« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Araştırma Dünyasından

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Göbek kordonu kök hücreleri, enfarktüsü hafifletiyor

Göbek kordonu kök hücrelerinin enfarktüs sonuçlarını hafiflettiği hayvan deneyleriyle kanıtlandı. Rostock Üniversite Kliniği’nden yapılan bir açıklamaya göre enfarktüsten sonra göbek kordonu kök hücreleri aşılanan farelerde, hasar gören bölgede %20 daha fazla damar oluşmuş. Projeyi yöneten bilim kadını Nan Ma’nın araştırması, göbek kordonu kanının dondurulması üzerine uzmanlaşmış bir biyoteknoloji firmasının desteğiyle gerçekleşmiş. Farenin kuyruk toplar damarına aşılanan kök hücreleri buradan kalbe giderek iyileşme sürecini desteklemişler. Rostocklu araştırmacılar benzer deneyimleri, kemik iliğinden alınan hücrelerle enfarktüsü tedavi ederek de yaşamışlar. Göbek kordonu %1 oranında, doğum stresi nedeniyle bebeğin kemik iliğinden göbek kordonuna geçen kök hücrelerden oluşur. Kök hücreleri sınırsız olarak bölünerek farklı hücre tiplerine dönüşebilen uzmanlaşmamış hücrelerdir.

Van Müzesi’nin geleceği ne olacak?

Van Müzesi’nin Van kalesine yapılması planlanan yeni bir binaya taşınacağı haberi arkeologlar tarafından tepkiyle karşılandı.

Haberin Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin YÜAT-HABER sitesinde yayımlanmasından sonra dehşete düştüğünü söyleyen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü profesörü Mehmet Özdoğan, "Van kalesi arkeolojik bir yerleşim yeri ve içindeki dolgu da arkeolojik kültürlerin birikimidir. Burada yapılacak herhangi bir inşaat ne amaçla olursa olsun, bu dolguyu bozacak ve içindeki bilgilerin bir daha yerine konamayacak şekilde yok olmasına neden olacaktır" diye konuştu. Özdoğan’ı destekleyen Prof.Dr.Altan Çilingiroğlu (Ege Üniversitesi Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi Ana Bilim Dalı başkanı) da müzenin kalenin yanına yapılmasının tehlikeli olduğunu hatırlatarak, kentten uzak bir bölgeye kurulacak bir müzesinin asıl işlevini yerine getiremeyeceğine dikkat çekti. Çilingiroğlu ayrıca müzesinin kent dışında bulunmasının ziyaretleri zorlaştıracağı ve hırsızlığı kolaylaştıracağı görüşünde. Müzenin Van kalesinin yanına taşınmasını sakıncalı bulan arkeologlar müzenin başka bir kültür varlığının yok edilmesi pahasına yapılmaması gerektiğini vurguladılar.

İngiltere’de milyonlarca gıda ürünü toplatıldı

Kanser uyarısından sonra İngiltere’deki marketlerden milyonlarca gıda ürünü toplatıldı. Times dergisindeki habere göre bu İngiltere tarihindeki en büyük toplatma kararı. Karar İngiliz FSA gıda kuruluşunun, 359 farklı üründeki kanserojen bir boya maddesi konusunda uyarmasından sonra yürürlüğe girdi. Rapora göre Avrupa, Amerika ve Kanada’daki yetkili kuruluşlar Sudan I boyar maddesini içeren ürünlerin peşine düştüler.

‘Kırmızı boya maddesinin kullanımı Avrupa’da ve diğer birçok ülkede yasaklanmıştır. Sudan I, kanser riskini önemli ölçüde yükseltmekte" diye konuştu FSA şefi Jon Bell. Açıklamalara göre kanserojen boya maddesi Hindistan’dan ithal edilen beş tonluk acı kırmızı toz biberde, bulunmuş. Bu acı biber tozu İngiliz Premier Foods firması tarafından Worcester sos üretiminde kullanılmakta. Worcestor sosu ise daha sonra İngiltere’deki büyük marketlere dağıtılan ve en az 15 ülkeye ihraç edilen yüzlerce ürüne katılmakta diyor Times dergisi. Kanserojen biberli sosu içeren ürünler arasında hazır çorbalar, soslar ve pizza gibi hazır yiyecekler bulunmakta. Sudan I normalde endüstriyel yağlar, benzin ve ayakkabı cilalarında kullanılır.

Son adaylar birinci oluyor

İster eş ister ev arayışında veyahut da yarışmalarda olsun en iyi etkiyi son adaylar bırakıyorlar. Birçok insanın sübjektif hislerden bildiği etkiyi Carnegie-Mellon Üniversitesi psikoloğu W„ndi Bruine de Bruin son araştırmasında kanıtladı. Bruine de Bruin araştırması sırasında buz pateni şampiyonası ve Eurovision Şarkı Yarışması’ndaki jüri değerlendirmelerini incelemiş. Buna göre yarışma ilerledikçe jürinin puanları da yükselmekte. Son adaylar ortalama olarak daha iyi sonuç elde ediyorlar.

Yarışmacılara puanların hemen veya tüm adayların izlenmesinden sonra verilmesi sonuçlar üzerinde etkili olmuyor. Bu etkinin kesin nedenini bilmeyen araştırmacı, karşılaştırmaların etkili olabileceğini düşünüyor. Jüri üyeleri bir önceki adayın da bu kadar sevimli bir gösteri sunup sunmadığını soruyor olabilirler. Psikolog bu sıralama etkisinin ne şekilde önlenebileceğini de bilemediğini söylüyor. Gerçi sıralama genelde rastlantısal bir şekilde belirleniyor ama bu yine de soruna bir çözüm getirmemekte diye konuştu Bruine de Bruin.

NASA’ya ilk siyah başkan

Columbia felaketinden sonra şiddetli eleştirilere neden olan Sean O’Keefe’nin yerine eski astronot Fred Gregory geçti. Gregory, Amerikan uzay ajansının ilk siyah yöneticisi olarak 21.2.05 Pazartesi günü göreve başladı. 2002 yılından buya yana kuruluşun başkan yardımcısıydı. Gregory’nin başlıca görevi mekik filosunu yeniden işler hale getirmek olacak. NASA bunun dışında Uluslararası Uzay İstasyonunu tamamlayarak yeni bir uzay aracı geliştirmek istiyor. Tabii bu arada her şeyden önce Bush hükümetinin planları gerçekleştirilecek. Yeni bir insanlı Ay yolculuğundan sonra Mars’a astronot yollamak gibi.

Dünyaya ışın bombardımanı

Dünyamız 27 Aralık 2004 tarihinde gece saat on buçukta gamma ve röntgen ışını bombardımanına uğradı. Bunun nedeni şuydu: Bir nötron yıldızı saniyenin onda biri kadar kısa bir süre içinde Güneşin 100.000 yıl içinde yansıttığı kadar ışın yaydı.

Yüz yılda bir meydana gelen olay, dünyadaki tüm radyo teleskopları ve uzaydaki uydular tarafından izlendi. Avustralya’daki araştırmacıların açıklamalarına göre SGD 1806-20 nötron yıldızındaki dev patlamanın aydınlığı saniyenin onda biri kadar bir süre içinde Ay’dan daha parlaktı. Son yıldız patlaması böylece güneş sistemimizin dışındaki en parlak cismi oldu. NASA ise parlaklığın kısa bir süre içinde dünya atmosferinin en üst tabakasında da etkili olduğunu söyledi. Bazı önemli özelliklerinden dolayı magnetar olarak da adlandırılan nötron yıldızı, saniyenin onda biri kadar bir süre içinde Güneşin yüz bin yılda yansıttığından daha fazla enerji açığa çıkartmış.

Bu tür bir olay yüz veya bin yılda bir yaşanır diyor Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nden Bryan Gaensler. Eğer olay bizden on ışık yılı uzaklıkta meydana gelseydi atmosfer büyük bir yara alır ve kitle ölümleri meydana gelebilirdi. Şans eseri dünyamızın yakınlarında nötron yıldızı bulunmuyor. Bize en yakın nötron yıldızı olan 1E 2259+586 yaklaşık olarak 13.000 ışık yılı uzaklıkta yer almakta. Bilinen milyonlarca nötron yıldızından sadece on iki tanesi magnetardır. Nötron yıldızları, muazzam bir manyetik ışına ama sadece 25km çapında olan ve içlerine çökmüş güneşlerdir.

Kanserde binlerce insan kendi kendine iyileşti

Almanya’da Nürnberg Onkoloji Kliniği’nden Herbert Kappauf, kanserde kendi kendine iyileşmeleri konu alan bir araştırma yaptı. Tıp literatüründe "spontan remisyon" olarak adlandırılan bu iyileşme sürecini araştıran Allman doktor, Spiegel’de yayımlanan haberde, bilimsel olarak açıklanamayan 1000’i aşkın iyileşme olgusu saptadığını açıkladı. Ancak bu konuyu bilim ele almadı ve bu nedenle kendi kendine iyileşme sürecinde neyin etkin olduğu bilinmiyor. Kendine kendi iyileşen hasta sayısının sadece Almanya’da 400.000 kanser vakası olabilir.

