Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Aristidi Kaptan’ın Fenerbahçe rozeti

    Sefa KAPLAN
    31.01.2006 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Memleketi görüyor, diye Midilli’den ayrılmayan Aristidi Kaptan, göğsündeki eskimiş Fenerbahçe rozetini gösterir Hadun Sevel’e ve hikáyesini anlatır. İşgal İstanbul’unda, Fenerbahçe, işgal kuvvetlerinden kurulu futbol takımını yendiği gün takmıştır o rozeti göğsüne ve bir daha çıkartmamıştır. İnsanın içine işleyen bu öyküyü, "Böyledir Denizler Ülkesinde Yaşamak" adlı kitabında anlatıyor Sevel.

    YOKSAM TÜRK’SÜN

    Haldun Sevel, bir gün teknesiyle Midilli’de Kolpos Yares Koyu’na demirler. Ertesi sabah uyandığında, birisinin sazla, "Ela popses tukoma / Masu pekso baklama / Naka tebu niyangeli / Napo leksu çiftetelli" diye Rumca bir türkü söylediğini duyar. Kalkıp o tarafa gidince, yaşlı bir balıkçı ile karşılaşır. Sevel, Rumca "Balık kaç para" diye soracakken, ihtiyar balıkçı, son derece temiz bir Türkçe ile "Siz Türk müsünüz" diyecektir. Hemen arkasından da, "Yoksam İstanbul’dan, Fenerbahçe’den?" diye ekleyecektir.

    Adının Aristidi Kaptan olduğunu öğreneceğimiz ihtiyar balıkçı, 6-7 Eylül olaylarından sonra Moda’dan Midilli’ye göç etmiş bir Rum’dur. Heyecanla, Belvü Gazinosu’nun yerinde olup olmadığını sorar ve başlar anlatmaya: "Bundan 40-50 yıl önce Belvü Gazinosu’nda Müzeyyen Senar Hanımefendi okurken, ona sahnede beyaz karanfiller verdim, benim elimi sevdi, onu yanaklarından öptüm."

    Konuştukça gözleri dolar Aristidi Kaptan’ın. Bu arada, Haldun Sevel’in dikkatini ihtiyar balıkçının göğsündeki bir rozet çeker. Hayli eskimiş, yer yer çatlamıştır ama bu düpedüz Fenerbahçe rozetidir.

    İNGİLİZ’İ YENDİK

    Niye Fenarbahçe rozetine áşık olduğunu ise şöyle anlatacaktır:

    "12 yaşımda idim, babam heyecanla büyük bir maça gideceğimizi söyledi, maç değil harp olacakmış. İşgal kuvvetleri başkomutanı bir futbol maçı tertip etmiş, giderayak Türklere bir ders vereceklermiş. İşgal kuvvetleri dediğim, İstanbul’u o günlerde işgal etmiş bulunan başta İngilizler, Fransızlar ve İtalyanlar. Tarihini de söyleyeyim, Mart 1923. Babamla erkenden Taksim’e doğru yola çıktık yer bulabilmek için. Yolda öğrendik, o zaman böyle radyo filan yok, İngiliz futbol takımının karşısına Fenerbahçe takımı çıkacakmış, kurbanlık koyun gibi. Bütün işgal askerleri orada, yer gök inliyor tezahürattan. Fakat Fenerbahçe sahaya çıkarken bütün sesler kesildi, ne tezahürat ne alkış. Kıran kırana bir maç oldu, dedim ya, maç değil sanki harp, sedye ile dışarı kaç oyuncu taşıdılar hatırlamıyorum. Ama ne oldu biliyor musun? Maçı Fenerbahçe kazandı (...) O gece İstanbul sokaklarında fener alayları yapıldı, İstanbul halkı evlerindeki gaz lambalarındaki gazı çıkarıp, bizim içine toprak ve kum doldurduğumuz meşale kutularının içine döktüler. Fener alayları ile bu galibiyeti kutlayalım diye. Şimdi anladın mı evlat yakama bu rozeti niçin taktığımı, o günden beri takarım."

    NİYE GEÇ KALDIN

    Haldun Sevel, Aristidi Kaptan’a verdiği sözü tutabilmek için iki yıl sonra yeniden Midilli yolundadır Maviş adlı teknesiyle. Yanında Aristidi Kaptanın istediği bol miktarda Atatürk’ün rakısı, yani Kulüp rakısı ve Fenerbahçe rozeti vardır. Ne var ki, aradan geçen iki yıl Aristidi Kaptan’ı çökertmiş, bu yetmezmiş gibi bir de kansere yakalanmıştır. Önce tanıyamaz Haldun Sevel’i, arkasından da, bütün o sevimli öfkesiyle çıkışır: "Niye bu kadar geç kaldın?"

    MİDİLLİ’YE TOPRAK

    Sonra özenle duvara astığı ceketinin yakasındaki eski rozeti çıkarıp yeni Fenerbahçe rozetini takar Aristidi Kaptan. Ceketi giyip aynanın karşısına geçer ve "Yakıştı mı" diye sorar Haldun Sevel’e. Arkasından köyün kahvesine giderler birlikte. Kahveye girince Aristidi Kaptan gururla rozetini gösterip Rumca seslenir: "Bakın Fenerbahçe rozetim geldi, ben demedim mi, işte geldi."

    Dönüşte, Haldun Sevel’den "memleket toprağı" isteyecektir Aristidi Kaptan. Sevel de, Fenerbahçe ve Moda’dan aldığı toprağı bu memleket áşığının mezarına serpecektir...

    O evde Türk bayrağı ve Hürriyet Gazetesi var/images/100/0x0/55eac76ef018fbb8f8962c16

    İşte Aristidi Kaptan’ın Türkiye kıyılarını görsün diye Midilli’de oturduğu ev. Eve açılan kapının arkasında tülbent içinde asılı Türk Bayrağı var. Bir de yine tülbent içinde Moda toprağı... Ve 6-7 Eylül olaylarının yer aldığı Hürriyet Gazetesi... Haldun Sevel, "Aristidi Kaptan’ın öyküsünde duygu sömürüsü olur düşüncesiyle bunları yazmadım. Ama bu kaygım gereksizmiş" dedi.

    Atatürk’ün rakısından getir

    O akşam, "Balık var, çiroz var, lakerda var, cacciki var, uzo var ama rakı yok. Sende rakı var?" diyerek evinde konuk eder "Ustura Kemal"in yaratıcısı Haldun Sevel’i Aristidi Kaptan. Böylece, ihtiyarın yaşamak için neden Midilli’yi seçtiğini de öğreniriz. Midilli’den memleket yani Anadolu görünmektedir. Dönüşte üç şey ister Sevel’den Aristidi Kaptan. Mustafa Kaptan’a selam söylemesini, Atatürk’ün rakısından getirmesini ve bir de, "Bu da benim gibi eskidi, buralarda yok" diyerek Fenerbahçe rozeti.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı