Teknoloji Haberleri

TEKNOLOJİ

    Arap Baharı ve Bilim

    Prof. Dr. Cengiz Yalçın / cengizyalcin1934@gmail.com
    16.01.2012 - 12:26 | Son Güncelleme:

    Bilim tarihçileri uygarlığın ayak izlerini Nil’in suladığı topraklarda keşfetmiştir.

    Fırat ve Dicle nehirlerinin çevrelediği altın hilal havzasında buğdayın keşfi ile başlayan yerleşik düzen kültürü ayağa kalkar kalkmaz, ilk adımını Nil havzasına atmıştır. Bilim tarihçileri uygarlığın ayak izlerini Nil’in suladığı topraklarda keşfetmiştir ve bu günde aynı izlerin peşinden koşmaktadırlar. Mısır çözülmemiş gizemlerin yurdudur. Günümüz teknolojisi bile kutsanmış Mısır insanının bu eseleri nasıl meydana getirdiğini anlayamıyor. Nil’in hayat verdiği topraklar üzerinde yükselen Mısır, üç bin sene yarattığı özgün eserler ile uygarlık tarihine zenginlikler katmıştır. Şimdi sokaklarda özgürlük diye bağıran, fakat özgürlüğün ne olduğunun bilemeyen bu kalabalık, tarihin karanlık sayfalarına gömdüğü aklını tekrar bulabilecek mi?  Önemli olan bu soruyu kimin yanıtlayacağıdır.

    Piramitleri, Luksor ve Karnak tapınaklarını inşa edebilen,  bulutlara kadar uzanan dikili taşları kurabilen,  Sirus yıldızına bağlı takvim geliştirip zamanı taşlara kazıyan, geometriyi keşfeden, İskenderiye kütüphanesini kuran akıllı insanları şimdilerde Tahrir meydanında arasanız da bulamazsınız. Dini inançlarını doğayı anlamaya yönelten, papirüsler üzerinde evren modelleyebilen, bedenleri mumyalayabilen, hiyeroglif ile yazılı kültürü yaratan bu soylu insanların zavallı torunları Kahire, İskenderiye sokaklarını dolduruyor. Ecdadı bunları başarırken onları yöneten Amerika bir kıta olarak dahi bilinmiyordu. Cleopatra, Sezar ve Antonyüs aşk üçgeni çevresinde gelişen olaylar ile Roma imparatorluğundan tokatlar yiyen,  Osmanlıdan ayrıldıktan sonra, Fransız, İngiliz yönetimlerine başını eğen, asırlardır kendi kaderine sahip olamayan mısır’da Nil aklın çiçeklerini sulayacak mı?  Makalemizde bu soruya yanıt arayacağız. Kişisel olarak ben bir az umutluyum.

    Teknoloji son elli sene içersinde kocaman dünyayı küçücük bir köye dönüştürüverdi. İnsanlar dinleri, inançları, ırkları, renkleri, dilleri farklı olsa, bu küçük köyde, bir birleri ile her alanda rekabet ederek yaşıyorlar. Bilgiyi üretenler, bilgiyi depolayanlar, bilgiyi dağıtanlar, bilgiye ulaşanlar, bilgiyi kullanabilenler ile bunları yapamayanlar arasında yaşam kalitesi her geçen gün açılmaktadır. İlişikte sunduğum resimler bu rekabetin popüler olanı gözler önüne seriyor.

    Arap Baharı ve Bilim

    Sağdaki resimde Mısırlı futbolcu Al-Halil Almanya’nın en güçlü ekiplerinden Bayern Münih takımının ünlü futbolcusu Phillip Lamb ile mücadele ederken görülüyor, diğer resimde ise Kızlar basketbol maçından bir kare. Aynı ülkenin gençleri eşit şartlarda mücadele edip etmediklerine siz karar verin.  Bu makalede yazmaktan çok, ne demek istediğimizi resimler ile ifade etmeyi yeğledik. Fotoğrafları Mısırın ünlü gazetesi El Ahram on line ekranlarından aldım. Rekabetin bu kadar acımasız olduğu bir dünyada, kimi ulusların gençlerin kıyafetlerine getirdikleri sınırlamanın onları ne kadar zora soktuğunu görmektesiniz. Mısır’ın yetiştirdiği ünlü futbolcu Al Halil erkek olduğu için bir kıyafetinde özgürken, basketbolcu Leyla veya Fatma’dan bu özgürlüğü esirgeyen sistemim çağdaş olduğu söylenebilir mi? Kadınlar üzerindeki bu ayırımcılığı 21’inci yüzyıl mantığı anlamakta güçlük çekecektir.

    Arap Baharı ve Bilim

    Kadim mısırlılar mabetlerini birer gözlemevi gibi kullanmışlardır.  İnanç onlar için doğayı anlamaktır. Evreni modellemede dinsel motifleri kullanmak bu ilginç uygarlıkta sürdürmüştür. Tanrı mabedi Amen-Ra da güneşin batışı gündönümleri gözlenmiştir. Tapınakta dar koridorlar, kapılar sütunlar o şekilde düzenlenmiştir ki ancak gündönümünde mabedin dışındaki kalem büyüklüğünde bir yarıktan içeri sızan güneş ışınları iç tapınağa kadar ulaşabilir. Senenin diğer günleri iç tapınak karanlıktır. Mısırda evren sonsuz alacakaranlıkta yıldızların yukarılarda bir yerlerde asılı kaldığı bir sistem olarak tasarlanmıştır. Alacakaranlığı Nil vadisini çevreleyen sıra dağların oluşturduğuna inanmışlardır. Güneş tanrısı Ra Nil’i çevreleyen sıra dağların üstünden kendisine özel mavnası ile gelir Mısırı aydınlatır ve yine aynı yol ile geri dönerek geceyi yaratır.

    O dönemde Mısır için evren Nil’den ibarettir.

    Evrenin geometrik tasarımlarını yapan tarihinin bu akıllı insanları, günümüzde evrenin Nil’den ibaret olmadığını umarım fark eder. Ülkeleri üzerinde değil tüm Arap dünyası üzerinde oynanmakta olan çıkar çekişmelerini ellerinin tersiyle itip, beklenen Arap uyanışını başarabilir. Gönül ister ki başarsınlar.  Kendileri Osmanlıdan ayırıp parçalayan güç odaklarından bağımsız bir Arap birliği kurabilir. İnanç yıllarından akıl yıllarına geçebilir. Zaman geçtiğini sezebilen mısır insanı umarım bunları da sezer.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı