Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Arda’nın kaptanlığı tehlikede

Adnan Polat, “Ben olduğum sürece Hakan Şükür istediği kadar oynayabilir” dedi, kısa süre sonra G.Saray’dan gönderildi. Arda bu yüzden artık dikkat etmeli. Sezon sonu kolundaki kaptanlık bandını başka birinde görebilir.

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME

Hakan Ünsal

Hakan ÜNSAL

 

BAŞLIĞA bakınca “Bu da şimdi nereden çıktı?” diyeceksiniz.

“Arda ben olduğum sürece bu takımın kaptanıdır.”

Bu söz Galatasaray Başkanı Adnan Polat’a ait. Ne alakası var demeyin.

İki sene önceye dönün ve Florya’da Hakan Şükür’ün imza törenini hatırlayın.

Şöyle demişti sayın başkan: “Ben olduğum sürece Hakan istediği kadar oynayabilir.”

Bu sözlerden kısa süre sonra Hakan Şükür takımdan gönderildi. Arda bu yüzden artık dikkat etmeli. Sezon sonu kolundaki kaptanlık bandını başka birinde görebilir.

Çünkü, kaptan Bülent Korkmaz, o bandı çok daha uzun süre taşımış ama gönderilirken bu hiç göz önünde bulundurulmamıştı.

Arda bu günlerin keyfini doyasıya yaşasın. Taraftarın ona ilgisini doğru yorumlayıp bağlantıyı iyi kursun. Ama herşeyin sonunda bütün bunların unutulacağını da asla unutmasın. Unutulmayacak ve unutmayacak sadece gerçek Galatasaray taraftarıdır. Yaptıklarını ve yapacaklarını futbolu bıraktıktan sonra bile hatırlayıp, takdir edecek olan şimdiki gibi yöneticiler değil, taraftarlar olacaktır.

 

Canaydın bizi anlamıştır

 

Özhan Canaydın’ın, “Meğer vefa varmış” demesi çok manidardı. Kendisine hediye edilmesi düşünülen loca karşısında duygulanan ve minnettar olan eski başkanım keşke benim, kaptan Bülent Korkmaz ve Arif Erdem’in de aynı duyguları hissetmesini sağlasaydı.

Bizim ne demek isteğimizi şu anda en iyi anlayan Sayın Özhan Canaydın’dır.

Kendimi bir kenara bırakıyorum ama kaptan Bülent Korkmaz, Hakan Şükür, Ergün Penbe Arif Erdem, Okan Buruk ve Hasan Şaş gibi önemli isimlerin takımdan gönderiliş şekillerinin şimdiki oyuncular üzerinde olumsuz etkiler bıraktığı gerçek.

Yönetimlerin bu tavrından dolayı, oynayan her oyuncu artık forma aşkından uzaklaşıp, profesyonel düşünmeye başladı. “Forma için oynanmıyor” diye düşünen varsa kulübün sembol isimlerine yapılanlara bakınca nedenini çok iyi anlarlar.

Türkiye’de oyuncuların “amatör” ve “profesyonel” olmasının tek sebebi yöneticilerdir.

 

Yeni mahallemdeyim

 

ERCAN Saatçi ve Mehmet Arslan bana Hürriyet’te yazmamı ilk teklif ettiklerinde, sanki yeni bir takıma transfer oluyor gibi heyecanlanmış ve futbolculuk günlerime bir an da olsa gitmiştim.

Artık Hürriyet’teyim ve burada yazmanın ne kadar farklı olacağının farkındayım. Bana çok şeyler katacak bir deneyim olacağı da bir gerçek. Artık yeni takımım Hürriyet. Dolayısıyla yeni ve büyük mahallem de burası. Bakalım yeni mahalleme ben neler verebileceğim ve neler alabileceğim. Hürriyet’te yazıyor olmak çok daha fazla sorumluluk ve ciddiyet gerektirecek.

