Gündem Haberleri

    Arafat köşeye sıkıştı

    Hürriyet Haber
    07.12.2001 - 16:54 | Son Güncelleme:

    Filistin Lideri Yaser Arafat`ın zamana karşı yarışı sürüyor. İsrail ve ABD`nin bunaltıcı baskısı altındaki Arafat`ın atacağı adımlar, bölgenin ve Filistin halkının olduğu kadar kendi kaderi de belirleyecek.

    İsrail, Arafat`ın terör eylemlerine karışan Filistinlilerin tutuklanması ve aşırı örgütlerin bellerinin kırılması konusunda gerekeni yapmadığına, 3. ve 4. sınıf militanları tutuklayarak zaman kazanmaya çalıştığını savunuyor. Özel temsilcisi Anthony Zinni ile Arafat`a 16 maddelik bir ``yapılması gerekenler`` listesi ileten ve ``bunları yapmazsan ilişkimizi keseceğiz`` diyen Washington`un da İsrail`den farklı düşünmediği belirtiliyor.
       
    ARAFAT`TAN İNTİFADAYI SONA ERDİRMESİ İSTENİYOR
       
    İsrail ve ABD`nin Arafat`tan istediği, telaffuz edilmemekle birlikte, 1993`de yaptığı gibi İsrail ve ABD ile işbirliğine giderek, ``İntifadayı yürüten liderleri tutuklaması ve intifadaya son vermesi.``

    Tunus`ta sürgünde iken, Madrid Konferansı müzakerelerine katılan Filistin heyetinden habersiz Oslo anlaşmasını gizlice müzakere eden Arafat`ın, 1. intifadayı sona erdirmesi karşılığında, Gazze`ye gelmesine ve özerk Filistin Yönetimini kurmasına izin verildi.

    Binyamin Netanyahu`nun işbaşına gelmesiyle kesintiye uğrayan Oslo süreci, geçen yıl yapılan Camp David zirvesinde iki tarafın da süreçten tamamen farklı beklentileri olduğunun ortaya çıkmasıyla fiilen sona erdi ve 2. intifada başladı.
       
    BU KEZ BARIŞ SÜRECİ YOK
       
    2. intifadanın başlamasından Arafat`ı sorumlu tutan İsrail son girişilen askeri saldırılarla ``Ya yine bu militanları tutuklarsın ya da biz de 1993 öncesine döneriz. Filistin Yönetimi ortadan kalkar ve tekrar sürgüne gidersin`` mesajını veriyor.

    Ancak bu kez geçen seferkinden farklı olarak ortada, devam eden vesonucunda bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ile sonuçlanacak bir barış süreci yok.

    Arafat, Hamas ve İslami Cihad gibi örgütler ve pek çok Filistinli aydın tarafından halen 1. intifadayı ``İsrail`in vaatlerine kanarak yada sadece koltuk uğruna`` sona erdirmekle ve İsrail`in işbirlikçisi olmakla suçlanıyor. 2. kez aynı şeyi üstelik karşılığında hiçbir taviz almadan tekrarlaması çok zor görülüyor. Arafat, bu zor adımı atsa dahi, bu kez bir iç çatışma ile karşı karşıya kalması kaçınılmaz gözüküyor.

    Üstelik İsrail, Arafat`ın prestijini de hedef alan saldırıları ile Filistin Liderine ``Bir iç çatışma çıkarsa arkandayım`` güvencesinden ziyade ``Ne yaparsan yap artık sana güvenmiyorum, seninle işim bitti``mesajını veriyor.

    Böylece başlattığı tutuklama kampanyası ile Filistin sokaklarını karşısına alan Arafat iki ateş arasında bırakılıyor. Bundan da öte, İsrail`de açıkça ``Arafat öldürülmeli mi?`` tartışması yapılıyor. Bugün yayınlanan bir kamuoyu yoklamasında, İsraillilere bu soru yöneltildi. İsrailliler`in yüzde 75`inin buna karşı çıkmasının Arafat tarafından kesin bir güvence olarak algılanması beklenmiyor.
       
    ARAFAT`IN SEÇENEKLERİ
       
    Bu çerçevede, Arafat`ın geriye kalan seçenekleri şöyle şekilleniyor:

    -ABD ve İsrail baskısından yararlanarak terör eylemlerine girişen örgütlere bunları son erdirmeye zorlayarak, sona erdirmek yerine teröreylemlerinden arınmış bir intifadayı savunmak.

    -Bunu yaparken uluslararası kamuoyunun dikkatini, ``İsrail ortaya yeni bir barış umudu koymazsa bu sürecin işletilemeyeceğine`` çekmek, aynı fikri savunan İsrailli çevrelerle bu konuda işbirliği yapmak.

    -İsrail`in büyük darbe vurduğu prestijini tekrar kazanmak için,  AB, İslam ülkeleri ve Rusya`nın desteği ve baskısıyla İsrail`in ``Ramallah`tan dışarı çıkmama`` amborgosunu delerek yurtdışı gezilerine tekrar başlamak.

    -Bütün bunları yaparken İsrail`in rejimini giderek zayıflatan saldırılarını mümkün olduğu kadar ertelemeye ve aza indirmeye çalışmak. Bu arada İsrail`den ya da içten gelebilecek darbe girişimlerine karşı tetikte olmak.

    Arafat`ın da şu anda benzer bir strateji izlemeye çalıştığı belirtiliyor. Ancak 1993 öncesine dönülmesini savunan Binyamin Netanyahu`nun nefesini ensesinde hisseden Şaron`un, Arafat`a ne kadar manevra alanı vereceği bilinmiyor. Bu çerçevede İşçi Partisi`nin ve ABD`nin önümüzdeki günlerdeki tutumunun Arafat`ın kaderinde kendi atacağı adımlar kadar etkili olacağı görülüyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı