Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

ARKAS’a KİTAKSE

Arkas’ın “süresi uzatılmış”.Ne güzel, ne hoş mu, yoksa “boş” mu!

Konu “sanat” ise, ilk akla geliveren herhalde Arkas’ın adı İzmir’le özdeşleşen “deniz taşımacılığı” değil kuşkusuz. Arkas’ın kendi koleksiyonundan seçtiği “post-empresyonist” yaklaşımlı tabloların yer aldığı Fransız Konsolosluğu’ndaki sergi, “süresi uzatılmış” olan.
Öylesine yoğun bir ilgi göstermiş ki, İzmirliler, bu yüzden uzatılmış süresi serginin; daha da uzatılabilirmiş.
İzmirliler “resim sanatı”na yaklaşımları konusunda sınavı geçmiş olmalı.
Ya sınavı geçemeyenler var mı, bu sınama sonrası!

***

“Doğu”dan “Batı”ya doğru bakarsanız, resim “gâvur icadı”dır. “Heykel” ile “resim”, başı çeker özellikle, şu “yaratıcılık” konusunda. Taşı yontup ya da kalemi oynatıp “tasvir” yapmayı “tasavvur” etmek hiç olası mı!
Ortaçağ’ın öncesinde de sonrasında da Batı, heykel ile resim sanatını kendi gerçekliklerini belgelemenin yaratıcı aracına dönüştürmüşler de bizim “doğu” olma özelliğimiz yüzünden yaşantımızı anımsatacak kala kala iki boyutlu ‘minyatürler’ kalmış. “Ebru” da bir sanattır da bir düşünün, ebrudan “hayata dair” ne çıkarabilirsiniz!
“Hat” da bir sanattır; “kutsal” önünde eğilir bükülür çizgiler, sanata dönüşür. Ya yaşanmışlıklar adına ne söyler!
Batı da sanatı “kutsal” üzerine dayamıştır heykelde, resimde. Ne garip! Birinde “sevap” olan, ötekinde “günah”.
Cumhuriyet, kapılarını heykele de resime de ardına kadar açtı da “yaratıcı” sanatçılarını yetiştirdi de ne işledi acaba!
Bir sergi açılmış da İzmirliler süreyi uzattırmış sergiyi dolaşa dolaşa. Ne güzel, ne hoş mu, yoksa “boş” mu!

***

Arkas, Fransız Hükümeti ile anlaşamamış olsaydı da Fransız olmakla kendini yıkılmaktan kurtarabilmiş Fransız Konsolosluğu’nda yer bulamamış olsaydı, o sergiyi İzmir’in hangi yerinde, yapısında açardı acaba?
 “Ben İzmir’im” diyebilecek gücü elinde tutanlarla ya da İzmirle adı öne çıkmış varlıklı kimi kişilerin kendilerine böyle bir soruyu sorduklarını hiç sanmıyorum. Batı’nın sanata yansıyan yaratıcılığını İstanbul’a taşıyan Koç’lar, Eczacıbaşı’lar, Sabancı’lar var da ya İzmir’de?
İzmir Büyükşehir Belediyesi, artık adı çoktan unutulmuş “İzmir Kültür Çalıştayı”nda yükselen o sözü anımsıyor mu acaba?
“İzmir’i kültür ve sanatta önce Akdeniz de sonra da Akdeniz’in gücüyle Avrupa’da bir dünya kenti haline getirmeyi istiyoruz.”
Avrupa’da dünya kenti olmak!
Arkas erken davranmış olmalı. Bir dünya kentini İzmir’e getirmiş.
Ne güzel, hoş. Ama gerisi boş!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI