Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Arena'nın yakasını bırakın artık…

GS’ lilerin Beşiktaş Kulübü Başkanı, Federasyon Başkanı ve Spor Bakanı’na bir mesajı var: Arkadaşlar artık Arena Stadı ile uğraşmaktan vazgeçin. Galatasaray’ ın yakasından inin. Taraftarı birbirine sokmak istemiyorsanız, bu konuyu kapatın. GS yönetimi kibarlığını şimdiye kadar sürdürdü, ancak artık yeter. BJK kardeş bir kulüptür. Lütfen aramızı bozmayın.

Bugün biraz futbol konuşalım.

Bir süredir, derinden derine bir itişme yaşanıyor.

Beşiktaş’a bu yıl oynayacağı bir stad aranıyor ve ısrarla GS’ nin Arena’ sı gösteriliyor. GS yönetimi önce nezaketle ve kapalı kapılar ardında gerekçeleri saydı, “Bu isteği karşılayamayacağını” anlattı ve Fikret Orman’ ı ikna etti.

Olmadı, bu defa devreye Spor Bakanı Suat Kılıç ve Federasyon Başkanı Yıldırım Demirören girdiler. GS yönetimi tekrar Ankara’ ya kadar gitti, toplantı yapıldı, yine gerekçeler sayıldı ve yine bu işin olamayacağı anlatıldı.

Sonunda da artık yüksek sesle “HAYIR” yanıtı verildi.

Ancak bırakmıyorlar. Spor Bakanı ve Federasyon Başkanı ısrarlı. Sanki amaçları GS’ yi rahatsız etmek, BJK’ yi Arena’ ya ortak yapmak.

Ne Arena’ nın, ne de GS’ nin yakasından bir türlü düşmüyorlar. Üstelik, nasıl sıkıntılarla karşılaşılacağını bilmelerine rağmen bastırıyorlar. Demirören, hem kupa sonrası yasananlar için GS’ ye hesap ödetmek, hem de siyah beyazlılara kendini affettirebilmek için olacak, derinden derine lobi yapıyor.

Spor Bakanı deseniz, GS ile bir alıp veremediği olacak ki, bir yıldır stad ile ilgili imzalanmış olan kontratları tescil etmeyi geciktirmenin yanında gizli kapılar ardında elinden geleni ardına koymuyor. Hatta bu konuda itirazları önlemek için, Başbakan’ın adını ve nüfuzunu dahi çekinmeden kullandığı söyleniyor.

Bu zat-ı-muhteremlerin bilemediği bir şey var.

Hiçbir GS yönetimi Arena’ yı bir başka kulüple paylaşmaz… Paylaşamaz.

Zira burası GS’ nin malıdır. Devletin malı değildir.

Devlet, GS’nin Mecidiyeköy’deki sahasını aldı ve 480 milyon TL civarı bır bedelle sattı. Arena’ yı da yaklaşık yarı bedeline inşa edip GS’ye verdi. Yani kimse kimseye lütufta bulunmamıştır.

Arena, GS’ye aittir ve taraftarın gözünde de, artık evi konumuna gelmiştir.

Eğer şimdiye kadar karşılıklı hiçbir sorun yaşamamış olan BJK ile GS taraftarını birbirine sokmak istiyorsanız, bu ısrarda devam edebilirsiniz.

Bu arada, BJK taraftarı da Arena’yı istemiyor.

Taraftar sitelerine girin, yazıları, açıklamaları okuyun. Arena yerine Kasımpaşa Stadı’nı tercih ettiklerini görürsünüz.

BJK yönetimini Kasımpaşa davet ediyor… Olimpiyat Stadı orada duruyor… FB’nin Kadıköy’ ünden de kimse söz etmiyor. İllaki Arena… İllaki GS…

O zaman, nedir bu ısrar?

Alamayacaklarını bile bile neden böylesine bastırıyorlar? Spor Bakanı ve Federasyon Başkanı’ nın görevleri sporda huzuru sağlamak mı, yoksa olmayan sorunları icat ederek ortalığı karıştırmak mı? Hayretle ve ibretle izlemeye devam edeceğiz.

İstedikleri kadar çaba harcasınlar, şu kadarını çok iyi bilmelilerdir ki, Arena vasıtası ve vesilesi ile GS-BJK ilişkilerini bozmalarına spor camiası ve her iki takımın taraftarları izin vermeyecek.

Bu gereksiz müdahale ve mücadeleyi artık bırakmalılar. Zira, bu iş sonunda sporda en büyük ihtiyacımız olan huzur ve barış arayışlarının sonu olur. Bu basarısızlığın faturası da sonunda, bu barış ve huzuru sağlamak görevini yüklenmiş olan, TFF’ye ve de Spor Bakanlığı’na çıkar.

Unutmayalım ki testiler çarpışırsa, biri kırılırsa diğeri de çatlar.

GS YÖNETİMİ, İSTESE DE BU STADI PAYLAŞAMAZ…

GS neden Arena’yı BJK ile paylaşmıyor?

Kimileri bu yaklaşımı bir fanatiklik olarak görüyor.

Oysa ilgisi yok.

Ortada öylesine önemli gerekçeler var ki, kimse bunların altından kalkamaz.

Bakın neden:

-     Herşeyin başında taraftar geliyor. Bu insanlar için Arena, kutsal bir mekan. Oranın kendilerine ait bir yer olduğuna ve başkasıyla paylaşmanın imkansızlığına artık inanmışlar. Sarı Kırmızı’dan başka bir rengin görünmesine dahi tahammül edemezler. Ne yazık ki, futbolumuzu bu duruma soktuk, ancak ortada bir de gerçekler var. Kimsenin gözü başka bir şey görmüyor. Taraftar sitelerine bakmanız yetiyor. Bu baskıyı hiçbir yönetim kaldıramaz. İsteseler dahi, taraftarı görmezden gelip, adım atamazlar.

-     GS yönetimi 180 loca sattı. Bu localar, 24 saat ve 365 gün, sahiplerine aittir. Şimdi onlar da başkaldırıyorlar. Binlerce Euro verdikleri localarının, başkalarıyla paylaşılmasına sert şekilde karşı çıkıyorlar. Yönetimin kapısını çalıp, geri vermek isteyenler dahi var.

-     GS’nin her şeyi Arena’ya taşınmış durumda. 500 personeliyle, kulübün tüm faaliyetleri oradan yönetiliyor. Müzesi dahi olmak üzere, kulüp yerleşmiş ve yepyeni bir düzen kurulmuştur. Bu düzenin bozulması da söz konusu olamaz.

-     BJK taraftarı ne kadar kibar olursa olsun, stadın içine verilecek zararlar ne kadar tazmin edilirse edilsin, yine de ev üstüne ev kurmak, bugünkü dönemde spor alanında geçerli değil. Ayrıca, stadın zemini de, her hafta maçı kaldıramayacaktır.

-     Nihayet, GS yönetimine gelen bazı duyumlar da var ki, herkesi rahatsız ediyor. Devlet koridorlarından sızan haberlere göre, zaten parası olmayan BJK’nin İnönü’yü yeniden yapması yıllar alacak. Hatta bazı bilgilere göre, BJK’ye başka bir yer gösterilip, İnönü farklı bir projeye dönüştürülecek. Bu durumda da, BJK bir defa Arena’ya girdi mi, kolay kolay çıkamayacaktır.

Beşiktaşlı dostlara bir tavsiye…

Bu yıl kendi sahanızda oynayın.

Sonra Kasımpaşa Stadı mı olur, başka bir formül mü bulunur, sorunu çözün.

Ancak artık iyice bilin ki, Arena konusu kapanmıştır.

ÜNAL AYSAL’A SORDUM: GS TRANSFER YAPMIYOR MU?

Gazetelere bakıyorum, hem yazarlar hem de taraftar homurdanıp duruyor. GS’nin transfer konusunda yeterince hızlı hareket etmediği yazılıp çiziliyor. Diğerleri birşeyler yaptılar, ancak GS’da henüz önemli bir hareket yok.

Ünal Aysal eleştiriliyor.

Ben de merak ettim.

Aradım.

“Başkan ne oluyor?” diye sordum.

Bakın ne yanıt verdi. Hiç dokunmadan aynını yansıtıyorum:

“Transfer, bir takımın bütün yıl performansını etkileyecek ve harmonisini bozmayacak bir olaydır. Yanlış transferler sadece o yılın performansını etkilemez, sonraki yılların sırtına yüklenen ağır maddi vecibeler de getirir. Onun için soğukkanlılıkla ve bilinçli yapılması gerekir. Her önüne geleni almak başarı değildir. Aceleci davranmak çok hata olur. Bizim karşılığını alamayacağımız paraları, sırf seyirci bizi alkışlasın diye harcama hakkımız yok. Biz kimleri alacağımızı, zaten başarılı olan kadromuza kimleri takviye olarak getireceğimizi, ilkbahardan itibaren tespit etmiştik. Transfer işlemlerini yapmakla sorumlu olan futbol komitemizle de, bu işlemlerin 25 Haziran’ a kadar bitmesi konusunda mutabık kalmış ve açıklamıştık. Ancak, bu kaliteli oyuncuları, tabiyatıyla başka büyük takımlar da istiyordu. Bu rekabet sadece fiyatları arttırmakla kalmadı. Müzakere süreçlerini de uzattı. 15-20 günlük gecikme, bizim yavaş davranmamızdan değil, kulübün menfaatlerinin en iyi şekilde gözetilmesinden doğmuştur… Sonuç olarak, eksiklerimiz yakında göreceksiniz, giderilecektir. Taraftar da çok mutlu olacaktır… Bu arada, taraftarın sabırsızlığını ve buna dönük eleştirileri de saygıyla karşılıyorum. Ancak hiç kimsenin, gelecek olan oyuncuların sayısından ve kalitesinden kuşku duymaması gerekir… Geç olsun, temiz olsun…”

Ünal Aysal sorumu nezaket içinde yanıtladı. Söylediklerini günlük konuşmaya çevirirsek, “Biz bazıları gibi “Hacı” değiliz. Önüne geleni almayız. Paramızı hesaplı harcarız ve bize en yarayanını alırız” demek istiyor.

Önümüzdeki yıl da şampiyon olalım da, ne olursa olsun. İster şimdi, ister gelecek ay transfer yapılsın; önemli olan sonuç değil mi?

X