Gündem Haberleri

    Arap Baharı’nda sosyal medya

    Emre KIZILKAYA/DIŞ AÇI
    02.12.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

    13 Kasım’da İstanbul’da Tunuslu siyasetçi ve işadamı Halid Abdülcavid ile buluştum.

    Daha önce tanışmıyorduk. Beş yılı aşkın süredir yazdığım “The Istanbulian”* adlı İngilizce blogumu okumuş, bir iş seyahati için İstanbul’a gelince benimle de görüşmek istemiş./images/100/0x0/55ea8087f018fbb8f8842581

    Abdülcavid, Tunus’ta devrim sonrası yapılan ilk demokratik seçimlerde beş sandalye kazanan laik Demokratik Modernist Kutup Partisi’nin bir üyesi.

    Kahvemizi yudumlarken “Türk modelini” konuştuk. Tunus’ta seçimleri kazanan “ılımlı İslamcıların” bu modeli örnek aldığından bahsetti, siyasi tarihimize dair ayrıntıları sordu, anlattım.

    Benim için ilginç olan, Abdülcavid’in Tunus’ta devrimin ilk günlerine dair söyledikleriydi. Ona göre diktatör Bin Ali’yi asıl deviren, Batılı istihbarat örgütlerinin müdahalesi olmuştu. Devrimin ilk günlerinde sokakları birbirine katan büyük halk kitleleri değil, büyük ölçüde yabancı veya işbirlikçi ajan provokatörlerdi.

    Bunları Tunus’un Batı yönelimli, diktatörlük karşıtı muhalif bir siyasetçisinden duymak, özellikle de oluşan yeni koşullar işadamı unvanlı bu kişinin ticari çıkarlarına da hizmet ederken, bana oldukça sıradışı geldi. Abdülcavid’e göre olayların gerçek bir halk ayaklanması haline gelmesi Bin Ali’nin düşüşünden ancak saatler önce gerçekleşmişti. Zaten bu aşamadan sonra provokatörler sahneden çekilmişti.

    Abdülcavid’e, Batı Avrupa ve ABD merkezli uluslararası ajanslarda okuduğumuz, sosyal medyanın Arap Baharı isyanlarındaki rolüne odaklanan onca haberi sordum.

    “Abartı,” dedi. “Facebook veya Twitter olmasaydı da bunlar yaşanırdı. Biz Batı kaynaklı teknolojilere oldukça açık bir toplum olsak bile, milyonlar bu sitelerin sağladığı olanaklardan yeni yeni haberdar oluyor.”

    * * *

    Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün 30 Kasım-1 Aralık 2011 tarihlerinde İstanbul’da düzenlendiği Türk-Arap Medya Forumu’nun “Sosyal Medya” temalı paneline katıldım.

    "Hurriyet.com.tr" Genel Yayın Yönetmeni Fatih Çekirge, yaptığı sunumda çok çarpıcı bir gerçeğe dikkat çekti:

    İslam aleminde internet penetrasyonu en yüksek ülkeler, Ortadoğu’da değil, Güneydoğu Asya’da: “Endonezya, Malezya ve (yüzde 10’u Müslüman olan) Filipinler...”

    Aynı panelde konuşan Libyalı, Yemenli ve Cibutili meslektaşlarımız da, sosyal medyanın Arap Baharı’ndaki öneminin abartıldığına işaret ettiler. Bölgede sosyal medya kullanımının ancak devrimlerin ardından yaygınlaştığını vurguladılar. Örneğin Libya’da devrim öncesinde sadece 46 bin Facebook üyesi varmış. Kaddafi’nin devrilmesiyle bu sayı bir anda 317 bine ulaşmış.

    Burada Mısır bir istisnadır. Bu ülkedeki muhaliflere de Batı’dan (genelde düşünce kuruluşları yoluyla) yıllardır kaynak akıtıldığı bir vaka olsa da, Arap aleminin gerçek kalbi olan Mısır’da Hüsnü Mübarek’i deviren isyan, başından beri bir halk hareketi kimliği sergiledi. Aynı panelde konuşan Mısır’ın El Ehram Gazetesi’nden Beşir Abdülfettah, sosyal medyanın Mübarek’i deviren isyanın başından itibaren halkın geniş bir kesmi tarafından etkin olarak kullanıldığını da belirtti.

    * * *

    Özetle, Arap meslektaşlarımızın tanıklıkları, “Arap Baharı” hakkındaki soru işaretlerini ortadan kaldırmak bir yana, daha da derinleştiren cinsten...

    Edindiğim izlenim, Mısır dışındaki ülkelerdeki isyanların örtülü yabancı müdahalesi ile başlayıp sonradan halk hareketlerine dönüştüğü yolunda.

    Özellikle Libya’da bu durum, zorla bir iç savaş çıkartılmasına kadar vardırılmış gibi... Bu nedenle birçok Libyalı, aşiretlerin silahlandığı bu dönemde ülkenin geleceğinden endişeli…

    Dolayısıyla gerçekten otantik bir demokratik hareketten bahsediyorsak, belki de buna “Arap Baharı” değil, “Mısır Baharı” demeliyiz.

    Peki, kim bölgeye müdahale ediyor?

    Neden şimdi?

    Ve Suriye’de süren isyan hangi kategoriye giriyor?

    Türkiye ne yapmalı?

    Bu soruları bir sonraki yazıda yanıtlamaya çalışalım.

    * Hürriyet Gazetesi Dış Haberler Şefi Emre KIZILKAYA’nın iletişim bilgilerine ve bloglarına http://about.me/emrekizilkaya adresinden ulaşılabilir.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı