Gündem Haberleri

    Arınç: Haberal'ın tutuklanmasına çok üzüldüm

    Hürriyet Haber
    04.12.2009 - 20:25 | Son Güncelleme:

    Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CNN Türk televizyon kanalında yayınlanan, Ankara Kulisi programında soruları yanıtladı.

    İşte Arınç'ın programda yaptığı önemli açıklamalar:

    'Bayramdan sonra ne ben kalırım ne Danıştay kalır' sözleri: Bayramın ikinci günü AK Parti Genel Merkezi'nde bayramlaşma vardı. Ankara'da bulunduğum için ben de katıldım. Bir konuşma yaptım. Konuşmanın sonrasında gazeteciler, 'sorularımız olabilir mi?' dediler. Dedim ki, 'bayramlaşma yaptık. Teşekkür ederim.' Tekrar ısrar ettiler, her zaman yaptıkları gibi. Onlar artık bizim ayrılmaz bir parçamız oldular. Dedim ki bayramdan sonra. Tekrar ısrar ettiler. Üçüncü, dördüncü ısrardan sonra ağzımdan böyle bir cümle çıktı. Zaten başında, sonunda da başka bir şey olmayınca... 'Yeter artık sizden kurtulmanın başka yolu yok' der gibi birşey söyledik. Tabii ben bunun bu kadar dikkat çekeceğini veya televizyonların bu kadar üzerinde duracağını düşünmemiştim. Aman Allahım ondan sonra ne yorumlar yapıldı. 'Danıştay kalır ama sen gidersin' diyenler oldu. 'Sen kendine bak' diyenler oldu. 'Acaba bunun arkasından ne çıkacak' diyenler oldu. En sonunda da hiç aklıma gelmeyen bir şey, akşam bir televizyon haberlerinde, 3-4 kuvvet komutanının ifadeye çağrılması sanki gündeme bomba gibi düşen bir habermişcesine, 'Acaba Arınç, bunu mu kastetti' diye bir haber yapıldı. Buna da pes dedim doğrusu. Çok açık yüreklilikle söylüyorum; bu gelişi güzel kullanılmış yani o arkadaşlarımızın ısrarlarından kurtulmak için... Buna çok muhatap oluyorum. Aslında yeri geldiğinde, zamanı geldiğinde sorulanlara cevap veren bir insanım. 'Ne Danıştay kalır' deseydim o başka bir felaketti ama içine kendimi de sokunca biraz daha hafifletmiş oldum.

    Danıştay'ın katsayı kararı: Şimdi konunun benim cümlelerimle ilgili kısmını bitirmiş sayayım. Çok şükür ki Danıştay da yerinde ben de yerimdeyim. Birbirimize hasım olarak, birbirimiz yok etmek için kullanılmış sözler değil. Danıştayı ilgili dairesinin vermiş olduğu karardan ötürü elbette eleştireceğim. Bu kararı doğrusu hukuki bulmuyorum.

    3 eski kuvvet komutanının ifadeye çağrılması: Türkiye'de her şey ortaya dökülecek ve herkes yaptığı her şeyin hesabını verecek. Ben dahil. Böyle olursak gerçek hukuk devleti oluruz. Türkiye, bunu gördüğü için kendini mutlu saymalı. Bunlar kutlu doğum sancılarıdır. Bunlar iyi şeylerdir. Türkiye hukuk devleti olma yolunda ilerleyecekse bir şeylerin hesabının sorulması lazım.Kurumlar kalır, yanlış yapanlar gider.

    Prof. Dr. Haberal'ın tutukluluğu: Mehmet Haberal, Başkent Üniversitesinin Rektörü... Ben bir insan olarak şunu düşünüyorum; yani Bülent Arınç olarak benim Haberal ile insani ilişkilerim çok güçlü. Yani ben onun kadar insani ilişkisine önem veren bir insan tanımadım. Çok da fazla işimiz düşmez birbirimize ama fevkalade saygılı ve dikkatli. Yani ben orada bir hastayı ziyaret etmek istesem kimseye haber vermeden giderdim. Nereden duyarsa duyar, koşar gelir. İnsani ilişkilerimiz bakımından veya onun tıbba yaptığı hizmetler bakımından malum transplantasyon yapıyordu. Çok güzel bir insan. Şimdi orada olmasından dolayı, öyle bir suçla suçlanmasından dolayı gerçekten ben şahsen üzülüyorum ama böyle bir davayla ilintili olduğu için bu üzüntümü içimde saklıyorum. Bunu bir şekilde ben ifade edemem. Bir misal olsun diye söyledim. Başka rektörler de var. Bunların geçmişte bizi üzen, bizi rencide eden çok beyanatları oldu. Bunları alt alta, üst üste getirirsek, bir Malatya Rektörü'nün bir Samsun Rektörü'nün bizim için neler söylediğini veya ülkede belli ideolojik kamplaşmalar için neler konuştuğunu az çok biliyoruz ama böyle bir davada ne kadar yerleri var, ne ile itham ediliyorlar, doğrusu savcıların, hakimlerin bileceği iş. Yoksa ben şahsi düşünceme bakarak 'bu adam suçsuzdur' diyemem. O zaman bir başkasıyla aynı noktaya düşerim. 'Bunlar, iyi çocukturlar' diyenle benim bir farkımın olması lazım. Ben şahsi kanaatimi, sevgimi içimde saklıyorum. Haberal, bana göre çok iyi bir insandır ama sadece benimle ilişkileri sebebiyle ben bunu biliyorum. Yoksa işlediği suç var mı haklı mı haksız mı yarın beraat edecek mi etmeyecek mi hepsi için aynı kanaate sahibim. İnşallah, suçsuz bulunsunlar ve çıksınlar.

    Telefon dinlemeleri: Yasal olmayan dinlemeleri herkes yapabilir elindeki alet ve edevatla. Dünyada bunun için çok güzel teknolojik imkanlar geliştirilmiştir. Yani bir insanı rızası olmadan, hakim kararı da olmadan dinlemek suç, ahlaken de ceza hukuku yönünden de suç. Bununla ilgili incelemeler, araştırmalar yapılır. Suçlular varsa mutlaka cezalandırılır.

    Demokratik açılım: Bu zorlukların altına sadece bir siyasi iktidarın girmesi mümkün değildir. Hem siyasi mutabakatın parlamento içinde ve dışındaki partilerle sağlanması gerekir, hem de tüm kurumlarla... Sürecin desteklenmesi gerekir. Kim ne kadar destekler, neresinde destekler, bunlar ayrı konular ama bunu sadece AK Parti iktidarının tek başına ortaya koyup, sadece kendi imkanlarıyla başarabileceği, diğerlerinin buna tamamen karşı olabileceğini tasavvur bile etmek mümkün değil. Yani herkes, sorumluluğu ölçüsünde kabullenebileceği bir süreç olarak bunu düşünmeli. Şimdi buna biraz aykırı bir görüntü var. Nedir o? Ana muhalefet partisiyle, muhalefet partisi belli açılardan biraz da sert olarak, biraz da sert ifadelerle iktidarı bu süreç dolayısıyla, 'hainlikle' suçlayacak noktaya geldiler. Diğer partinin durumuna gelince, doğrusu o da kendi içerisinde homojen bir yapı olmadığı için bu sürecin belki başarıya ulaşmasını istiyor gibi gözüküyor ama meseleyi İmralı ile yani Öcalan ile ve meseleyi PKK ile de bağlantılı görüyor. Bu bir gerçek. Bunu dünkü konuşmalarda açıkça ifade ediyor. Türkiye'nin böyle bir gerçeği olabilir, ama böyle bir süreçte bizim ne örgütle, ne de İmralı'daki kişiyle bu meseleyi ne konuşmamız, ne onlara göre bu süreci devam ettirmemiz, ne de onları düşünerek bu sürece yön vermemiz kesinlikle mümkün değildir. Bunu biz söylüyoruz, bize inanan herkeste bunu biliyor.

    DTP'nin tavrı: Hem Habur'daki karşılama törenlerinde görüyoruz, hem bugünkü olaylar sebebiyle Öcalan'ın İmralı'daki sıkıntılarını anlatırken kullandıkları cümlelerden görüyoruz. Hem grup toplantılarını, hem Türkiye'nin her yerindeki yaptıkları toplantılardaki, hep marjinal, hem de ajite edici sözlerinden anlıyoruz ki hatta birisi diyebilir ki 'DTP bu sürecin tam karşısında, yani bunun başarıya ulaşmasını istemiyor.' Ben tam o kanıda değilim ama görüntü buna hak verdirecek bir görüntü. Ben DTP ile de oradaki milletvekili arkadaşlarımla da görüştüğüm zaman onların çok büyük bir kısmının samimi olarak bu sürecin başarıya ulaşması ve Türkiye'ye huzur gelmesi konusunda, terörün bitmesi konusunda istekli olduklarını görüyorum ama parti bütünüyle verdiği görüntü buna hak verdirecek bir görüntü. Topluma verdiği mesajlarla bundan çok uzakta. Yani parlamento içerisindeki üç partinin durumu bu.

    Öcalan'ın yeni koğuşu: Öcalan bir hükümlü, 1999'dan beri cezaevinde. F tipi koşulların uygulanması insani açıdan düşünülmüş. Bunu Avrupa da istiyor, bizim kendi hukukumuzda da buna yer var. Dolayısıyla tecrit koşullarının F tipi koşul haline getirilmesi için Adalet Bakanlığı bir çalışma yapmış. 'Yalnız kalmasın' diye. Çünkü günde 2 defa, sanıyorum havalandırması var, ortak alanlar var vesaire... Bunları en iyi Sadullah bey bilir. Böyle bir iyileştirme yapıldığı söylendi. Bu, Bakanlar Kurulu'nda da Sayın Adalet Bakanı'nın verdiği bilgiyle belki de konuşulmuştu. Şimdi ona yönelik bir iyileştirme yapılıyor, ama içeriden Öcalan ve avukatları dışarıya başka haber gönderiyorlar. 'Efendim 12 metre idi 6 metreye indi' Ölçmüşler, biçmişler 11,80 çıkmış. Bu bahane mi böyle bir şey olamaz. 'Efendim hastaymış nefes alamıyormuş, öksürük krizleri tutuyormuş' Yani sağlık şartlarını biz kötüleştirmiyoruz. Bir insanın kendisinde rahatsızlık varsa, öksürdü diye ne yapacağız yani, Kızılay'da mı gezdireceğiz, nereye götüreceğiz. Bir hükümlünün kendi şartlarının iyileştirmesi yine hukuk devleti olan Türkiye de yine F tipi koşullar neyse onun için bir gayret sarfedilmiştir. İçeriden, 'ben şu durumdayım, hadi bakalım' deyip çocukları sokağa salmanın, Türkiye'nin pek çok yerinde bugün gösterilerle, polise karşı taşlarla tahrip edilen yerlerle herkesi korkutmanın, herkesi ürkütmenin, herkese 'acaba' dedirtmenin alemi yok. Bunlar aynı zamanda suç olan şeyler. Bunların takibatı yapılacaktır ama sadece 'Öcalan haber gönderdi' diye bir siyasi partinin bu konuda açıklama yapmasını ve Öcalan'ın ağzıyla adeta konuşmasını doğrusu ben hazmedemiyorum.

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı