Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Artık Dükkanı vakit geçirmek için açıyoruz

Tosun Market

Recep Tosun-Seyranbağları


1978 yılından beri Seyranbağları’nda bakkallık yapan Recep Tosun, sabah erken saatlerden gece geç saatlere kadar tatil yapmadan çalışıyor. 2 yıl da Dışkapı’da bakkalık yapan Tosun, "Kendi yöremizden geldikten sonra buradaki büyüklerimiz ne iş yapıyorsa biz de o işi yapmaya başladık" sözleriyle esnaflığı tercih etmesinin sebebini söylerken, işlerin durma noktasına geldiğini ifade etti. Küçük mahalle esnafının büyük marketlere karşı ayakta tutunamadığını belirten Tosun şunları söyledi:

"Amcam Ankara’ya gelip bakkalık yapmaya başladı. Sonra işleri iyi olduğundan bize de tavsiye etti. Ben de Erzurum’dan geldikten sonra küçük bir takım işlerde çalıştım. Sonra bu dükkanı açtım. Yıllardır da devam ediyorum. Bizim memlektten gelenlerin hemen hepsi burda aynı işi yapar. Örneğin Ankara’nın en büyük fırıncıları, bizim komşu köyden gelenlerdir. Ben buraya ilk geldiğimde 3 sene de ekmek fırının da işçilik yaptım.

Büyük marketler bizleri bitirdi

10 sene önceye kadar dükkana getirdiğimiz tüm malları satabiliyorduk. Şimdilerde işler o kadar da iyi değil. Bir anlamda dükkanda artık sadece vakit geçirmek için bekliyoruz. Büyük marketler açıldıktan sonra küçük esnaflar tabiri cazise tarihe karıştı. Her taraf büyük marketlerle doldu biz de bunlara karşı ayakta durmaya çlışıyoruz. Şimdilerde en çok sattığımız ürünler sigara, ekmek ve süt. Bunlarla günü çekip çevirmeye çalışıyoruz. Temel gıda maddelerinden başka neredeyse satışımız yok. Büyük marketlerle yarışmamıza olanak da yok. yaklaşık 6 yıldan beri bu marketler bizi bitme noktasına getirdi.

Artık akraba gibi olduk

Bulunduğumuz muhitte daha çok yaşlı ve emekli insanlar yaşıyor. Temel müşteri kitlesini bu insanlar oluşturuyor. Yıllardır komşuluk, ahbaplık yapıyoruz. Hatta bunun ötesinden artık onlarla bir müşteri satıcı gibi değil artık akraba gibiyiz.

Esnaflık açık cezaevi gibidir

Yaptığımız işi tam anlamıyla bir açık cezaevi gibi isimlendirmek yanlış olmaz. Çünkü hanımınızı alıp bi yere gezmeye tatile bile gidemezsiniz. Cenazeniz olur, hastanız olur dükkanı kapatıp bir yere gidemezsiniz. Ben 30 senedir eşimi de yanıma alıp bir tatile gidemedim. Dükkana erkenden geleceğim diye, evde sabah kahvaltısı bile yapamıyorum. Bu kadar yıl bu dükkana emek verdikten sonra kapısına kilit vurup gitme imkanımız da yok. Yapacağımız alternatif bir iş de olmadığı için, gücümüzün yettiğince burada dayanmaya devam edeceğiz.

Ekmeğini yorgandan kazanıyor

ÖzelYorgan Evi

ErsanAksoy-G.O.P


1967’den beri el işi yorgancılık yapan, bir dönem Amerika’ya yorgan gönderen Ersan Aksoy, 35 yıldır da Gaziosmanpaşa’da yorgan imalatı ve tamiriyle uğraşıyor. Kızılay ve Cebeci’de yine yanı işle uğraştıktan sonra şimdiki dükkanını açtığını söyleyen Aksoy, "Hayatım boyunca hep bu işi yaptım. Başka iş bilmem de anlamam da. Hayatım yorgancılıkla geçti. 12 yaşında çıraklığa başladım. Askere gidip geldikten sonra da iş yerimi açtım" sözleriyle esnaflık öyküsünü kısaca şöyle anlattı:

El işi yorgana talep yok

"Trabzon’da amcamın yorgancı dükkanında çırak olarak başladım. Bu işe başladığım yıllarda bu iş çok geçerli ve karlıydı. Şimdi yorgancılık için bitti demek yanlış olmaz. İnsanlar şimdi fabrikasyon yorganları kullanmayı tercih ediyor. Bizim yaptığımız el işi yorganlara değer verilmiyor. Ama hak da veriyorum. Çünkü bir yorgan 350 TL’ye mal oluyor. Örneğin bir emeklinin aylığı kaç lira ki gelip de yorgan diktirsin.

Yorgancılık bitme noktasında

Krizden mi yoksa yeni şartlardan mı bilemiyorum ama yorgancılık yüzde 70 oranında bitti. Ayakta durabilmek için mücadele veriyoruz. Evde oturmaktansa burada vakit geçiriyoruz.Kahve hayatım da olmadığı için sabah gelip dükkanı açıyorum, akşam da kapatıp eve gidiyorum. Emekli aylığımız dükkan kirasına gidiyor.

ABD’ye yorgan gönderdim

Boeing uçak şirketine yorgan yapar verirdim yıllar önce. Onlar da bunları kermes düzenleyip satar, geliriyle de çocuklara yardım ederlerdi. Birgün buraya Amerika’dan tercümanıyla birlikte bir kadın geldi. Tavuskuşlu motifli bir yorgan siparişi verdi. Hayranlığını gizleyemedi. Tercümanı kadının bunu bir yorgan olarak değil duvara bir tablo gibi asacağını söyledi. Ama şimdilerde o iş düzeyinden eser yok.
X