« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Araştırma Dünyasından

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Yanıklar için püskürtme deri gündemde!

İngiliz araştırmacılar, ağır deri hastalıklar sonucu estetiğini kaybetmiş, yanmış derileri, Recell adı verilen yeni bir deri püskürtme yöntemi ile tedavi olanağını açıyor. İngiliz şirketi Clinicel Cell Culture’dan doktorlar, hastanın derisinden küçük bir parça sağlıklı deri alıyor, bu parçayı taşınabilir bir mini laboratuvar içinde enzimatik olarak tek tek hücrelerine ayrıştırıyor, bir süspansiyonda işliyor. Böylece sıvı hale getirilen hastanın sağlıklı deri hücreleri, daha önce doktorlardan tarafından ‘zımparalanmış’ tedavi edilecek deri bölgesine püskürtülüyor.

Doktorlar sonuçtan memnun. Şirket sahibi Troels Jordansen şöyle diyor: Bir pul büyüklüğünde sağlık deriden elde ettiğimiz çözültü, yarım saat içinde büyük bir el büyüklüğünde bir yara bölgesini kapatıyor.’ Hastanın kendi derisi kullanıldığı için de, deri renk farkı oluşmuyor ve tam uyum sağlanıyor.

Stuttgart’taki Marier haastahanesinden plastik cerrah Konrad Wangerin: Gelecekte pigment rahatsızlıklarını da bu yöntemle tedavi etmeyi umuyoruz, dedgi. Cerrah, Recell yöntemini bir hasta üzerinde denedi. Özbekistan’dan 10 yaşındaki bir hastanın yüzünde, elektrik çarpmasıyla yanıklar oluşmuştu. Şimdi bu yöntemle bu yanıkların giderilmesi bekleniyor.

Yağmur makinesi kuraklığa deva mı olacak?

İspanya ve Portekiz’den araştırmacılar, tam da, uzun yıllardır süregelen kuraklık zamanında, yeni bir yağmur makinesi projesini tanıttı. Bürksel’den fizikçi Leon Brenig ve İspanyol Jesus Vigo Aguiar (Salamanca Üniversitesi) projenin Akdeniz sahillerindeki aşırı sıcaklığı düşüreceğini ve yağmur yağdıracağını açıkladı. Vigo şöyle diyor: Biz, iki kilometrekare büyüklüğündeki siyah yüksek teknoloji folyomuzu içeren tesisi sahile yakın kuruyoruz. Bu tesisin üzerindeki hava ısınıyor, denizsuyu ile doygunluğa ulaşıyor. Sistem bu kadar basit. Isınan hava yükseliyor, yağmur bulutları oluşturuyor ve yağıyor.’

Araştırmacılar bu projenin ana maddesi olan yüksek teknoloji folyosunu, güneş enerjisi ve uzay uçuşu için üreten İsrailli firma Acktar ile işbirliği ile yapıyorlar. Araştırmacılar, Negev’de bir pilot tesis kurmayı planlıyor. Araştırmacılar, çevrelerine göre büyük kentlerde daha fazla yağmur yağma nedenlerinden yola çıkarak projeyi geliştirdi. NASA’ya göre, 1998-2000 yılları arasında büyük Atlanta gibi kentlere yüzde 30 daha fazla yağmur yağdı. Bu da, kentlerin üzerindeki ısınan havadan kaynaklandı. Ancak bazı gözlemciler bu sistemin Akdeniz’de işleyeceği konusunda endişeliler.

Yağmur makinesi nasıl çalışıyor?

1) Rüzgar, nemli havayı sürüklüyor, bu hava, özel siyah folye üzerinde ısınıyor. Hatta folyo altında bitki bile yetişebileceği belirtilmekte!

2) 40 dereceye kadar ısınan hava yukarı çıkıyor ve soğuyor, su damlaları kondanse oluyor. Bulutlar oluşuyor, bulutların ağırlıkları yeteri düzeye geldiğinde kurak bölgeye yağmur yağıyor.

Okyanusta balık çiftliği

Biz turistik kıyılarımızdaki balık çiftliklerinin nasıl turizmi baltaladığından şikayet edelim, adamlar balık çiftliklerini okyanusta kuruyorlar. Amerikan senatosu, balık çiftliklerinin okyanusa da taşınması konusunda bir yasayı görüşüyor. Sahillerden 375 km kadar uzakta kurulacak kafes biçimindeki çiftliklerde değerli balıklar yetiştirilecek.

Bu çiftliklerden bir yılda elde edilecek getirinin 5 milyar doları bulacağı hesaplandı. Çevre korumacılar ise, sahildeki hastalıkların okyanuslara taşınmasından ve böylece okyanus sakinlerinin hastalanmasından endişe ediyor. Üniversiteden uzmanlar, okyanus biyolojisinin değişebileceği olasılığını gündeme getirdi.

Dijital enfeksiyondan arındırma

Bilgisayar virüsleri tıp görüntüleme cihazlarını da tehdit etmeye başladı. Röntgen cihazları, ultrases aygıtları, ve diğer tıbbi- bilgisayarlı araç gereç giderek daha çok internet virüslerinin etkisine maruz kalıyorlar. Çünkü, bu sistemleri doktorlar artık evlerinden de kullanmaya başladı, böylece internet üzerinden tıbbi araç gerecin kullanım sıklığı arttı. Siemens bu araç gereçleri virüslere karşı koruyucu ilk desenfeaksiyon sistemi çıkardı. Viruse karşı koruyucu yazılım, korunmuş bir data hattı üzerinden klinikteki sistemlere aktarılmakta ve düzenli olarak da güncelleştirilmekte.

Çocuk oyuncaklarında yumuşatıcılara yasak

Avrupa parlamentosu, PVC den yapılma çocuk oyuncaklarında pek çok yumuşatıcı esnetici maddenin kullanılmasını yasakladı. 2006 ilkbaharında yürürlüğe girecek olan bu karar, kimya uzmanları tarafından sağlık ve çevre korumada atılmış büyük bir adım olarak nitelendirildi. Yasaklama konusu 7 yıl boyunca tüketiciler ve üreticiler arasında tartışıldı.

PVC’lerde kullanılması yasaklanan 6 çeşit yumuşatıcı (phthalat) maddenin hormonal etki yaptığı ve gelişimi yavaşlattığı, hayvan araştırmalarında gösterilmişti. Ayrıca bazılarının farelerde kansere yolaçtığı ve üremeyi engellediği de saptanmıştı. Bu maddelerden üçünün oyuncaklarda kullanımı Almanyada 6 yıldır yasak. Avrupa Parlamentosu şimdi bu yasak maddeleri 6’ya çıkardı. Ancak bütün yumuşatıcıları yasaklamadı. Bilim insanları, diğer yumuşatıcı maddeler konusunda henüz yeterli bilimsel bilgiler bulunmadığına işaret ediyor.

Anne-baba çocuklarına pembe gözlükle bakıyor

Anneler ve babalar, psikologlar ve eğitim uzmanları açısından, çocukları söz konusu olduğunda bütün sorunlarda tartışmanın odağındadırlar. Çocuğun diş doktorundan tutun, öğretmenine, psikoloğuna, eğitmenine kadar, çocukların karakteri, davranışı ve gelişimi konusunda her uzmanın elinde bol miktarda gözlem ve bilgi birikir. Çocuk uzmanları ebeveynlerin uzun zamandır, ebeveynlerin çocukların resim yapmak, hecelemek, hesap yapma gibi bilişsel becerilerini aşırı ölçüde abarttıklarını bilirler.

Şimdi, Viyana üniversitesinden bir gurup psikolog, anne babaların çocukların sosyal davranışlarını da nasıl pembe gözlükle gördüklerini araştırma ile ortaya koydu. Bu kapsamda, annenin 3-6 yaş arasındaki çocukları izlendi, hem çocuk yuvasında hem de evde. Yuvada hiperaktif ve agressif olarak öne çıkan çocukları, annelerinin normal gördükleri saptandı.

Tayfunlar daha önce tahmin edilecek

Amerikanın New Orleans ve Missisippi bölgesini kasıp kavuran tayfun benzeri hava olaylarını daha iyi tahmin etmenin yolu açıldı. Florida üniversitesinden araştırmacılar, tayfun veya kasırgaların zor tahmin edilen davranış biçimlerini daha iyi gözleyecek buluş yaptılar. Araştırmacılar bugüne kadarki en ölümcül 12 kasırganın meteorolojik verilerini incelediler ve tayfunların 100 mil çevresinde ozon değerinin düştüğünü gördüler. Nitekim, yaptıkları denemelerde gerçekten de yeni tayfunların çevresinde ozon değeri düşüyordu. Böylece tayfunlar önceden saptanabilecek. Hortum oluşumları başlangıçta genellikle bulutların altlarında saklandıkları için, uzaydan alınan fotoğraflarda saptanamıyorlar. Ozon ölçermetre ile bulutların altındaki oluşumlar da saptanabilecek. Tayfunların çok daha önceden belirlenmeleri çok sayıda can kaybını ve büyük mal kaybını önleyebilecek.

Bunları da Beğenebilirsiniz