Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Arınç kapatılmayı değerlendirdi

    A.A
    17.12.2009 - 06:35 | Son Güncelleme: 17.12.2009 - 06:35

    Başbakan Yardımcısı Arınç, STV'de katıldığı “Günlük” programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Açılımı öncesinde de şu anda da bundan sonra da demokrasi standardımızın yükseltilmesi, özgürlüklerin biraz daha genişlemesi, güçlendirilmesi konusunda hem geçmişte yaptık, hem bugün devam ediyoruz, bundan sonra da devam edeceğiz. dolayısıyla süreç, hiçbir zaman kesintiye uğramadı. Kesintiye uğraması da söz konusu değil” dedi.Program sunucusunun, bugün gerçekleştirilen milli birlik ve demokratik açılım toplantısında alınan kararların neler olduğunu sorması üzerine Arınç, bu toplantıya demokratik açılım zirvesi isminin konmaması gerektiğini, benzer toplantıları zaman zaman yaptıklarını söyledi. MGK üyesi Bakanlarla zaman zaman bir araya gelerek gelişmeleri değerlendirdiklerini, sürecin nasıl devam ettiğini görmek istediklerini, yeni bilgileri beraber değerlendirmek istediklerini anlattı.Başbakan Recep tayyip erdoğan ve Bakanların geçen hafta yurt dışı ziyaretleri nedeniyle konuları değerlendirme imkanı bulamadıklarını belirten Arınç, bugünkü toplantıda gelişmeleri değerlendirdiklerini ifade etti.Toplantının içeriği hakkında bilgi veremeyeceğini söyleyen Arınç, son gösteriler, toplumsal olaylar, gerginliğin biraz daha artırılabilmesi için gayret sarf edilen bir ortamda İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın açıklama yapmasının uygun görüldüğünü belirtti.“DTP'nin kapatılması sonrasında yaşanan olayların açılımı bitirdiği, açılımın sekteye uğrayacağı şeklinde kamuoyunda algılamalar olduğunun” ifade edilmesi üzerine Arınç, Başbakan Erdogan'ın bütçe görüşmelerinde hükümet adına konuştuğunu hatırlatarak, “İnadına açılım” demediğini belirtti. Bülent Arınç, başbakan erdoğan'ın konuşmasında “İnadına kardeşlik, inadına demokrasi” dediğini hatırlatarak, Türkiye'nin demokratik açılım konusunu 4-5 aydır takip ettiğini ve bu konuda yapılacakların konuşulduğunu kaydetti.Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:“Biz, bu açılımı öncesinde de şu anda da bundan sonra da demokrasi standardımızın yükseltilmesi, özgürlüklerin biraz daha genişlemesi, güçlendirilmesi konusunda hem geçmişte yaptık, hem bugün devam ediyoruz, bundan sonra da devam edeceğiz. Dolayısıyla süreç hiçbir zaman kesintiye uğramadı. Kesintiye uğraması da söz konusu değil.Demokratik açılımın bir önemli ayağı da terörün minimize edilmesidir. Eylem yapamaz hale gelmesidir. Bu konuda da attığımız adımlar var. Bununla ilgili olarak güvenlik açısından bir defa terörle mücadeleyi hiç aksatmadan aynı zamanda terörü besleyen sebepler üzerinde de yoğunlaşan bir programımız var. Biz, bunun ülke bütünlüğü açısından, birlik beraberliğimiz ve kardeşliğimiz açısından önemli bir süreç olduğuna inanıyoruz.Farklı eleştirileri her zaman karşılamaya hazırız. Yeni öneriler olacaksa bunları da değerlendirmeye hazırız. Ama tam karşıdan 'Söyletmem vurun' mantığıyla bunu yok etmek isteyen, bunu ihanetle suçlayan daha içinde ne var bakmadan... Hatta bu konuda geçmişte kendileri hangi program ve projeleri gündeme getirmişler de bunlarla bile ilgilenmeden 'Madem ak parti böyle birşey yapmak istiyor, biz de ona karşı çıkalım' mantığıyla bir muhalefet sürdürüyorlar. Ben, bunun uzun süre devam etmeyeceğini düşünüyorum. Çünkü, demokratikleşme konusunda hiçbir muhalefet partisinin karşı çıkma gibi bir kolaylığı ve lüksü olamaz. Bu halkımızın istediğidir. Biz bunu dışardan şu veya bu istiyor diye yapmıyoruz. Halkımız daha huzurlu ve mutlu yaşasın diye yapıyoruz.”Geçmişte hükümet olan bütün partilerin AB sürecinde hem anayasa değişikliklerine, hem yasa değişikliklerine destek verdiğini belirten Arınç, 1999-2000 yılları arasında dsp, mhp ve Anavatan hükümetlerinin olduğunu hatırlatarak, o tarihlerde anayasanın 31-32 maddesinin değiştiğini ifade etti. Bunların köklü değişiklikler olduğunu belirten Arınç, söz konusu partilerin AB ilerleme raporunun gereğini yaptığını kaydetti.Kendilerinin bu değişikliklere muhalefette olmalarına rağmen destek verdiklerini hatırlatan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, ancak