Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Arjantin'in sorunu karakter bozukluğu mu

<B>SANKİ</B> 20'inci yüzyılın edebiyat dehası<B> Jeorge Luis Borges</B>, <B>Julios Cortazar</B> o topraklardan çıkmadı. İnsan cinselliğinin karmaşık örgüsünü bir tül dokur gibi ince ince işleyen, Örümcek Kadının Öpücüğü'nün yazarı<B> Manuel Puig</B> Arjantinli değil miydi?

Şimdi yağma olaylarına bakıp, o toplumun zenginliğini, tecrübesini kültürünü yok farzedercesine, krizin boyutunu karakter tahlilleri ile açıklamaya çalışıyoruz.

1930'larda dünyanın en zenginleri arasında olan Arjantinli, 70 yıl sonra neden yağmacılığa tenezül ediyor?

Bu sorunun yanıtını titizlikle aramak yerine biz, üç günden beri Türkiye ile Arjantin'i karşılaştırıyor ve bu sahnelerin Türkiye'de yaşanmıyacağına kendimizi ikna etmeye çalışıyoruz.

Bizde yağmalama olmaz, çünkü Türkler esnektir. Çünkü yardımlaşma kültürü Türkler arasında güçlüdür.

Çünkü, köyden koliler gelir. Türkler aç kalmazlar. Köyden gönderilen un ve yağ ile börek filan yapıp yerler.

Çünkü, biz Müslümanız. Fitre ve zekat veririz ve fakirler açlıktan kurtulur. (Pekiyi ya Müslüman olmayan Türkler? Onların durumları konusunda henüz bir açıklama yok.)

21'inci yüzyılın bu ilk yağmalama olaylarını genetik bozukluk, karakter zayıflığı, dayanışma zaafı ile açıklama girişimlerini hayretle izliyorum.

Herkesten önce bizim, Arjantin gerçeğini tüm çıplaklığıyla anlamak zorunda olduğumuzu düşünüyorum.

* * *

ARJANTİNLİ gazeteci Mariano Gordona, krizle ilgili olarak kaleme aldığı kitabında, ‘‘Hayatımda, krizden çıktık galiba diyebildiğim bir günü bile zaten anımsamıyorum. 1930 darbesiyle birlikte devlet meşruiyetini kaybetti ve bugünlere geldik. Artık devlet iktidarını da kaybetti’’ diye yazıyor.

1991-97 arasında ekonomik başarı örneği olarak gösterilen Arjantin'de kriz bizdekinden daha eski. Dört yıldan beri ülke derin bir krizde.

Bunun en büyük nedeni pesonun dolara sabitlenmiş olması mı? Herkes öyle diyor ve dalgalı kura geçmiş olmanın Türkiye için bir güvence teşkil ettiği ileri sürülüyor.

Amerikalı tanınmış ekonomist, MIT profesörlerinden Rudy Dornbush, İtalyan La Stampa Gazetesi'nde yayınlanan röportajında bu soruya şu yanıtı veriyor:

‘‘Hayır tek neden bu değil. Bu, Arjantinlilerin gerçeği görmesini engellemeye yarıyor. Kendilerine şu soruyu sorsunlar. Neden yabancı yatırımcı gelmiyor yıllardan beri ülkeye? Bugünkü durumun nedeni aşırı borç yükü, yatırımın olmaması ve zayıf hükümetler ve yolsuzluğa batmış bir siyasi sınıf.’’

Arjantin'in resmine baktığımızda nüfusunun yüzde 40'ının vergi vermediği bir toplum görüyoruz. Devletten sağladığı kredilere sırtını dayayan ve uluslararası rekabete açılacak kaliteyi üretemeyen bir iş dünyası. Parasını Miami'de bankalarda tutan zenginler. Yolsuzluklara batmış politikacılar ve halka bir hedef gösteremeyen siyasi partiler. Devlete, partilere, ekonomiye güvenini kaybeden öfke içinde umutsuz bir halk.

Madalyonun öteki yüzünde ise IMF'nin sorumluluğu çıkıyor karşımıza. IMF'de görevli olan ekonomist Michael Mussa anlatıyor: ‘‘IMF, geçen ağustos ayında Arjantin'e para vermemeli ve uyarmalıydı. O zaman ülke bu duruma düşmezdi. Arjantin, Ağustosta borç ertelemesi ve devaülasyona gitmeliydi. Ama yapmadılar. Çünkü yabancı piyasalar hazırlıksız yakalanacaktı. Oysa, şimdi yabancı piyasalar kendilerini korumak için önlemlerini aldılar. Artık Arjantin'in borç ödememesi onları pek etkilemeyecek.’’

* * *

TÜRKİYE, Arjantin ile ortak noktalara sahip. Ama Arjantin olmayabilir. Genetik özelliklerimiz ya da stratejik üstünlüklerimiz nedeniyle değil, ciddi değişim programımız Avrupa Birliği hedefi sayesinde.
X