"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Arınç hem haklı hem eksik!

BÜLENT Arınç’ın, kimsenin çıkıp “Hayat nelerden ibarettir?” diye sormadığı bir ortamda “Hayat seks ve alkolden ibarettir” demesi tabii ki kendi içinde yeterince ilginç.

Ama madem “Bayram değil seyran değil Arınç beni niye demeçledi?” noktasına varmış bulunuyoruz, soruyu kendime sordum: “Hayat neden ibarettir?”
Alkol ve seksi “elde var iki” kontenjanından kabul ettiğimize göre hemen ekleyeceğim üçüncü güzellik rock’n roll olur.
Yani Arınç haklı ama eksik konuşmuş.
Sonra listemi açıklayabilirim.
Önce “Hayat nelerden ibaret değildir?” kısmını aydınlatalım:
Hayat partizanlıktan ibaret değildir.
Hayat siyasi kulluktan ve yaklaşan seçim öncesi oy uğruna gündem harmanlamaktan ibaret değildir.
Hayat kabine ortağına önce “Allah hiçbirimizi o duruma düşürmesin” deyip sonra zevahiri kurtarmak için “Açıklamam ucube olunca affet birader” demekten ibaret değildir.
Hayat seyretmediğin dizi filmin yasaklanmasını istemekten ibaret değildir.
Hayat “Göz altları mor halka oldu civanımın” diye lider için ağlamaktan ibaret değildir.
Hâsıl-ı kelâm, hayat politika uğruna gündem yangınına odun taşımaktan ibaret değildir.
* * *
Geriye ne kalır?
Seks kalır, isteyene alkol kalır, tavşankanı çay kalır, manda batmaz kahve kalır.
Deniz kalır, dağ kalır, börtü böcek kalır, çayır çimende aylaklık kalır.
Kitaplar kalır, sessizce oturmak kalır, sessizce oturulan köşeden “Hay sizin politika aleminize” diye saydırmak kalır.
Politikacılar oy hesaplarken hayatı ıskalamadan, elinden geldiğince yaşamak kalır.
Sevişmek kalır.
İzmir’de, mesela Doy-Doy’da biralanmak kalır.
Rock’n roll kalır.
Kendi adıma bu üç kalemden eminim, gerisi Bülent Arınç’ı hiç ilgilendirmez.

Çok âlemsiniz Erdal Bey, duyan Çukurca’da sanır

SABAH Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak’ın “Uç beyleri” başlıklı yazısı, gazetenin bölge ilavelerine verdiği önemi vurgulamak amacıyla kaleme alınmıştı. Bölge gazetelerine önem vermek ve bunu büyük bir atılım gibi göstermek her gazetenin dönem dönem başvurduğu bir yöntemdir.
Ancak Sayın Şafak yazarken biraz fazla coşmuş.
Şöyle diyor: “Bazı meslektaşlarımın ‘Taşra’ diye burun kıvırdıkları bölge temsilciliklerimize ve il bazındaki bürolarımıza çok ama çok önem veririm.
Birkaç ay önce bir karar aldım: Aylık olağan bölge temsilcileri toplantısını bundan böyle sadece İstanbul’da yapmayacağız. ‘Uç beyleri’ dediğim arkadaşlarımı her ay İstanbul’a çağırıp megakentin ürkütücü boyutları altında ezdirmeyeceğiz.
Ya ne yapacağız? Cevap: Her ay bir bölge temsilciliğimizde toplanacağız...”
Okurken bu noktada ben de coştum biraz.
Peki bu toplantılar nerelerde düzenlenmiş?
Sıkı durun: Antalya ve İzmir.
Atmayın Sayın Şafak, medya kardeşiyiz.
İzmir’den gelen temsilci sizce “megakent İstanbul”un boyutlarından ürker mi?
Antalya temsilcisi “Vay anam ezik kaldım İstanbullarda” diye bağrını döverek ağlar mı?
Şafak’ı, uygulamasını eleştiriyor değilim, yanlış anlamayın.
Ama İzmir ve Antalya gibi büyük ve modern şehirlerde gazetecilik yapanlar 40 yılda bir mi İstanbul görüyor?
Coşkusunu okuyup hele bir de “Uçbeyleri” ifadesini görünce sandım ki gidip Çukurca’da veya Başkale’de yazı işleri toplantısı yapmışlar.
Çıka çıka İzmir’den ve Antalya’dan çıktı.
Alemsiniz vallahi.
Bu arada, Diyarbakır’da, Van’da, Hakkari’de yazı işleri toplantısı yapıldığı da vakidir.
Yani yeni bir uygulama değil.
Yine de hayırlı olsun elbette...

X