Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Apo nasıl gönderilsin?

<B>-SİZE nasıl teslim edelim?..<br><br></B>Kritik bir soru. Soruyu soranlar, yanıtı beklemeden öneri getiriyor.<B>

-Örneğin, kaçmak isterken kazaya uğradı, diye açıklama yapabiliriz. Ya da benzeri bir şey.

PKK’nın yaygın eylemleri, beraberinde geçmişe dönük değerlendirmeleri getiriyor. Bunlardan biri, Apo’nun Kenya’da yakalanarak, Amerika tarafından Türkiye’ye teslim edilmesiyle ilgili. Örneğin, dönemin Başbakanı Ecevit daha geçenlerde, ‘Apo’yu Amerika neden teslim etti, bilmiyorum’ diyor.

Ortada dolaşan senaryolardan birine göre ise, daha farklı bir durum var. İddiaya göre, Amerika, yakaladıktan sonra Apo’yu hemen teslim etmiyor. Önce Ankara’ya soruyor:

‘Gönderelim mi, yoksa biz burada bir çözüm bulalım mı?..’

Ankara düşünüyor ve ‘canlı olarak teslim edilmesini’ istiyor. Bu istekte, o tarihte erken seçimlere gidilmesinin de etkisi olabilir. Apo 99 Şubat’ında teslim ediliyor, Nisan’da seçimlere gidiliyor.

Teslim kararını alınca, Amerika ‘idam edilmesin’ garantisi bekliyor.

İKİ TESPİT, İKİ DOĞRU

Ankara’ya gönderileceği kesinleşince, ‘varlığı bizi rahatsız edecek’ sözünü, o günlerden bugüne çok sık duyuyorum.

Aynı dönemde, özellikle idamına karşı çıkanlardan çok sık duyduğum bir söz, ‘Apo idam edilirse, arkasından kırk Apo çıkar’ teorisi.

Bugüne gelirsek, ilk tespit doğru. Apo’nun varlığı bizi rahatsız ediyor. Ama, ikinci tespit de doğru, Apo olmazsa arkasından başkaları da çıkabilir.

Şimdi olaylara bakınca, ikinci tespit çok daha doğru görünüyor. Apo hayatta olduğu halde, PKK dağınık durumda. PKK içinde farklı gruplar var. Bir bölümü sadece Türkleri değil, Kürtleri de rahatsız eden eylemlere geçiyor.

GÖÇE ZORLAMAK

Aldığım bilgi, bu gözlemi doğruluyor.

Batman ve Diyarbakır’da DEHAP ve DTH dışında, bir başka sivil Kürt hareketi toplantısını PKK basıyor. Çünkü, o toplantıya katılan 700 kişi PKK’ya karşı.

Kendi denetimi dışında bir toplantı?.. O zaman PKK’da panik. Olay burada kalmıyor. PKK, toplantıya katılanları oturdukları yerden göçe zorluyor. 80’lerin sonu, 90’ların başı ve ortası gibi.

PKK’daki panik benzer bir başka nedenden daha kaynaklanıyor. Hakkari’de artık bazı evlerde Apo posterleri indiriliyor. Kürt Halkı’nın PKK’ya reddiyesi.

Onun için bunlar bu kadar azgın, bu kadar sokaklara dökülüyor, bu kadar Türk-Kürt çatışmasına hevesli.

SOKAKTAKİ KİMLİK

Bu azgın gurubun kimliği ve yaptığı işler, onları tanımak açısından önemli.

Güneydoğu’da bazı büyük illerde, son bir haftadır kapkaç olayları azalıyor.

Neden?.. Parasız, pulsuz, çulsuz bu gruplar, gerçekte oturdukları yerlerde hayatlarını kapkaça bağlıyor. Otobüslerle oradan ayrılınca, sokaklarda kapkaç yapacak çapulcular azalıyor.

Kimlik ve aidiyet, insanların yaşadıkları topraklarda ancak etnik bilinçle var. Ama, günümüzde kimlik ve aidiyet ancak çapulculukla atbaşı gidiyor.

Sergi basan çapulcular

ÇAPULCU
genel bir deyim. Ne var ki, sadece belli bir gruba, belli bir güruha ait olan tavır değil.

İşte, bir fotoğraf sergisini basacak kadar kendileri kaybeden güruh, sokakta Türk-Kürt çatışmasını özendirmeye çabalayanlardan daha mı az çapulcu?..

6-7 Eylül olayları bizim siyasal tarihimizin kara sayfalarından biri. Günümüzde tarihimizle yüzleşme çerçevesinde ön plana çıkıyor. Gazete ve TV’lerde çeşitli yazı dizileri ve programlar yayınlanıyor.

Bu arada 6-7 Eylül’le ilgili bir fotoğraf sergisi açılıyor. Vay efendim, sen nasıl açarsın?.. Taşla, sopayla, yumurtayla sergiye saldırı, fotoğrafları yırtma ve indirme çapulculuğu.

Bu saldırganların siyasal görüşünü, ekonomik durumunu, eğitim düzeyini merak ediyorum, açıklanmasını diliyorum.
X