştu. O dönemlerde aslında ben bu barışmanın olacağını biliyordum. O yüzden çok fazla olaya karışmamış, soruları yanıtsız bırakmıştım. Çünkü bütün bunlar da magazinin bir parçası. Biz Hülya ile aynı dönemlerde bu piyasanın içine girdik ve bugünlere geldik. Bu çizgide, bu noktada kalmak gerçekten çok zor. Dışarıdan göründüğü gibi hiç kolay değil. İnşallah şimdiki arkadaşlarımız 20 yıl sonra bu noktada olurlar da bizler de onları ayakta alkışlarız.

EŞİM GİZEMLİ BİR ADAM

Berivan dizisi Haziran ayında bitecek. Onu bugünlere kadar başarıyla getirdiğime inanıyorum. Ama artık bu tip kadın tiplerini canlandırmak istemiyorum. Modern, şehirli bir kadını canlandırmam için birkaç proje geldi. Bu arada bir çok sinema filmi teklifi de geldi. Mesela bir tanesinin hikayesini çok beğenmiştim fakat Sulhi Bey’e göstermeden kabul etmedim. Çünkü içinde öpüşme sahneleri falan vardı. Bu evliliğim için tatsızlık yaratırdı. Kabul etmedim. Ama sinemayı çok özledim. Kaseti satmadı, boşanıyorlar diye sürekli dedikodu yapıyorlar. Allah’a şükür kasetin 300 bin sattı. Sulhi Bey’le de çok mutlu bir evliliğim var. Çok fazla dışarıda, sanat dünyasının içinde olmadığımız için sürekli olarak bizi boşuyorlar. Oysa biz evimizde çok mutluyuz. Sulhi mükemmel bir insan. Bana ve çocuklarıma sahip çıktı. Tam bir Türk erkeği. Ama göründüğü gibi sert değil. Sadece birazcık gizemli. Böyle olması da hoşuma gidiyor. Çünkü insanlar onun tepkisini kestiremeyeceği için durduk yere bizlere sataşamıyor.

Seyirci ile diyalogda tek kadınım

Birçok insan birbirine rakip gösteriliyor. İşte ses renkleri, tarzları gibi. Ama bir bütün olarak kimse yok. Yani benim alternatifim yok, olacağını da göremiyorum açıkçası. İyi bir ses, dans kabiliyeti, sahne performansı, seyirci ile diyalog açısından benim tek alternatifim Tarkan var. Ne yazık ki bir kadın yok. Tamam çok güzel kadınlar var ama güzel şarkı söyleyemiyorlar. Keşke bir rakibim olsa. Yıllardır tek başıma kaldım. Neyse Allah’tan Tarkan var. Şirinlik, dans, sahne hakimiyeti, iyi bir ses, oyunculuk hepsi bir arada olan bir tek ben varım. Ben, onu da yapayım, bunu da yapayım, şurada yazı yazayım, üç iş birden yapayım derdinde olmadım. Hiç hırslı değilim. Ailem ve kendim önemli benim için. Az, öz, güzel işler yapmak istiyorum. Bugüne kadar hiç söylemedim ama iyi bir yazı dilim vardır. Bu konuda yetenekliyim. Bir gazetede ya da dergide yazı yazabilirim. Ancak bana göre herkes işini yapmalı. Ben bu işi yaparsam siz gazetecilerin değeri, kıymeti ne olacak? Ben şarkıcıyım ve oyuncuyum. Bu iki işi düzgün bir şekilde yapmak istiyorum. Herkes kendi işini yapsın.

Sibel’in diyeti

Şu an altı kilo verdim. Üç kilo daha verdikten sonra rejimi bırakacağım. Haluk Saçaklı’nın verdiği bir diyeti uyguluyorum. O da şöyle;

Sabah; Bir dilim rokfor peyniri, dört zeytin, bir dilim kepek ekmeği, domates ve bir bardak süt.

Ara öğün; Saat 11 ya da 12 gibi bir kivi ve bol çilek.

Öğlen; İçinde haşlanmış tavuk ya da peynir olan sınırsız salata. Diyet yoğurt.

Akşam; Izgara kabak, patlıcan, biber... Yanında yine ızgara balık ya da tavuk.

Ara öğün; Yatmadan önce yine bir adet kivi ve bol çilek.
X