"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Arkadaşlar, lütfen konuyu saptırmayalım

<B>GÜNLERDİR </B>hangi gazeteyi açsanız <B>Gamze Özçelik</B> hadisesi.<br><br>Gündemin birinci maddesi.

Türk-Kürt çatışmalardan bile önce geliyor.

Herkes bir ucundan tutmuş yazıyor.

Manşet yapıyor.

Birinci sayfasına taşıyor.

Rahatsız mıyım?

Evet.

Hem de çok.

Ama...

Bu mesele çok yazılıyor, çok çiziliyor, çok deşiliyor diye değil...

***

Ben pazar günü Hürriyet Gazetesi’ni arayarak görüşlerini açıklayan okurlar gibi düşünmüyorum.

Onların‘Bir kadının bilmem nesine neden bu kadar çok yer veriyorsunuz?’ şeklindeki itirazlarına katılmıyorum.

Katılmadığım gibi, geri de buluyorum.

Çünkü biliyorum ki, bu konuda yeteri kadar tepki gösterilmezse, kınanmazsa, eleştirilmezse bir gün pekálá kendilerinin bilmem nesini de bir televizyon kanalında, bir gazetede, bir internet sitesinde görebilirler.

Aslına bakarsanız, bu kadar tantana...

Onlar anlamasa da...

Onları ve herkesi korumak için!

***

Ne var ki...

Çok üzerine gidilen her olayda olduğu gibi, bunda da çok lafın getirdiği bir kirlenme, bir konuyu saptırma söz konusu...

Öncelikle...

1. Bu olay, her kadının başına gelebilir. Evet gelebilir ama bu cümle yeterli değil. Çünkü her erkeğin başına da gelebilir. Çünkü her insanın başına gelebilir. Türkçesi, Gamze Özçelik hadisesi bir kadın meselesi değildir.

2. Bu olayın, Kate Moss’un kokain kullanmasıyla zerre kadar alakası yoktur. Benzetme bence yanlış. Hiç kimse -dünyanın en büyük uyuşturucularını almış olsa bile- böyle bir muameleye tabi tutulamaz. Hiç kimsenin özel bir anı, izni olmadan herkese gösterilemez.

3. Bu olayın O. J Simpson ve Michael Jackson tecavüzüyle de uzaktan yakından alakası yoktur. Tek benzerliği kamuoyunun bütün bu olayları medyadan ilgiyle takip etmesi. O kadar. Siz ortadan ikiye çatlasanız da, insanlar bu tür olayları merak edecek. Medya da onlara yer verecek. Ama burada medyaya önemli bir görev düşmekte: Bu tür bir olayın, hepimizin aşk hayatını en az AIDS kadar sekteye uğratabilecek bir olgu olduğunun farkına varmak ve olan biteni düzgün bir bakış açısıyla yansıtmak...

4. Tekrar ediyorum: Burada bir kadının kişilik hakları ihlal edilmiştir. Mahrem olması gereken birtakım görüntüler ifşa edilmiştir. Mağdur kadın olsa ne fark eder, erkek olsa ne fark eder?

Yok, ‘Odaya iki erkekle çıkmış’, yok ‘Yoksa, o da mı işin içindeymiş’, yok ‘Uyuşturucu mu kullanmış...’ Bu tür şeyler, olayı sadece saptırır. Şöyle ki, madem yukarıya iki erkekle çıktı... Müstahaktır! Hayır efendim, değildir! Hiç kimsenin böyle iğrenç bir şey yapmaya hakkı yoktur.

5. Son olarak: Gülben Ergen olayında, kriz iyi yönetildi, sorun olmadan halledildi. Ama bu olayda Gamze’nin önce inkar etmesi sonra kabullenmesi ve konuşmaması yüzünden (ve tabii iki avukatın mahkeme salonu yerine medyada tartışmayı tercih etmesi yüzünden) kriz kötü yönetildi ve kızın aleyhine sonuçlanmaya doğru gidiyor. Gamze Özçelik’in bir an evvel çıkıp konuşması gerekiyor. Bizim de şunu aklımızdan çıkarmamamız: Gamze’yi unutun. Evet, olayda bir kadın var ama bir erkek de olabilirdi. Bu vakada bir kadın. İsimleri, soyadları, kişiliklerini, söz konusu isimlerin magazin niteliklerini filan unutun. Bir insanın doğuştan sahip olduğu kişilik haklarının ihlali söz konusu burada. Hiç kimse hiç kimsenin özel bir anını herkese göstermez. Adi olan, iğrenç olan, pis olan, kötü olan, suçlu olan gösterendir. Gösterilen değil. Gösterilen mağdurdur...

8. Gamze Özçelik’in kişiliğini, özel hayatını, özel hayatındaki ayrıntıları kullanarak olayı başka bir yere çekmeyelim, saptırmayalım... Lüften...

HAMİŞ: Fatih Altaylı’nın dün Gamze Özçelik’le ilgili yazdığı yazıyı yeni gördüm. Daha önce görseydim, belki de yukarıda yazdığım yazıyı yazmazdım. Gamze Özçelik’le ilgili bugüne kadar yazılmış en iyi yazı. Bu ülkede yaşayan bir kadın olarak kendisine teşekkür ediyorum.

Bu kadına birilerinin dur demesi lazım

OĞLU ölmüş...

Neden, nasıl olduğunu şimdilik önemsemeyelim...

Annesinin payını şimdilik tartışmayalım...

Olay sonrası verdiği demece bakar mısınız:

‘Ben asker kızıyım. Oğlum şehit oldu, beş şehidin yanında benim oğlum şehit olsa ne olur?’

Böyle bir saçmalık var mı?

Ne alakası var?

Senin oğlun neden şehit oluyor?

Gazetelerdeki haberlerde ölüm nedeni uyuşturucu ve alkol yazıyor.

O zaman neden şehit oluyor?

Bu, Güneydoğu’da gerçekten şehit olan insanlara saygısızlık değil mi?

İşi ucuzlatmak değil mi?

Bu kadına bu lafları etme hakkını kim veriyor?

Her ağzına geleni nasıl söyleyebiliyor?

Oğlunun mutsuzluğunda bir payı olduğunu hiç mi düşünemiyor?

Ona birilerinin gerçekten ‘dur’ demesi gerekiyor...
X