"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Artık bu kenti tanıyamıyorum

HAFTALIK bir yabancı dergide (*) hoş bir yazı okudum, adı: Kimlik Krizi.<br><br>Birçok kişiden şu yakınmayı duymuşsunuzdur.

Çocukluğumun geçtiği bu şehri artık tanıyamıyorum. Ne kadar değişti?

Değişimin olağanlığını kabullenemeyenlerin, yaşamlarının bir yerinde demirleyenlerin, ortak görüşüdür bu.

Hele, bizim zamanımızda diye başlayan konuşmalar bir süre sonra benim tahammül gücümü aşar.

Çünkü ben bozulmalara rağmen, yeninin, bugünün eskiden kötü olduğuna inananlardan değilim.

Sakın yanlış anlaşılmasın, yıkılan, yakılan, ayrıkotu gibi binaların dikildiği İstanbul’u savunuyorum zannetmeyin.

Cumartesi akşamı TÜYAP Kitap Fuarı’ndan Tünel’e geldim arkadaşlarımla, yürümeyi engelleyen kalabalıktan sıyrılarak, Mısır Apartmanı’nın birinci katında, Bülent Özgören’in çektiği fotoğraflardan oluşan, Yüzümüzü Ağartanlar sergisini gezdim.

Yaşayan arkadaşlarımla, dostlarımla birlikte, aramızdan ayrılan dostların görüntüleri elbette beni hüzünlendirdi, anılarımın içine çekti.

O hanın her katında bir sergi gezebilirsiniz, bir etkinliği izleyebilirsiniz.

İstiklâl Caddesi üzerinde; değişik mekânlarda, değişik salonlarda fotoğraflar, resimler sergileniyor. Yıllar öncesinin, o özlenen İstanbul’unda böyle yoğun bir görsel şöleni bulabilir miydiniz?

İnsanların Beyoğlu’na çıkarken kişiliklerini sakladığı, ceketinin saat cebine dolmakalem koyduğu günleri bilecek kadar eski İstanbulluyum. Şimdi insanlar, kimlik ve kişilik değiştirmiyorlar.

Büyük kentlerin kalabalıklığından, kabalığından yakınsam da, eskinin özlemi içinde yanıp tutuşmuyorum.

* * *

ANDREW MARSHALL, alaycı bir dille, “Otantik bir İsviçreli olmanın anlamı nedir?” sorusunu sorarak yazısına başlıyor, çeşitlemelerle bunun yanıtını vermeye çalışıyor.

Oğlunun annesinin İsviçreli, babasının (kendinden bahsediyor) İngiliz olduğunu belirtiyor.

Günümüzün kaçınılmaz özelliği olan kimlik füzyonundan söz ediyor, İsviçre’yi sarakaya alarak.

Zaten eğer oğlum bir saat olsaydı İsviçre malı saat olmayacaktı, diyor.

Avrupa’nın göbeğinde oluğu halde Avrupa Birliği’ne üye olmamasına şaşıyor, ardından da Birleşmiş Milletler’e de 2002’de girdiklerinden söz ederken, öte yandan da Birleşmiş Milletler’in New York’tan sonra en büyük bürosunun Cenevre’de olduğunu belirtmeyi de ihmal etmiyor.

Birçok yerde minarelerin yükseldiği gerçeğini onlara anımsatıyor.

Yabancı düşmanlığının soyutlanma getirdiğini bilmelerini istiyor.

Ve diyor ki, oğlum burada hangi vatandaşlık hizmetini yaparsa yapsın, her zaman yarı İngiliz’dir.

Düsseldorf Havaalanı’nda birçok Türk çalışıyor, bu duruma en çok sevinenlerdenim.

Artık her ülkede her ırktan ve dilden kişiler yaşıyor. Hiçbir kentte yaşayanlar saflıktan, arilikten söz edemezler.

* * *

İSVİÇRE örneği de sarsıldıktan sonra, sanırım değişiyor sözü her yerde herkes için kullanılabilen bir nitelik kazandı.

 

(*) Identity Crisis, Andrew Marshall, Time, November 9, 2009, s. 60.         

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI