Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Aptalca sorular

Serdar TURGUT

Bu yazı, entelektüel gelişmemin tümünü borçlu olduğum MAD Dergisi var olmasaydı, kesinlikle yazılamazdı.

Aşağıda sık sık muhatap olduğum ‘‘aptalca sorulara’’, ‘‘hızlı cevaplarımı’’ bulacaksınız.

***

SORU: Serdar Bey, bir yazar olarak amacınız nedir?

Cevap: Amacım, kendi kendimi eğlendirmektir.

SORU: Nasıl yani, halkı bilinçlendirmek gibi bir göreviniz yok mu?

Cevap: Türk halkı yeteri derecede bilinçlidir zaten. Bu ülke insanı, son derece yanlış şeyleri, son derece bilinçli ve istikrarlı bir şekilde yapmasıyla ünlüdür.

SORU: Peki ama doğruları kim gösterecek?

Cevap: Kim gösterecek bilemem. Ama bildiğim tek şey, bunun kesinlikle ben olmadığımdır. Çünkü bu son derece can sıkıcı ve sonuçta imkânsız bir görevdir.

SORU: Neden imkânsızdır?

Cevap: Bizim insanımızı, doğru olarak bildiği yoldan döndürecek insan bugüne kadar doğmadı da ondan.

***

SORU: Peki ya sol hareketin başarı şansı nedir?

Cevap: Aslında bir ara şansı çok fazlaydı. Çünkü sol hareketin en önemli özelliklerinden birisi de sonuçta son derece yanlış olan şeyleri kendi içinde mükemmel bir bilinçle savunmasıdır. Yani aslında sol düşünce, bizim halkın alıştığı şeye de çok uygundur.

SORU: Peki artık, neden şansının olmadığını düşünüyorsunuz?

Cevap: Türk sineması yüzünden. Bizim sinemacıların büyük bölümü yeteneksiz olduklarından, hadleri olmadığı halde millete bilinç vermekten başka çareleri kalmadığını düşünüp halkçı filmler yapmaya başladılar. Halk, bu filmleri bir süre seyrettikten sonra ‘‘Halkçılık eğer buysa tüküreyim bunun içine’’ dedi ve sol düşünceye düşman oldu. Anlayacağınız, yönetici sınıfların bunca geri zekâlılığına rağmen Türkiye'de hâlâ daha Marksist br yönetimin işbaşına gelememesinin tek nedeni film direktörleridir.

***

SORU: Siz, aydınlara düşman mısınız?

Cevap: Sürekli olarak başka insanlara doğruları göstermeye çalışanlara tahammül edemiyorum. Bunların düşüncesine göre, hayatta kendileri olmadığı takdirde kendileri dışındaki zavallı insanların doğruları bulmalarına imkân yoktur. Ne gariptir ki Türkiye'de son 30 yıldır bu tip ‘‘bilinç götürücü’’ aydın tipinden binlerce çıkmasına rağmen, halk hâlâ onları tam anlayamadı. Türkiye'de sıradan insanların aptal olmadıkları kesin olduğuna göre, bundan çıkarabileceğimiz tek rasyonel sonuç, bilinç taşıyıcı aydınların temelde aptal olduklarıdır.

SORU: Ama insanların toplumsal sorumlulukları yok mu?

CEVAP: Sorumluluk almak isterseniz vardır. Örneğin, ben böyle bir şeyi katiyen istemediğim için toplumsal sorumluluğum yok. Ancak illa da ben sorumlu olacağım diyen çıkarsa, onlardan ricam, sorumlu olsunlar da sürekli olarak bunu etrafta anlatıp takdir edilmeyi beklemesinler. Bir de başka insanlara doğruları öğretmeye çalışmasınlar, çünkü onlardan böyle bir şeyi talep eden de kesinlikle yok. Dahası talep olsa da bunu cevap vermemeleri gerekiyor.

SORU: O da neden?

Cevap: Bu insanların farkında olmadıkları bir şey var. Bunların çoğunluğu, değil başka insanlara bilinç götürmek, doğru dürüst alışveriş yapabilmekten bile acizler. O nedenle götürecekleri bilinç de büyük ihtimalle yanlış olmakta. Dolayısıyla etrafta fazla aktif olmamalarında toplumsal açıdan büyük yarar var.

***

SORU: Bu eleştirdiğiniz insanlar da sizden hoşlanmıyorlardır muhakkak.

Cevap: İnşallah öyledir.

SORU: Tek başına kalmaktan korkmuyor musun?

Cevap: Hayatım boyunca bunun için uğraştım, çok şükür bunu da başardım.

SORU: Sorumlu aydın olmasın mı toplumda?

Cevap: Tabii ki olsun. İnsanlar kendilerinden sorumlu olmayı başarsınlar yeter. Benim kızdığım, illa da başkalarından sorumlu olmaya çalışan tipler. Bunlar, aslında seviyorum diye yaklaştıkları insanlardan da pek haz etmiyorlar, bunu farkında değiller. Çünkü sıradan insanların tek başlarına, onlara yol gösterecek kendileri gibi birileri olmadan hareket etme yeteneğine sahip olmadıklarını düşünüyorlar.

SORU: Ama insanların öğrenmeye ihtiyacı yok mu?

Cevap: Hayır yok.

SORU: Onları öyle ortada mı bırakalım yani?

Cevap: Ahh nerede onlarda öyle şans. Bizim halk, yıllardır yakasını kendisine onu bunu öğretmeye, bilinçlendirmeye çalışan insanlara kaptırmış durumda. Bir rahat bırakılsa kendisine göre doğruyu bulup mutlu olacak. Ama yok, kendisini sorumlu ilan edenler, buna katiyen izin vermiyorlar.

***

AÇIKLAMA

Bu yazı, sadece başka bir konu bulamadığımdan dolayı yazılmıştır.

Hızlı da yazmak zorundaydım, çünkü malumunuz dün 23 Nisan'dı.

Ben de erkenden işe gidip bir süre genel yayın yönetmeni koltuğuna oturdum. Hatta bir iki dakikalığına etrafa talimatlar da verdim.

Ancak insanlarda bayram saygısı filan da kalmamış.

Verdiğim talimatı uygulamadılar. Maaşıma ne yazık ki zam yapılmadı.













X