kendilerinin anayasa değişikliği yapmak istediklerinde 3-4 sene önce muhalefet partilerinin de destek verdiğini, 400'e 500'e varan oylarla anayasa değişikliği yaptıklarını söyledi.Ancak, 2 yıldan bu yana özellikle demokratik açılım süreci başladıktan sonra kanun değişikliğine bile muhalefetin mecliste kolay kolay izin vermediğini ifade eden Arınç, çok sayıda insanı ilgilendiren Çek Yasası'nda bile muhalefetin neredeyse 15 gün Meclisi kilitlediğini savundu. Bülent Arınç, muhalefetin o süreçte 'Biz de bunun çıkmasını istiyoruz' dediğini ama ellerinden gelen uzatmayı ve engelleme hakkını kullandığını belirtti.Arınç, “Doğrudan karşı çıkmak doğru yanlış farketmeden ben bunu engelleyeceğim mantığıyla meclisi kilitlemeye çalışmak doğrusu hoş birşey değil. Açılımın bir süreç olduğunu ifade etmiştik. Bu süreç bugünde yarın da devam edecek. Çünkü, biz bunda ülkenin mutluluğunu ve huzurunu görüyoruz” diye konuştu.“Demokratik açılımın dtp'nin kapatılmasından sonra siyasi yöne kaydığı yönünde eleştiriler var. Kontrolsüz bir şekilde mi bu yöne kaymaya başladı? Bunu asıl mecrasına oturtmak için ne yapacaksınız?” şeklindeki soruya Arınç, kendilerinin siyasetçi olduğu, hükümetin de muhalefetin de siyasetle iç içe olduğunu belirterek şu yanıtı verdi:“Parlamentodan bir kanun çıkarmak istesek o da siyasi bir eylem. Yani işin büyük boyutu siyasidir. Bunun içerisinde toplumsal, ekonomik diğer tedbirler de mutlaka vardır. Ama biz sonuç olarak siyasi kararlar almak suretiyle toplumdaki bütünlüğü sağlamaya çalışıyoruz. Bu bir taraftan insanların kendisini çok kolaylıkla ve rahatlıkla ifade edebilmesi, eğer kimliğini rahatlıkla ifade ederken bununla ilgili kültürel hakları bireysel ve toplumsal olarak yaşayabilmesi ve bugüne kadar sağlanan temel hakların yeni, güzel, olgunlaşmış haklarla, karşılığında şüphesiz ödevlerle... Çünkü, Anayasa'nın temel konusu, temel haklar ve ödevler konusudur. Her karşılığın mutlaka bir yaptırımı ve müeyyidesi, bir mükellefiyeti de bulunacaktır. Bunları biz toplumun talepleri olarak dikkate alıyoruz. Şüphesiz için içerisinde siyaset var. Ekonomik boyutu var, bölgeyi kalkındırmak istiyoruz. Bölgeler arasındaki dengesizliği kaldırmak istiyoruz. 30 senedir bitirilemeyen GAP'ı süratle bitirip bölge halkının refah düzeyini artırmak istiyoruz. Terörden bir türlü yatırım fırsatı bulamayan bölgede, terör, korku, endişeyi kaldırarak, hem iç hem dış yatırımları o bölgeye daha çok kazındırmak istiyoruz. İşkur vasıtasıyla yeni iş alanları meydana getirmek istiyoruz. Meslek edindirme, kadınlara, çocuklara yönelik yeni sosyal riski azaltma projeleri uygulamak istiyoruz. Uyguladıklarımız var, daha da uygulayacaklarımız var.”dtp'nin kapatılmasının bu süreçte farklı mecralarda yeni gelişmeler meydana getirdiğini söyleyen Arınç, “Demokratik Toplum Partisi hakkında açılan dava 2 yıldan beri devam ediyor. Ve bitecekti, nihayette bitti. Ve oy birliğiyle verilen bir kapatma kararı var” diye konuştu.Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:“Şimdi ben kendi açımdan baktığımda hiç değişmeyen bir prensibimi her vesileyle ifade ettim. Siyasi partilerin kapatılmasını artık istemiyoruz. Bunu doğrusu çağ dışı buluyorum. Çünkü Anayasamızın kendi ifadesiyle 'Demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları siyasi partiler' diyor. Demek ki demokratik hayat ancak siyasi partilerle kaimdir. Siyasi partiler olmayan bir toplumda biz demokrasiden bahsedemeyiz. Bunlardan bir kısmı iktidar olacaktır, bir kısmı muhalefet olacaktır. Herkes eleştirilerini yapacaktır. Meclis açık olacaktır. Denetim görevi yerine getirilecektir.Şimdi siyasi partileri kolaylıkla kapatırsanız, demokratik hayatı kesintiye uğratırsınız. Bu açıdan benim şahsi fikrim eğer anayasalarda, eğer siyasi partiler kanununda her şeye rağmen bir düşünce olarak siyasi partilerin bir noktada kapatılabileceği konusu kabul edilmişse bunun çok istisnai olması lazım. Şartların çok ağırlaştırılmış olması lazım. Bu konuda temel ölçüt eğer Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ise ve ona dayalı olarak Venedik Kriterleri olacaksa; Bir bu ölçütün Türkiye'ye getirilmesi lazım, ikincisi biz
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı