Spor Araştırma Dünyasından
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Araştırma Dünyasından

YEREL HABERLER ARAŞTIRMA DÜNYASINDAN

Evlilik içindeki tartışmalar çocukların duygusal gelişimi için tehlikeli

Ciftlerin çok fazla kavga etmesi, çocukların duygusal yaşamı ve davranışları üzerinde olumsuz etki yapıyor. Sonuç "Child Development" dergisinde yayımlanan ve Amerika’daki gerçekleştirilen iki araştırmaya dayanıyor.

Ne yazık ki çiftlerin birçoğu anne babanın davranışı ve çocukların yetişmesi arasındaki ilişkinin ne kadar önemli olduğunu bilmiyorlar diyor Notre Dame Üniversitesi (New York) bilim adamları. İyi bir evlilik, çocuğun dünyayı tanımasında ve kendi gelişiminde yararlanabileceği güvenli bir platform oluşturmakta.

Oysa iyi yürümeyen evlilik ilişkileri, çocuğun kendisine olan güvenini sarsarak, çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurmasını önlemekte. Araştırmalardan biri yaşları 9-18 arasında değişen çocukları olan 226 çiftin incelenmesine dayanıyor. İkincin araştırmada ise yuva çağında çocukları olan 232 çift incelenmiş. İki araştırma da üç yıl kadar devam etmiş.

Silisyum temiz yüzey seviyor

Zar inceliğindeki, çok temiz yarıiletken tabakalar elektriği çok daha iyi iletiyorlar.

Sadece on nanometre kalınlığındaki silisyum tabakalarının bile elektrik ilettiği saptandı. Ancak akımın aksamaması için yüzeyin son derece temiz olması gerekiyor. Wisconsin Üniversitesi bilim adamlarının bu araştırması çiplerin daha fazla küçültülmesine olanak verecek.

Paul Evans tarafından incelenen silisyum yüzeyi, insan saçının on binde biri kadardı ve bir cam tabaka üzerinde bulunuyordu. "İzolatör üzerinde silikon" olarak adlandırılan bu geometri, aslında üniversite laboratuarlarında uzun bir süredir elektronik ve optoelektronik aletlerin prototiplerinin incelenmesinde kullanılıyordu ve son yıllarda endüstride de yararlanılmaya başlandı.

Bilim adamları sadece birkaç nanometre kalınlığındaki silisyum tabakalarındaki iletkenliğin, serbest enerji taşıyıcılarının silisyum/cam sınırındaki kusurlu bölgelerde yakalanmaları nedeniyle çökebileceğini sanıyorlardı.

Fakat Amerikalı bilim adamları şimdi taramalı elektron mikroskobuyla, on nanometre kalınlığındaki tabakanın bile elektronik kullanım için yeterli olduğunu buldular. Fakat bunun için silisyum tabakasının, kusurlu yerlerden mümkün olduğu kadar arınabilmesi için temiz üretilmesi gerekiyor.

Her gün gidip geldiğimiz yol, bize daha uzun geliyor

Sabahları işe gitmek zor geldiğinde, "yol gözümde büyüyor" deriz ya meğer bunun da bilimsel bir açıklaması varmış. İngiliz bilim adamları her gün kullanılan yolun insanlara daha uzun geldiğini üniversite öğrencileriyle gerçekleştirdikleri bir araştırmayla kanıtladılar. Üst sınıflardaki öğrenciler her gün ya da sık sık kullandıkları yolun mesafesini, alt sınıf öğrencilerine kıyasla çok daha uzun olarak tahmin etmişler. Mesela üçüncü sınıftaki öğrenciler yolları 1,45 misli uzun tahmin ederken, yeni öğrenciler 1,24 misli uzun tahmin etmişler.

Hatta öğrenciler İtalyan mimarisinin etkilerini de taşıyan çok renkli bir bölgede geziye çıktıklarında yolu üç misli uzun tahmin etmişler. Bilim adamları, kişilerin, her gün gidip geldikleri yol üzerinde çok fazla ayrıntıyı bilmeleri yüzünden yolun daha uzun algılandığını söylüyorlar.

Bu etki "feature accumulation hypothesis"/

"bilgi toplama hipotezi"ne dayanmakta. Bilim adamları bu hipotezin ikinci deneyde de kanıtlandığına ve bu etkinin mimaride veya kent planlamasında işe yarayabileceğine inanıyorlar. Çünkü buna göre ayrıntıları bulunan yapılar daha büyük algılanabilir.

