Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Arkadan istim

Hadi ULUENGİN

Türkçe bir kara kavmi lisanı olduğundan, step göllerinde yüzenler ve bozkır nehirlerinde sıçrayanlar hariç, ‘istavrit’ veya ‘karides’, dilimizin hemen bütün balık ve tuzlu su mahsulatı adları Helence kökenden iner.

Izgara, tava, buğlama, plaki, kemal-i afiyetle işkembeye gümbürdettiğimiz bilimum nefaset kılçıklılar ve bilimum leziz kabuklular Yunani taam taşır.

Buna karşılık denizcilik lugatimiz de kulağımıza İtalyan sentaks mırıldar.

Çünkü, cennet mekan ecdadımız ilk donanmayı kızağa koyduğunda köhne Bizans kayıkçılarına değil kalyon inşasında çok usta Cenevizli erbaba başvurmuştur.

Dolayısıyla, ‘alabanda etmek’ten ‘aganta burina burinata’ yelken basmaya, derya terminolojimiz esas olarak Dante lisanının zenginliğiyle cilveleşir.

Nitekim, Aksaray delikanlısı Galata'ya döküldüğünde Rum dilber Fotini'ye ‘sancaktan bordalar’ ve meyhanede iki tek attıktan sonra ‘palamar çözer’.

* * *

ANCAK, Köroğlu'nun ‘delikli demir çıktı, mertlik bozuldu’ hesabı, ne zaman ki, uzun bacalı ve kara dumanlı acaip tekne meltem rüzgarların keyfi kaprisine göre değil modern insanın iradi buharına göre pruva dönmeye başlamıştır, genel çımacı ve tayfa deyimleri dışında İtalyancanın tahakkümü darbe yemiştir.

Ağırlık ‘vapeur’den ‘vapur’ Fransızcaya, bilhassa da ‘dretnot’ veya ‘badilbot’, ‘Batmayan Güneş İmparatorluğu’nun İngilizcesine kaymıştır.

Şirket-i Hayriye'nin feraceli iskelelere işlettiği ve Porthmouth tersanesi yapımı ilk yandan çarklılar yalnız Tophane kayıkçı taifesine şamar indirmekle kalmamış, aynı zamanda Latin terminolojinin sultasına nokta koymuştur.

Devran değişmiş ve denizcilik lugatimiz antik romantikanın Virgilius dili sayfasından modern sanayi devriminin Dickens lisanı sayfasına dönmüştür.

* * *

İŞTE, ‘istim’ kelimesi de Anglo-Sakson sözlükte buharı tanımlayan ‘steam’ kelimesinin Türkçeleştirilmiş şeklidir.

Buradan, biz liman çocuklarının ifade ufkunu okyanusa kavuşturan ‘istim tutturmak’, ‘istim almak’ ya da ‘istim arkadan gelsin’ deyimleri türemiştir.

Bu sonuncusu, kazan ve türbinden tamamen bihaber yelkenli taka reisinin her nasılsa buharlı gemi kaptan köşküne kurulduktan sonra derhal hareket emri buyurmasını, çarkçıbaşının ‘daha istim tutmadı’ karşılığını vermesi üzerine ise cahil-i cühela reisin ‘istim arkadan gelsin’ demesini karikatürize eder.

James Joyce dilinden ‘steam’le ürettiğimiz ‘istim arkadan gelsin’ deyimi yaratıcı Türkçede sırası tutturulmadan yapılan işleri tanımlamakta kullanılır.

* * *

HİÇ tereddütsüz, 1999 başlangıcının en hayati olayını AB tek para birimi ‘euro’ veya ‘avro’nun dün on bir ülkede tedavüle girmesi oluşturdu.

Milletler tarihte ilk kez kendi gönüllü iradeleriyle mali egemenlik haklarından feragat ettiler ve bunu çokuluslu bir merkez bankasına bıraktılar.

İlk bakışta, ‘istim arkadan gelsin’ deyimi bu olgu için tam cuk oturuyor.

Çünkü, bugüne kadar daima önce devletler inşa edildi, darphanelerin para basması ise ancak bundan sonra gerçekleşti. Tersi hiçbir zaman vuku bulmadı.

Oysa, Avrupa'nın büyük atılımı ‘süpra nasyonal’ denilen ulus ötesi devlet kavramını yalnız teorik olarak lugate yazmakla kalmıyor, bu teoriyi pratiğe geçirerek 21. asır arifesinde müthiş bir devrim başlatıyor. Çağı dönüştürüyor.

Böylelikle de, modern sanayi toplumunun buhar kazanından üretilmiş ‘istim arkadan gelsin’ deyimi devreden çıkıyor ve sanayi ötesi post modern toplumunun henüz kelime hazinesine tam vakıf olamadığımız yeni lugati açılıyor.

‘Euro’nun tedavüle girmesi, direkli yelkenliden yandan çarklıya geçişle deniz terminolojimizin İtalyanca kökenden İngilizce kökene kavis çizmesi gibi, dilimizi, dolayısıyla düşünce sistematiğimizi değiştirmeye aday gözüküyor.

Türkçenin bundan böyle yepyeni deyimler yaratması kaçınılmazlık kazanıyor.

Dileyelim ki bizim istim arkadan gelmesin !..



X