Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Araştırma Dünyasından

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Elmas kaplamalı implantlar daha sağlam

Elmas kaplama, implantları sürtünmeye karşı dirençli kıldığı gibi enfeksiyon riskini de düşürmekte.

Elmasımsı karbonun bir yüzeye aktarılmasından ibaret olan DLC kaplaması, ilk olarak 1970’li yıllarda, karbon parçacıklarının bir vakum bölmesinde bir yüzeye püskürtülerek uygulanmıştı. O tarihlerde pahalı olan bu yöntem o zamandan bu yana geliştirildi. Londra’daki Brunel Üniversitesi’nden Joe Franks’ın yönetiminde çalışan ekip, şimdi çok daha etkili bir kaplama yöntemi geliştirdi. Malzeme, yüksek enerjili bir radyo vericisiyle bağlı olan bir elektrota monte edildikten sonra metan veya doğalgaz gibi gaz biçimindeki hidrokarbürler diğer bir bölmede radyo dalgalarıyla ışınlanmakta.

Yüksek enerji molekülleri parçalayarak, negatif yüklü elektrotlarla kendine çekilerek yüzeye yapışan, pozitif yüklü karbon iyonlarının oluşmasını sağlıyor. Bu yöntemin olumlu tarafı şu: Malzemelerin, daha önceki yöntemlerde olduğu gibi ısıtılması gerekmiyor, dolayısıyla da zarar görmüyorlar.

Bu nedenle sadece plastik ve seramik değil biyolojik malzemeler de kaplanabilir diyor araştırmacılar. Franks ve ekibi büyük bir İngiliz hastanesiyle birlikte, alerjik reaksiyona neden olmayan diz protezleri üretti. Ekip, ayrıca üzerine bakteri yapışmayacak ve dolayısıyla da enfeksiyon yapmayacak implantlar üzerinde de çalışıyor.

Dünyanın en küçük robotu

Rekor boyuttaki robot, tırtıl gibi hareket ediyor.

Amerikalı bilim adamları dünyanın uzaktan kumandalı en küçük robotunu geliştirdiler. 0,25mm uzunluğunda ve 0,06mm genişliğindeki robot sadece bir saç telinin kalınlığında ve bu cümlenin sonundaki nokta genişliğinde.

Tekerlekleri bulunmadığı için tırtıl gibi hareket ediyor. Mini robot, sapında yassı bir dörtgen bulunan, düzleştirilmiş bir kaşık görünümünde. Çok küçük olduğu için, robota dokunan her şey yapışıp kalıyor. Bruce Donald, tekerlek ve açılır kapanır eklemler yerine, tırtılların hareketine benzer bir şekilde işleyen, bir hareket sistemi geliştirmiş. Robot, bir saniyede tek tırtıl hareketiyle 10.000 adım ilerlemekte.

Manevra yapmak için silisyum bacağını açarak motosikletçinin keskin bir virajda yaptığı hareketin bir benzerini yapıyor. İki aktüatör, çalıştırma sinyallerini öne doğru ve dönüş hareketlerine dönüştürmekte. Robot, çalışma ve sinyaller için gerekli enerjiyi elektrot ağından alıyor. Minik robotun, mini çiplerde bulunan entegre devre mekanizmalarının kontrolünde veya biyoteknolojik araştırmalarda kullanılabileceği düşünülüyor.

İki İtalyan dalgıç on gün su altında yaşadı

İki İtalyan dalgıç, on gün boyu suyun üzerine çıkmadan sekiz metre derinlikte yaşadı. 240 saat sonra sudan çıkan 37 yaşındaki Stefano Barbaresi ve 29 yaşındaki Stefania Mensa’nın sağlık durumları iyi. İki dalgıç İtalya’nın Ponza adasında suya daldıktan sonra deney sırasında kendileri tarafından yerleştirilen "sualtı mobilyalarıyla" yaşamışlar.

Kondüsyon bisikleti ve televizyonları bile bulunan dalgıçlar yalnızca beslenmek ve sağlık kontrolleri için özel bir dalgıç kabinine girmişler. Deney özellikle de geceleri tehlike oluşturmuş. Çünkü uykuda oksijensiz kalma riski söz konusu.

Açıklamalara göre Barbaresi zaman zaman uykusuzluk çekerken, bir kez de soluksuz kalmış. Araştırmanın amacı, uzun süre su altında kalmanın organizma ama özellikle de cilt üzerindeki etkisini saptamaktı. 500.000 Avroya mal olan araştırma özel bir dalgıç okulu tarafından çok sayıda üniversite ve hastanenin işbirliğiyle organize edilmiş.

Genetik ağaçlar sanılandan daha tehlikeli

Genetik değişimden geçirilen yiyecekleri afiyetle mideye indirirken, genetik ağaç ve çalılardan neredeyse hiç kimsenin haberi bile yok. Berlin’deki Gen-ethische Netzwerk kurumu şimdi transgenetik ağaçların çevre üzerindeki olumsuz etkileri konusunda uyardı. Transgenetik ağaçlar çok uzun yaşadıkları için biyolojik çeşitlilik için büyük bir tehlike oluşturuyorlar. UNO’nun iklim protokolü çerçevesinde örneğin kavak gibi çabuk büyüyen ağaçları dikilerek iklimin korunması amaçlanmakta.

Bunun hiç uygun bir girişim olmadığını söyleyen Global2000 genetikçisi Werner, transgenetik ağaçlar konusunda da uyardı: "Ağaçlar uzun ömürlüdür ve çabuk yabanileşirler. Yayılmaya çok uygun oldukları için de sentetik genler çevreye dağılmakta. Sentetik genlerin yayılması halinde bunları kontrol etmek olanaksızdır’ diyor bilim adamı.

Genetik ağaçların dikilmesi öte yandan kağıt ve selüloz sektörünün de işine geliyor. Kavak, okaliptüs ve çam, genetik değişimden geçirilen türlerin başında geliyor.

Kurbağa derisinde HIV enfeksiyonunu önleyen madde var

Uluslararası bir araştırma ekibi, kurbağa derisindeki bir savunma maddesinin HIV enfeksiyonunu önleyebildiğini buldu. Protein maddeleri virüsün hücrelere girmesini engelleyerek virüs kılıflarını bozuyorlar.

Kurbağa gibi amfibyumların derisinde antibakteriyel etkiyen ve aynı zamanda virüsleri öldüren bir dizi savunma maddeleri bulunmakta ve bunlar bu hayvanların bağışıklık sistemlerinde önemli bir yer tutar.

Bilim adamları HIV’nin, hastalık etkenlerinin teşhis edilmesinde önemli bir rol oynayan dendritik hücrelerden, mesela T hücreleri gibi bağışıklık sisteminin diğer hücrelerine bulaşışını incelemişler.

Enfeksiyon sırasında virüsün özel yüzey yapıları bu bağışıklık hücrelerinin belli başlı reseptörlerine yapışınca virüsler burada çoğalarak kan akışı üzerinden tüm bedene yayılmakta. Antibakteriyel peptidler olarak da adlandırılan üç amfibyum savunma maddesi, virüsü birkaç dakika içinde başarıyla savunmuş. Dendritik hücreler, HIV’nün bulaşmasından sekiz saat sonra bile kurbağa derisindeki peptidlerle temas ettiklerinde virüsün yayılması engellenmiş.

Bilim adamları dendritik hücreler tarafından salgılanan peptidlerin, virüslere saldırarak T-hücrelerine geçişini önlediğini tahmin ediyorlar. Vanderbilt Üniversitesi’nde Scott VanCompernolle yönetiminde çalışan ekibin araştırma yazısı, Journal of Virology dergisinde yayımlandı.

Kuru fasulye tümörlerin büyümesini önlüyor

Kuru fasulye, mercimek ve bezelyenin, tümörlerin büyümesinde etkili olan bir enzimi engelleyici bir madde içerdiği saptandı. "Inositol Pentakiphosphat" olarak adlandırılan bu maddenin kanser tedavisinde yararlı olacağı sanılmakta. Tümörlerin büyümesi önemli ölçüde "Phosphoinositid 3Kinase" enzimine bağlıdır. Londra College Üniversitesi bilim adamları şimdi "Inositol Pentakiphosphat" maddesinin farelerde tümörlerin büyümesini durdurduğunu saptadılar. Aynı madde ayrıca kanserli hücrelerin kemoterapiye karşı duyarlılığını da arttırmakta deniyor "Cancer Research" dergisinde.

Kariyer sahibi erkeğin daha fazla çocuğu var

Avusturyalı bilim adamlarının "Ethology" dergisinde yayımlanan araştırma sonuçlarına göre erkekler kariyer basamaklarında yükseldikçe daha fazla çocuk sahibi oluyorlar. Sonuç, çocuk sahibi olmak isteyen kadınların kariyer sahibi erkekleri tercih etmelerini öneren teoriyle örtüşmekte.

Araştırma sırasında 4800 üniversite çalışanı, yönetici pozisyonunda iyi kazanan araştırmacı, yönetici pozisyonunda olmayan orta dereceli gelire sahip akademisyen ve akademisyen olmayan düşük gelirli olmak üzere üç grupta incelenmiş.

Cinsiyet ve yaşın da dikkate alındığı inceleme sırasında kategori ve çocuk sayısı arasındaki ilişki saptanmaya çalışılmış. Ve bu inceleme sonucunda yüksek statüdeki kariyer sahibi erkeklerin daha fazla çocuk sahibi oldukları ortaya çıkmış. Ayrıca en çok çocuksuz erkek sayısı da bu grupta yer almakta. Diğer ilginç bir nokta ise bu erkeklerin 40 yaşından sonra tekrar baba olmaları. Kadınlarda ise tam tersi bir durum söz konusu.

Spreyler astım riskini yükseltiyor

Geçtiğimiz günlerde Kopenhag’da gerçekleştirilen bir kongrede, mobilya spreyi, oda spreyi veya evlerde kullanılagelen diğer bazı spreylerin astım riskini yükselttiği bildirildi. Barcelona Institu Municipal d’InvestigaciÓ Mèdica kurumundan Jan-Paul Zock, araştırmalarının ilk kez evlerde kullanılan spreylerin astımı tetiklediğini göstermesi nedeniyle önem taşımakta dedi. Analizler sonucunda yeni astım vakalarının %11-18’inin spreylere bağlı olarak ortaya çıktığı saptanmış.

Geniş kapsamlı bir sağlık araştırması çerçevesinde on Avrupa ülkesinden 4200 kişi incelenmiş. Katılımcıların kimi ev işlerini kendilerini yapıyordu ve İspanyol katılımcıların üçte ikisi (%67,4) haftada en az bir kez cam, mobilya, halı, fırın veya oda spreyi kullanıyordu. Alman katılımcılarda sprey kullanma oranı %38,5, İsveçlilerde ise sadece 26,3 idi diyor araştırmacılar.

Bu farklılıklara rağmen tüm ülkelerde benzer bir gelişme ortaya çıkmış. Haftada en az bir kez sprey kullananların astıma yakalanma riski %40 daha fazla. İki günde bir sprey kullananlarda ise bu risk %70’e çıkıyor. Bu etki özellikle de oda spreyi, mobilya spreyi ve cam temizleyicileriyle ortaya çıkmakta.

Bunları da Beğenebilirsiniz