Çin pavuryası, İngiltere’yi istila etti

Cin pavuryaları, İngiltere’deki nehirlerde ve diğer sulak alanlarında iyice çoğalmaya başladılar. Pavuryaların verdikleri zararlar çok büyük, çünkü bu hayvanlar kendilerinden küçük her hayvanı yiyor. Newcastle Üniversitesi’nden Matt Bentley’in açıklamasına göre Çin pavuryaları tatlı ve tuzlu suda yaşayabiliyorlar.

Gemilerle henüz larvayken Avrupa’ya gelen Eriocheir sinensis pavuryaları İngiltere’de uygun yaşam koşulları bulunca Tyne, Themse ve Humber nehirlerine yayılmışlar. Bilim adamları şimdi pavuryaların tüm adaya yayılmasından endişeleniyorlar. Çin pavuryaları özellikle de yerel türler için büyük bir tehlike oluşturmakta. Çünkü Çin pavuryaları yerel türlerle ve somon yumurtalarıyla besleniyorlar.

Eriocheir sinensis pavuryaları Çin’de çok rağbet görüyor ve burada özel havuzlarda yetiştirilmekte. Çinliler bir yılda yüz binlerce pavurya tüketiyorlar. Yavru pavuryalar tatlı suda yaşarken, çiftleşme dönemine gelen yetişkinler beş yaşına geldiklerinde tuzlu suya dönüyorlar.

Krallar vadisinde yeni bir mezar odası

Mısır’ın Luxor kenti yakınındaki krallar vadisinde 1922 yılından sonra ilk kez firavunlar dönemine ait bir mezar odası bulundu.

Mısır Eski Eserler Dairesi’nden yapılan açıklamaya göre mezarda içlerinde mumyaların da bulunduğu üç lahit ve çanak çömlek var. Tutankamun’un mezarından beş kilometre uzaklıkta bulunan yeni mezar, tahminlere göre 18.hanedanın (İ.Ö.1539-1292) yüksek dereceli memurlarına ait. Lahitlerin üzerleri kısmen iyi koruna gelen renkli ölü maskeleriyle süslü. Lahitlerin yanında 20 tane büyük çömlek bulunuyor.

Aslında yeni ortaya çıkarılan mezarın geçidi daha önceleri bulunmuştu ama mezara ulaşmak için geçidin genişletilmesi gerekiyordu, bu da çok zaman almıştı. Kazı çalışmaları Memphis/Tenessee Üniversitesi tarafından sürdürülmekte.

Bilim adamlarının açıklamalarına göre mezar odasının girişi 19.hanedanının sonlarında, mezarın üzerine kurulan işçi kulübeleriyle kapanmıştı. Tutankamun’un mezarı Howar Carter tarafından 1922 yılında ortaya çıkarılmıştı.

Mezar, hırsızlar tarafından talan edilmeyen tek kral mezarı olması nedeniyle önem taşımakta Buradan çıkarılan mezar armağanları, mezarın bulunuşundan bu yana milyonlarca kişi tarafından hayranlıkla izlendi.

Çıtır sesi, bisküviye lezzet veriyor

İngiliz bilim adamları, bisküvi yerken çıkan çıtırdama sesinin, güçlü ultrason darbelerini oluşturduğunu, bunların da ağzımızdaki tat reseptörleri tarafından kaydedilip değerlendirildiğini buldular. Leeds Üniversitesi’nden Malcolm Povey, gevrek bir bisküviyi ısırdığımızda, ses dalgaları biçiminde enerji çıkıyor ortaya diyor. Birçok bisküvi üreticisi bu çıtırdama sesine göre ürünlerinin tazeliğini kontrol ediyor. Ancak son araştırmayla anlaşıldığı üzere, ısırma sırasında işitilebilir ses dalgaları dışında duyulmayan frekanslar da oluşmakta.