Galatasaray’la ilgili düşüncelerimin çok daha geniş kitlelere ulaşacağını biliyorum. Değişmeyecek birşey varsa o da inandığım doğruları yazacak olmamdır. Hoşlananlar ve beğenmeyenler olacaktır ama ben şimdiye kadar birileri beğensin diye ne yazdım, ne de konuştum. Bu rahatsızlık verebilir ama Galatasaray camiasının sadece inandığım doğruları yazacağımı bilmesi gerekir.

 

Frank Rijkaard hoca mı?

 

TABİİ ki hoca. Barcelona kariyeri iyi de olan bir hoca. Ama Florya’dan aldığım izlenimler, takımı çalıştırma kısmının asıl Neeskens tarafından yapıldığı. Rijkaard’ın ise bir figür olarak oyuncuların gözünde ayrı bir yeri olduğu. Bu da bir çalışma metodudur. Rijkaard ismi, kariyeri ile saygı duyulan bir teknik adam. Fakat bazı maçlarda Rijkaard’ın net müdahalelerini bekledik. Bir de yanında Neeskens olmasaydı, nasıl olurdu acaba?

 

Hollandalı’nın zor seçimi

 

HOLLANDALI hoca, Keita’nın dönüşü ile zor bir seçim yapmak zorunda kalacak. Sakatlıklar ve cezalar sonucu istemeden de olsa oluşan ve Rijkaard’ın beğendiği şu anki sistem, Keita’nın dönüşü ile bozulabilir.

Ya Kewell, Keita, Arda ve Nonda’dan oluşan ve çok pozisyona giren ama çok pozisyon veren, büyük iniş çıkışlar yaşayan önde dörtlüyü ya da Mustafa, Mehmet Topal, Barış ve Ayhan dörtlüsü arasından seçeceği orta sahayı tercih edip az pozisyona giren ama az da pozisyon veren “Dengeli bir takım” görüntüsü veren ekibi sahaya sürecek.

Bakalım, Keita’nın yeteneği mi? Barış’ın hırsı mı? Bundan önceki uygulamalara bakarsak, kulübe Keita’yı bekliyor.

 

Aman Barış dikkat!

 

GEÇEN sezon devamlı oynayan ve takıma katkısı küçümsenmeyecek kadar iyi olan Barış, bu sezona iyi başlayamadı ve çok az şans buldu. Rijkaard onu hiç düşünmezken, sakatlıklar ve cezalıların fazlalığı şansı tekrar Barış’a getirdi.

Oynadığı 3 maçta bu fırsatı iyi değerlendirdi. Ama Diyarbakırspor maçında gördüğü kırmızı kart bir çuval inciri mahvetmekten de öte oldu. Bu tempolu, mücadeleci ve hırslı oyuncunun kart görme potansiyeli yüksek. Fakat bu kartları, ikinci sarısı gibi saçma şekilde görmemeli. Bu basit kartlar, eline geçen fırsatı bir daha dönmemek üzere elinden alıp götürür.

Ama daha da önemlisi, sonrasında yaptığı açıklama. Konuyu, sadece özür dileyip kapatsa çok yerinde olacak. Açıklamalar, suçlamalarla bitince incir çuvalı sayısı ikiye çıktı. Aman Barış.

 

Bu Elano oynayamaz

 

GELDİĞİNDE büyük hava yaratıp, ilgi uyandırmıştı. Fakat, Elano Blumer’in bugüne kadar oynadığı oyun, geldiğindeki kadar büyük ama hayal kırıklığı. O kadar ki Brezilyalı oyuncu, G.Saray taraftarının unutmak istediği Lincoln’ün tekrar hatırlanmasına bile sebep oldu.

Elano Blumer bu form durumu ile Galatarasay’ın hiçbir sisteminde oynayamaz. Ancak, Rijkaard oynatmakta ısrar ederse oynar. Fenerbahçe derbisinde sonucunu gördük. Sorunlu sambacı Lincoln’den sonra ikinci bir sorun Galatasaray’ı bekliyor. Bakalım Lincoln mü, Elano mu?

Bunları da Beğenebilirsiniz