Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Araba devrilmeden...

Oktay EKŞİ

Yazarlıkta yapılacak en sevimsiz şey, ‘‘Ben dememiş miydim?’’ türünden bir tavırla, daha önce yazdığınız bir şeyi okuyucunun gözüne sokmanızdır.

O nedenle geriye gitmeyeceğiz. Ve önümüzdeki seçimlerde kazık yememek için yaptığımız uyarıyı kimsenin gözüne sokmaya kalkmayacağız.

Ama bugünkü Hürriyet'te Elazığ'ın Keban İlçesi'ndeki nüfusun 9 bin 750, buna karşılık seçmen sayısının nüfustan 350 fazla, yani 10 bin 100 olduğuna ilişkin haberi okuyup da hâlâ ‘‘önümüzdeki seçimlerin temiz ve düzgün olacağını’’ iddia eden çıkarsa, en azından onun aklına şaşacağız.

Tabii sırf Elazığ'ın Keban İlçesi'ndeki seçmen listeleri sağlıksız diye Türkiye'deki tüm seçimlerin kirleneceğini söylemiyoruz.

Ama haber aslı olmayan seçmenlerin isimlerini içeren listeler olayı sırf Elazığ'da ve/veya Keban'da değil ki...

Bugünkü Hürriyet'i okuyunca bu durumun yaygın olduğunu göreceksiniz.

Ve 5 Haziran 1977 seçimiyle iktidara gelmiş olması gereken CHP'nin o sırada aynen bu defaki gibi çift yazılmış en az 2 milyon seçmen yüzünden iktidarı Süleyman Demirel'in başbakanlığında kurulan Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi hükümetine kaptırdığını kabul edeceksiniz.

O zamanki rezaletin üstüne kimse gitmedi. Araştırıp hakkını arayan çıkmadı. Ve Türkiye İkinci Milliyetçi Cephe hükümetinin elinde kan gölüne döndü. Taa ki 12 Eylül'le ağızlara kilit, sokaklara huzur gelinceye kadar.

Ne var ki 1977'den beri 22 sene geçtiği halde, bugüne kadar sorumluluk taşımış hükümetlerin hiçbiri seçmen listeleri ve seçmen kütükleri sorununu çözecek adım atmadı. En basitini söyleyelim: Tüm seçmenlerin isimlerinin bilgisayar ortamına geçirilmesini ve böylece mükerrer yazımın önlenmesini sağlayacak olan 30-35 milyon dolarlık yatırım hiçbir zaman yapılmadı.

Ama kendi bankasını soyan bir işadamını kurtarmak söz konusu olunca, bu milletin kesesinden yüzlerce milyon dolar harcamakta tereddüt edilmedi.

Peki bu defaki rezalet nasıl oldu?

Bize kalırsa fazla yazıma, 30 Kasım 1998 tarihinde nüfus sayımı ile seçmen kütüğü yazımının birlikte yapılması yol açtı. Çünkü kırsal alanlardan gelip büyük şehirlerde yaşayanların çok büyük bir kısmı kendi nüfus kâğıtlarını toplayıp bir kişiye vererek 30 Kasım günü köylerinde yazılmak üzere gönderdiler. Bunun da sebebi vardı:

Yörelerine devletten yardım ve hizmet istemek veya belediye kurabilmek için orada yeterli nüfus bulunduğunu göstermeleri gerekiyordu.

Belki milyonlarca insanın nüfus kâğıtları köylerde yazılırken kendileri de şehirde kapılarını çalan memurlara yazıldılar. Böylece hem şehirde hem de köyde seçmen oldular.

Bizim yasamız ‘‘çift yazılanı’’ değil, ‘‘yazılmayanı’’ araştırdığı için bu görülmedi. Tabii partiler de uyuduğu için listeler kesinleşti.

Ve şimdi sahte isimli oy kullananların çok ağır şekilde cezalandırılmasını sağlayacak bir yasa değişikliğinden başka çare kalmadı.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI