Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Arjantin’e darbe gezisi

O komisyonun özgün adı şöyle: “Ülkemizde demokrasiye müdahale eden tüm darbe ve muhtıralar ile demokrasiyi işlevsiz kılan diğer bütün girişim ve süreçlerin tüm boyutlarıyla araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu”.

Daha işin başında, böyle bir isim taşıyan komisyondan ne hayır geleceğini tahmin etmek güç değil. Bu ne komisyonu? Adı sık sık geçen “Darbeleri Araştırma Komisyonu”. Asıl adı, yukarıda aktardığım gibi.

Bu kadar uzun ve iddialı bir başlıkla darbeleri araştırmaya girişen komisyon şu ana kadar asıl 28 Şubat’la ilgileniyor. Tek tük de, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül’e dönük tanıkları dinliyor.

Madem tüm müdahale, muhtıra ve darbeleri araştırıyor, örneğin 27 Nisan e-muhtıra ile ilgili tek bir kişiyi dinliyor mu? Hayır.

AKP işine gelen süreçlerle ilgili. Hayır, diye itirazda bulunursa, o zaman şu soruların yanıtını vermek zorunda.

BEKLEYEN ÖNERİLER

Örneğin, CHP Mersin milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün verdiği önerge ve yasa önerilerine bakmak yetiyor:

-“Demokrasiye müdahale zemini hazırlayan karanlık olayların aydınlatılmasına” ilişkin yasa önerisi. AKP oylarıyla iki kez ret ediliyor.

-12  Mart ve 12 Eylül’de idam kararlarını içeren yasaların kaldırılmasına ilişkin dört yasa önerisi. İki yıldır Adalet Komisyonunda uyuyor.

-Fail-i meçhul cinayetlerin araştırılmasıyla ilgili yasa önerileri. Sekiz kez AKP oylarıyla geri çevriliyor.

-12 Eylül’ün yol açtığı mağduriyetlerin giderilmesiyle ilgili iki yasa önerisi. Komisyon uykusunda.

Bunların hepsi, o uzun başlıkta yer alan darbe, muhtıra ve demokrasi dışı girişimleri aydınlatmaya yönelik öneriler. Ama, AKP oralı olmuyor.

AKP madem o kadar demokrat, bu öneriler neden ya geri çevriliyor ya da raflarda uyuyor?

TANGO ZAMANI

Bu gibi komisyonların yıllardır işi aynı. İki yol var.

Ya bir süre sonra, “komisyona havale” edecekler ve iş sürüncemede kalacak. Yoo, sonuçta ortaya bir rapor çıkar, dostlar alış verişte görsün.

Ya da “tetkik ve incelemelerde bulunmak üzere” bazı komisyon üyeleri, darbeleri yurt dışında araştırmak amacıyla, yurt dışı gezilere çıkacak. Örneğin, Arjantin, Şili, Yunanistan, İspanya ve Bolivya’ya.

Yunanistan Sirtaki, diğerleri tango ülkeleri. Bizim komisyon üyeleri artık sirtaki ve tango öğrenerek dönerler. Ya darbeler? Onun yeteri kadar reklamını yaptık.

Çok tipik, şu anda AKP her geçen gün demokrasiden ne kadar uzaklaşıyorsa, darbeleri araştırmaya o kadar önem veriyor gözüküyor.

Mazi kalbimde yaradır” ya da “bir melek gibi masum” ve hatta “papatya gibisin beyaz ve ince”. Bir ileri, iki geri, demokraside tango. Son yıllarda yaşadığımız gibi.

İşsizlikte mucize reçete

BÜYÜME hızı düşüyor. Yatırımlar azalıyor. İmalat sanayinde kapasite kullanımı düşüyor. Bunlara rağmen, TÜİK açıklamasına göre, işsizlik azalıyor.

Bu mucizeyi nasıl gerçekleştirdiğini TÜİK açıklarsa, dünyanın diğer ülkelerine de örnek olur. Herkes bu reçeteyi uygular.

Haziran itibariyle, İş-Kur’a kayıtlı işsiz sayısı yüzde 36 artıyor. Aynı dönemde, TÜİK’e göre, işsiz sayısı yüzde 12 azalıyor.

İş-Kur iş arayanların başvurduğu kurum. TÜİK bu rakamı nereden buluyor? İşsizliğin düştüğünü neye göre ölçüyor?

İşsizliğin azaldığını göstermek amacıyla, hükümet var gücüyle çalışıyor. Devlete bol bol eleman alınıyor, yirmi bin polis, kırk bin öğretmen gibi. Bütçede personel harcamaları bu nedenle artıyor. Bütçe bu nedenle açık veriyor.

Ekonominin bu koşullarında işsizlik nasıl azalıyor, bu mucize reçeteyi herkes sabırsızlıkla bekliyor.

Bölüşüm bozuk demokrasi bozuk

GELİR bölüşümü geçen yıla göre, az da olsa, bozuluyor. Yoksul-zengin arasındaki gelir farkı biraz daha artıyor. Gelir bölüşümü sıralamasında Türkiye dünyada biraz daha gerilere gidiyor.

Bir tespit var. Gelir bölüşümü dengeli olan ülkelerde demokrasi, hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğünde de sorun yok. Kuzey Avrupa ülkeleri, Kanada bu tespitin iyi örnekleri arasında. Bölüşüm dengesiz ise, demokrasinin de dengesinde sorun var.

Ayrıca, Türkiye’de yoksul sayısı artarken, zengin sayısı artıyor. Daha çok zengin, ülkeye daha çok demokrasi getirmiyor. Tersine, daha çok yoksul, ülkeye daha az demokrasi getiriyor.

X