"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Artan risklerin ilacı IMF ile ilişkilerin netleşmesi

<B>DOLAR </B>kuru 1 milyon 300 bin liranın da altına inecek yargısı hakimdi. Merkez Bankası’nın, bu düzeyin altına inme girişimlerini ancak milyarlarca dolarlık müdahalelerle önlemesi, kurların daha da aşağı gideceği tahminin tüm piyasalarda hakim olmasını sağladı.

Ancak birdenbire işler tersine döndü. Günlük döviz alımını 140 milyon dolara kadar çıkartan Merkez Bankası, arzın kesilmesi üzerine alımları neredeyse yarıya düşürdü. Ancak kurlardaki artış devam ediyor...

Geçtiğimiz hafta hemen herkes bu hareketin nedenlerini tartıştı. Genel kanı o ki;Piyasaların ileriye dönük risk algılaması değişti... Yani tehlikeleri algılamaya başladı...

Hem Kıbrıs, hem AB hedefinin gerçekleşmesinde önemli pürüzler ortaya çıkarken, yaşanan olumlu havada çok önemli etkisi olan uluslar arası konjonktürün değişme tehlikesi arttı.

En iyi ihtimalle Kıbrıs referandumunda Türk tarafından ‘evet’, Rum tarafından ‘hayır’ çıkması bekleniyor. Bu takdirde KKTC’nin AB’ye girişinin önü kesilirken, bundan sonrası için senaryo çok olsa da, belirsizlik hakim. AB ve ABD’nin Rum tarafını tehditlerinin artık çok geç olduğu, KKTC’nin resmi olarak tanınmasının çok zor olacağını herkes görüyor. Ayrıca, Kıbrıs’ın istenen formülle çözülemeyişi, Türkiye’nin AB macerasına nasıl etki edecek, bu da net değil.

Bu arada Fransa’dan gelen; Türkiye’nin AB üyeliğine karşı resmi demeçler, Almanya’da seçimi kazanması muhtemel Hristiyan demokratların Türkiye’ye ters tutumu, Aralık ayında Türkiye’nin AB’den müzakere süreci almasının önünde çok büyük engeller olarak görülmeye başladı.

İşte daha önce görülemeyen bu riskler, somut olaylar ortaya çıkmaya başladıkça, piyasalar tarafından da görülmeye başladı. Piyasalar ‘AB çıpası’na büyük önem veriyordu ve bu çıpanın tehlikeye girmesi, piyasaları ciddi biçimde korkutmaya başladı.

Piyasalardaki risk algılamasını artıran en önemli nedenlerden biri de uluslararası konjonktürdeki değişim için gelmeye başlayan kuvvetli sinyaller. Artık ABD’nin, ortaya çıkan veriler ışığında, yıl sonundaki seçimleri beklemeden faiz artırımına gidebileceği yönündeki tahminler artmaya başladı. Aylar önce Ercan Kumcu Greenspan’ın yılın ilk yarısında bir artırıma başlayabileceğini söylemişti ama piyasalar öyle bir havadaydı ki; kimse böyle olumsuz bir haberi algılamadı bile. Zaman zaman yazılan, söylenen, bir dolu uyarı ve risk işaretini algılamadığı gibi...

Şimdi konuşulan ağırlıklı senaryo; yüzde 1 olan ABD’deki kısa vadeli faiz oranlarının 2005 yılı sonuna kadar yüzde 3,5’a kadar yükseleceği yönünde...Yani 2,5 puanlık artış...

RİSK ALGILAMASI

Bu faiz hareketi zaten başlayacak ama kısa süre içerisinde, yani seçimler beklenmeden başlaması halinde, Kıbrıs ve AB endişeleri ile birleştiğinde, risk algılamasını çığ gibi büyütebileceğini hesaplamak beklemek gerek. Herkes biliyor ki; ekonomideki iyileşmede özellikle de ABD’deki faiz oranlarının düşüklüğü, kısa vadeli sermayenin diğer gelişmekte olan ülkeler gibi Türkiye’ye gelmesi önemli rol oynadı. Şimdi, yaklaşık 20 milyar dolar olarak söylenen bu sermaye geri dönerse ekonomik dengeleri zorlar. İçerideki dengelerin düşük kura dayandığını unutmayalım..

Peki, Hükümet dışardan gelecek bu risklere karşılık piyasalara, ‘kendi dengesini kuracağı’ konusunda güven veremiyormu ki; risk algılaması tümüyle dışarıya göre değişiyor.

Maalesef, Hükümet bu güveni vermiş değil. Hükümetin verdiği güven ‘IMF’le ilişkilerin sürdürülmesi’ ile sınırlı. Piyasalar, eğer IMF’le stand-by anlaşması gelecek yıl da devam ediyor olsaydı; belki de bu kadar telaşlanmayacaktı. Ama 2004 sonrası IMF’le stand-by anlaşmasının sonuna geliniyor ve bundan sonra ne olacağı belli değil. Piyasaları asıl korkutan da bu. IMF olmadan Hükümetin ne yapacağını kestiremiyor. Piyasadaki bütün aktörler, işlerine geldiği için şimdiye kadar tersini söyleseler de, yapısallar başta olmak üzere Hükümetin ekonomik reformları sürdürüp, istikrarı kalıcı hale getireceğine, pek inanmıyor. Bu nedenle artan risk algılamalarını önleyecek tek şey, Hükümetin hemen, IMF’le ilişkilerin 2004 sonrasında ne olacağına kesinlik kazandırmasıdır. Ancak bu takdirde piyasalardaki telaş önlenebilecek, ya da azaltılabilecektir...
X