Gündem Haberleri

    Arınç'tan bağımsız adaya destek

    EDREMİT (A.A)
    13.08.2006 - 11:48 | Son Güncelleme:

    TBMM Başkanı Bülent Arınç, “Demokraside korkularla kuşkularla hareket edemeyiz. Birisinin bağımsız olarak adaylığını koyup, parlamentoya girmesini önleyecek tedbirler almak, bence antidemokratik bir uygulama olur” dedi.

    Tatilini geçirdiği Balıkesir'in Edremit ilçesine bağlı Güre beldesinde, Seçim Kanunu ve seçim barajı konusundaki tartışmaları değerlendiren Arınç, son 4 yıldır “temsilde adalet”in demokrasinin olmazsa olmaz şartı olduğunun altını çizdiğini söyledi.

    Arınç, Anayasanın sihirli bir cümleyle bunu özetlediğine, 67. maddenin son fıkrasında “Seçim kanunları temsilde adalet ve yönetimde istikrar unsurlarını bağdaştıracak ölçüde olmalıdır” ifadesinin bulunduğuna işaret ederek, buna göre yapılması gereken seçim kanununun hem temsilde adaleti sağlayacak hem de yönetimde istikrar getirecek, parçalı siyasete son verecek nitelikte olması gerektiğini vurguladı.

    “Maalesef son yıllarda temsilde adalet unsurunun gitgide göz ardı edildiğini görmekteyiz” diyen Arınç, şunları kaydetti:

    “Benim şahsi düşüncem; 'temsilde adalet' çok önemli bir konudur ve bunun mutlaka temin edilmesi gerekir. Mademki Anayasamız gereğince, siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır; bu siyasi partiler aldıkları oy nispetinde bir şekilde parlamentoda temsil edilmelidirler. Bir tanesi yüzde 10'luk barajdır. Dünyada, özellikle Avrupa ülkelerinin hemen hemen çok büyük bir kısmında yüzde 10'luk bir genel baraj söz konusu değildir. Dolayısıyla baraj ya düşük rakamlardadır, 2.5, 3, 4 gibi, en nihayet 5 gibi... Ama yüzde 5'in üstünde baraj hiçbir Avrupa ülkesinde söz konusu değildir.”

    “BAŞKA ARGÜMANLAR BULUNABİLİR”

    Arınç, “Türkiye'de baraj oranının indirilmesinin, şu ya da bu şekilde mahsurlu olacağının” söylendiğine, ayrıca parlamentodaki siyasi partilerin hiçbirisinin barajın indirilmesine sıcak bakmadığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
    “Başta AK Parti olmak üzere, benim bilebildiğim kadarıyla Anavatan Partisi de DYP de CHP de yüzde 10'luk barajın indirilmesine bir şekilde karşı çıkmaktadır. O zaman barajı muhafaza etmek suretiyle nispi usulde, yine partilerin parlamentoda aldıkları oy nispetince temsil edilmesini sağlayacak başka argümanlar bulunabilir. Bu mesela, adına 'Türkiye milletvekilliği' diyebileceğimiz bir başka uygulamadır. 450 milletvekilinin genel seçim esasıyla parlamentoya girdiği, yüzde 10'luk barajın geçerli olduğu, ama 100 milletvekillik listenin ise o partinin aldığı oy kadar baraj olmaksızın parlamentoda temsil edilebileceği bir sistem kurulabilir. Yani diyelim ki bir parti yüzde 25 oy almıştır. Yüzde 25'in karşılığını 450 milletvekilliğinden alır, 100 milletvekilliğinden de 25 milletvekili alır. Diyelim ki bir parti yüzde 9 oy almıştır, 450'den alacağı yoktur, ama 100 milletvekilliğinden 9 tane alır. Örneğin bir parti yüzde 2 oy almıştır, 450'den yüzde 10'luk barajlı sistemden milletvekili alamaz, ama nispi, barajsız sistemden 2 milletvekiliyle parlamentoda temsil edilebilir.”

    Arınç, bunun usul ve esaslarını 4-5 yıldan beri söylediğini, ayrıca partilerin seçimlerde ittifak kurabilmesini, dar bölge değil ama daraltılmış bölge sisteminin yararlı olabileceğini, tercihli oy sisteminin faydalı olabileceğini öngördüğünü kaydederek, bu konuda TBMM'de panel ve sempozyumlar da yaptıklarını anımsattı.

    “TEMSİLİ ADALETİ SAĞLAMAYA MECBURUZ”

    “Türkiye'de temsili adaleti veya temsili demokrasiyi sağlayabilecek bir sistem bulmaya mecburuz” diyen Arınç, şöyle konuştu:

    “Yoksa 3.5 milyon oy almış bir partinin parlamentoda tek bir milletvekili bile olmaz, bugün olduğu gibi. DYP yüzde 9.5 oy almasına rağmen, parlamentoda 1 milletvekiliyle bile temsil edilememişti, 2002 sonuçlarına göre söylüyorum. Ama, mesela bir şehirden 5 bin oyla milletvekili çıkabiliyor, ister bağımsız olsun, ister bir partiden. Bugün Tunceli'den milletvekili seçilmek için 7-8 bin oy almak yeterlidir. Ama 3.5 milyon oy alan bir parti, 1 milletvekili bile çıkaramamaktadır, yüzde 10'luk baraj sebebiyle... Yine bağımsız adaylar için de bu söz konusu değildir. Dolayısıyla temsilde adaleti sağlayacak organizasyonları bulmak zorundayız. Bu Türkiye milletvekilliği mi olur, partilerin bir listede aynı ad veya farklı isimlerle bir blok oluşturarak seçimlere girmesi mi olur, bunları özgür biçimde tartışıp, gerekirse Anayasa değişikliği yapmak suretiyle bunu temin etmeliyiz. Mesela siyasi partilerin TBMM'de grup kurması, bugünkü Anayasa ile 20 milletvekiliyle mümkün olmaktadır.”

    DTP'LİLERİN BAĞIMSIZ ADAYLIĞI

    Arınç, “DTP'den bazı kişilerin bağımsız olarak adaylığını koyup, daha sonra Mecliste grup kuracakları” yönündeki tartışmalara da değinerek, şöyle konuştu:

    “Böyle bir ihtimal varsa, tabi demokraside korkularla, kuşkularla hareket edemeyiz, birisinin bağımsız olarak adaylığını koyup parlamentoya girmesini önleyecek tedbirler almak bence antidemokratik bir uygulama olur. Ama Meclisin içinde grup kurarak çalışmak Meclisin kendi iç meselesidir, 20'yi, 30'a veya 40'a çıkarmanız da mümkündür. Grup olarak temsil edilmek yerine, bağımsız olarak temsil edilmek arasında bir fark varsa, bunu bağımsız milletvekillerinin parlamentoda temsili açısından uygun görmemiz bence de mümkündür. Bağımsız milletvekillerinin seçilme ihtimaline karşı, bunu güçleştirecek tedbirler almayı doğru bulmuyorum, bu yanlış olur.”

    “NİYET OKUMA”

    Türkiye'de seçimlerin tek dereceli, genel ve eşit olduğuna işaret eden Arınç, şunları kaydetti:

    “Seçimler ne kadar güvenli olursa, halkın oyu ne kadar değerlendirilirse, demokrasinin de güçlendirilmesi o kadar doğrudur. Bir insan (şu amaçla bağımsız aday oluyor, asıl amacını parlamentoya girince gerçekleştirecek) şeklinde, elde tutulur somut şeyler olmadıkça, yani bir 'niyet okuma' yoluna gitmedikçe, bağımsız adaylığın önünün büyük engellerle kesilmek istenmesini demokratik açıdan doğru bulmam. Bu kişiler seçilebilir, biz halkın oyuna itibar ederiz, halkın seçtikleri bizim kabulümüzdür. Bu seçilen kişiler Anayasaya sadakat için yemin edeceklerdir. Bu yeminlerinin hilafına bir iş yaparlarsa, mevcut mevzuatımız zaten bunun çaresini getirmiştir. Dolayısıyla (Bunlar girdikten sonra suç işleyeceklerdir) şeklinde, girmelerine engel olmak ne kadar yanlışsa, bir suç işlemeleri halinde bunun karşılığının kanunlarımızda bulunduğunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla seçimlere, halkın oyuna güven duyulmalıdır, demokrasi ancak bu şekilde güçlenebilir.”

    Bülent Arınç, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ise ne şekilde, ne zaman ve nasıl yapılacağının Anayasada belli olduğunu belirterek, ”Cumhurbaşkanlığı seçimleri için bir tartışma, hareketlilik, heyecan yaşanacaksa, bunun zamanı 2007 Mart ayından başlayacaktır” dedi. 

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı