"Nilgün Tekfidan Gümüş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nilgün Tekfidan Gümüş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nilgün Tekfidan Gümüş

Arakan diye bir yer

Birkaç gündür sosyal medya kırılıyor. Twitter’ın Türkiye trend topiklerinin başında “Arakan diye bir yer var” şeklinde bir başlık en çok konuşulanlar arasında.

Bugün size Arakan denilen o coğrafyayı ve yaşananları anlatacağım, bir de uyarım olacak.

MYANMAR. Yıllarca Birmanya diye geçen sonra bir ara Burma diye bildiğimiz ülke. Bangladeş, Çin, Laos ve Tayland arasında sıkışmış, bir ucu Bengal Körfezi’ne açılıyor.
Arakan diye anılan yer de 50 milyon nüfuslu Myanmar’ın Bengal Körfezi’ne bakan sahil şeridindeki eyalet. Şimdilerde burası Rakhine diye biliniyor. İşte bu eyalette son dönemde Budist çoğunluğun, Rohingya diye adlandırılan Müslüman azınlığa yönelik tedhiş ve zulmünde artış söz konusu. Budistlerin, vatandaşlık hakkı bile verilmeyen Müslümanları köle gibi kullandığı, kadınlara tecavüz edildiği, hatta çocukların topluca yakıldığı anlatılıyor.

* * *

CUNTA, kısa bir süre öncesine kadar ülkeyi demir yumrukla yönettiği için kapalı bir kutu Myanmar aslında.
Öte yandan demokratikleşme yolunda attığı adımlar sayesinde Devlet Başkanı Thein Sein ile Batı arasında bir bahar havası yaşandığı da su götürmüyor. 20 yılı aşkın bir süredir ev hapsinde tutulan muhalefet lideri Bayan Aung San Suu Kyi’nin geçen yıl salıverilmesi bu yakınlaşmaya daha da katkıda bulundu.
Batı’nın yaptırımlarından ötürü Çin’in arka bahçesine dönüşen Myanmar, yeni yeni Avrupalı, ABD’li girişimcilerle tanışıyor.
Batı ambargoları kaldırınca büyük şirketler, doğal kaynak zengini bu bakir pazardan pay kapmak için müthiş bir yarışa girdi.

* * *

ŞİMDİ aynı Thein Sein’den, Arakan’daki etnik temizliğe destek verir açıklamalar geliyor. Müslümanları vatandaştan saymıyor.
Sayıları 800 bin olduğu tahmin edilen Arakan Müslümanlarının tarihçesiyle ilgili iki iddia var. Biri bunların İngiliz sömürgesi döneminde İngilizler tarafından Hindistan bölgesinden getirilen göçmenler olduğu yolundaki iddia. Diğeri ise Rohingyalıların yerli olduğu, Arap tacirler vesilesiyle Müslüman oldukları yolunda.
Meselenin hassas noktası da bu zaten. 1982 yılında kabul edilen vatandaşlık yasası, ancak ataları İngiliz sömürgesinin başlama tarihi olan 1823’ten önce burada yaşayanlara vatandaşlık hakkı verilmesini öngörüyor.

* * *

BÖYLE olunca da Arakanlıların bitmeyen dramı sürüp gidiyor. Son gerginlik ise geçen ay üç Arakanlı gencin, bir Budist kadına tecavüz ettiği yolundaki iddialar üzerine çıktı. Müslümanların evleri yakılıp yıkıldı. Onlarca kişi öldü. Birçok Arakanlı, teknelerle komşu Bangladeş’e sığınmaya kalktı. Bu insanların Myanmar’ın yerlisi olduğunu savunan Bangladeş ise bazen askeri yöntemlere başvurarak mültecileri geri çevirdi.

* * *

İSLAM İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Grubu, Arakan’daki zulmü açıklamalarıyla gündeme getiriyor.
Ramazan hassasiyetiyle de olsa gerek Rohingyalıların dramı bir anda sosyal medyanın da Türkiye diplomasisinin de gündemine girdi. Öncelikli hareket tabi buradaki mazlumlara yardım ulaştırılması olmalıdır.
Suriye’de politika üretilmesini engelleyen Rus ve Çin faktörü gibi Myanmar’da da Çin ve Hindistan ikilisiyle birlikte buradan pay kapmaya çalışan Batılı şirketler bulunmaktadır. Dolayısıyla “Myanmar’da Osmanlı Şehitliği var”, “Arakan’daki kardeşlerimiz” tarzı sadece dini ve milli duyguları harekete geçiren söylemlerle yola çıkmak Türkiye diplomasisine yine fazla mesai yaptırabilir. Baştan her şeyi iyi hesaplamakta fayda vardır.
Oruç tutmayan sınır dışı edilsin

Arakan yazısını yazarken bir anda Twitter’da “Oruç tutmayan sınır dışı edilsin” ve “Erkek adam üç kadın alır” diye iki başlık en tepeye tırmanıverdi. Belli ki, birileri Arakan gibi ciddi bir başlıktan sıkılmıştı, gündemi biraz sulandırmak istedi. Ama bu provokatif oyuna düşen de bol oldu.

X