Kappauf diyor ki: "Cilt kanseri (Melanom), nöroblastom (sinir dokusunu oluşturan embriyonik hücrelerden meydana gelen tümör), böbrek hücresi veya bazal hücre karsinomu gibi kanser türlerinde kendi kendine iyileşme şansı, lotodan altı tutturma şansından daha fazla. Cilt kanserindeki iyileşme şansı metastazların oluşumundan sonra bile 1’e 400. Kappauf’un bir böbrek kanseri hastasının akciğer metastazları, uygun bir terapi uygulanmamasına rağmen iyileşmişti. Böbrek kanseri hastalarındaki ana tümör ameliyatla alındıktan sonra akciğerdeki metastazlar genelde kendiliğinden kayboluyor. Bu iyileşmenin immünolojik bir etkiye dayanıyor sanılıyor.

Kanguru gübresinden kağıt üretimi

İnsanlar yazı yazabilsinler diye artık ağaçların ölmesi gerekmiyor. Kanguru gübresinden de kağıt üretilebiliyor.

Firmanın "Creative Paper Tasmania" adlı ürünü, beşinci kıtanın metropollerinde yaşayan çevre dostu tüketiciler için geliştirildi. Kanguru dışkısından üretilen kağıt kahverengimsi renkte. İlk 400 A4 kağıtları için 25 kilo kanguru ve Wallaby (küçük kanguru cinsi) dışkısı işlendi. Bu yenilik için Tasmanyalı çiftçiler ellerini kirleterek kanguru dışkısı toplamak zorunda kaldılar. Fakat firma yöneticisi Joanne Gair bu henüz başlangıç, daha büyük üretime geçtiğimizde biraz desteğe ihtiyacımız olacak dedi. Kağıt sektöründü bir atılımın gerçekleşebilmesi için Avustralyalılar tarafından "Roo Poo" olarak da andırılan 100 ila 200 kilo gübrenin toplanması gerekiyor. Gair, ürününün tutulacağından emin. Turistlerin ilgisini çekmesin beklenen kanguru gübresi kağıdı öte yandan iyi bir çevre mesajı veriyor. Ayrıca kanguru dışkısından kağıt üretmek gayet pratik. Bitkisel lifleri ayırma işlemi hayvanların bağırsaklarında yapılıyor. Böylece işin büyük bir kısmı kendiliğinden hallolmakta diyor Gair memnuniyetle. Firma yöneticisi kanguru dışkısından kağıt üretme fikrine, Afrika’da fil dışkısından üretilen ve turistlerin büyük ilgisini çeken kağıt ile ulaşmış. Ve İskandinavya’daki büroların çoğunda kullanılan kağıtlar ise geyik gübresinden üretilmekte. "Poo kağıdı", Tasmanya adasında Mayıs ayında gerçekleştirilecek "İnovasyon haftasında" tanıtılacak.

Kan ve idrar testi yerine tükürük testi

Basit bir tükürük testinin yakında kan ve idrar testlerinin yerini alacağı bildirildi. Tükürük testiyle alkol/uyuşturucu tüketimi, AIDS, şarbon ve diğer hastalık etkenleri hatta kanser bile teşhis edilebilecek. Amerikan Bilim Birliği (AAAS) kongresinde konuşan bilim adamları, bedendeki süreçlerin neredeyse tümü, ağızdaki sıvılardan okunabiliyor dediler. Tükürük öte yandan bir hastanın hayatı boyunca ne kadar diş çürüttüğünü hatta bazı durumlarda hangi dişlerin çürüdüğü hakkında bile bilgi veriyor diye açıkladı Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden Prof. Paul Denny. Denny gibi Pennsylvania Üniversitesi’nden Daniel Malamud da ağızdaki maddeleri güvenirli bir şekilde değerlendiren bir test üzerinde çalışıyor. Tükürük örneği almak basit ve ağrısız gerçekleşmekte, ayrıca idrar örneklerinde olduğu gibi hileye izin vermemekte. Sürekli yeniden üretilen tükürük Ğ günde yaklaşık olarak bir litre- kanda ve idrarda da bulunan proteinleri ve molekülleri içermekte.

Amerika’da yapılan birçok araştırmada, tükürük testi sayesinde ağız ve gırtlak bölgesinde uyuşturucu, bakteri, virüs, hormon, antikor ve büyüme faktörleri saptanmış. Kaliforniya Üniversitesi’nde (Los Angeles) David Wong yönetiminde çalışan ekip, iki yıl içinde tükürük içinde bulunan tüm proteinleri gösteren bir katalog hazırlayacak. Bu proteinlerden biri sayesinde Denny, bir hastasında diş çürümesini kesin bir şekilde önceleyebilmiş. Diş hekimlerine yönelik olarak geliştirilecek bir testle riskli dişlerin genç yaşta saptanması ve bunların özel bir tabakayla çürüğe karşı korunması mümkün olacak.

Bunları da Beğenebilirsiniz