Bilim adamları altı çeşit bisküviyi kontrollü koşullar altında kırarak, çıkan ses profilini ayrıntılı bir şekilde kaydetmişler. Bunun ardından yapılan analizlerle, bisküvi yapısındaki ilk kırılma sırasında, sadece binde bir saniye kadar süren ultrason tepilerinin oluştuğu anlaşılmış. Bu sinyaller önemli ölçüde yavaşlatılıp bir grafik üzerinde gösterildiğinde, bisküviler için karakteristik olan sivri tepeler çıkıyor ortaya. Bilim adamları, ultrason tepilerinin, en az tat algılama, koku ve görünüm kadar önemli olduğunu söylüyorlar. İnsan, ultrason tepilerini duyamıyor ama bunlar ağızdaki tat reseptörlerini etkinleştirmekte.

Ozon tabakasının yenilenmesi güneşe bağlı

Dünya atmosferinin koruyucu ozon tabakası on yıldan önce yenilenmeyecek. Sonuç yeni bir iklim modeli geliştiren Alman bilim adamlarına ait. Birçok iklim araştırmacısı, FCKW’nin (Florklorhidrokarbon) kısıtlanması halinde ozon tabakasının daha kolay yenilenebileceğini sanıyordu. Ancak yenilenme sürecindeki durgunluk doğal bir nedene bağlı. Güneşteki etkinlik şu sıralar çok zayıf olduğu için az ozon üretilmekte.

Dünyamızın yaklaşık olarak 10-40km üzerinde yer alan ozon tabakası insanları kanserojen UV ışınından korumakta. Ancak son on yıllarda ozon tabakası, FCKW’ler ile önemli ölçüde zarar gördü. Montreal protokolü ile 198 devlet FCKW emisyonunu düşürme kararı aldıktan sonra bilim adamları, ozon tabakasının yenilenmesini beklemişlerdi. Ancak Wessling Atmosfer Fiziği Enstitüsü’nden Martin Dameris, uzun vadeli bir yenilenmenin ancak 2008 yılında gerçekleşeceğini söylüyor. Bilim adamı bu sonuca, ozon tabakasındaki değişimle ilgili önemli faktörleri gösteren bir iklim modeliyle ulaştı. FCKW dışında bunların arasında yanardağ püskürtüleriyle açığa çıkan gazlar, diğer iklimsel faktörler ve güneş etkinliği de yer almakta. Güneş ışınları her zaman aynı kuvvette yansımaz, çünkü. güneşin etkinliği 11 yılda bir değişmekte.

Etkinliğin yüksek olduğu dönemlerde, güneş ışınları oksijen moleküllerini parçalıyorlar. Bu şekilde ortaya çıkan atomlar diğer oksijen molekülleriyle birleşerek ozonu oluşturuyorlar. Bilim adamlarının hesaplarına göre güneş ancak 2008 yılında uzun vadeli olarak ozon tabakası üretecek kadar etkin hale gelecek.

Kişisel beğeniler çoğunluğun sesine bağlı

Bir şarkı veya film nasıl meşhur oluyor? Bir İnternet araştırması yapan Amerikalı sosyologlar, bunun kaliteyle ilgili olmadığını söylüyorlar. Science dergisinde yayımlanan yazıya göre insanların beğenileri çoğunluğun sesine bağlı. Müzik parçası, roman veya film olsun, İnternet’ten ne kadar çok alınırsa, ne kadar çok okunur veya sinemada izlenirse insanlar bu eserleri daha çok beğeniyorlar. Bu da bireylerin, neyi beğeneceklerine, kendilerinin değil çoğunluğun karar verdiği anlamına gelmekte diyor araştırmayı yöneten Matthew Salganik (Columbia Üniversitesi).

Bu durum, Hollywood’u, yayınevlerini ve müzik endüstrisini zora sokuyor. Yine Science dergisinde konuyla ilgili diğer bir yazıda da bu sosyal sürecin, diğer eserlerin, tutulup tutulmayacağını öncelenmesini zorlaştırmakta deniyor. Toplumsal etki ne kadar büyükse kolektif sonucun tahmini de imkansızlaşmakta.

Bilim adamları bir web sitesinde, adı duyulmamış 48 müzik parçasını ücretsiz olarak sunarken, katılımcıların bir kısmına parçaların kaç kez indirildiğini bildirilirken diğer gruba hiçbir bilgi vermemiş.

Bu şekilde iki grup arasında farklı sonuçlar elde ettik diyor bilim adamları. Birinci gruptaki katılımcıların çoğu indirdikleri parçayı diğer insanların beğenilerine göre seçmişlerdi. Araştırma, toplumsal etkinin bireysel kararlar üzerindeki etkisini göstermesi açısından önem taşımakta.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle