Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Anzak Koyu’nda

<B>BİZİM Fikret Ercan’</B>ın karısı <B>Nesrin Ercan </B>olmasaydı ben o dayanması güç ama yaşanması gerekli olan geceyi göremezdim.

Anzak Koyu’nda ruhların yıkanmasını, geçmişe duyulan saygının böylesine kutsal duygularla dile getirilişine tanık olamazdım.

Avustralyalıların ve Yeni Zelandalıların ‘Şafak Ayini’ adını verdikleri anma törenlerinden söz ediyorum.

En iyisi olayı başından anlatayım.

1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nu ortadan kaldırmak isteyen emperyalist güçler, Türklerin direncini kırmak için bütün güçleriyle Çanakkale’ye yüklenmişlerdi.

Savaşlardan yorgun düşmüş, Türk ulusu, yokluklar içinde olmasına rağmen insanüstü bir dirençle dünyanın en güçlü armadalarına karşı ülkesini savunuyordu.

Emperyalistler, kendi askerlerine kalkan olması için sömürgelerinden askerler getirmişler, bunları savaşa sürüyorlardı.

Avusturya’nın Anzak bölgesinden ve Yeni Zelanda’dan getirilen askerler, 24 Nisan’ı 25 Nisan’a bağlayan gece şafak vakti, sonradan Anzak Koyu adı verilen noktaya çıkarma yapmışlardı.

O gece, orada bir cehennem yaşanmış ve binlerce insan yaşamını yitirmişti.

* * *

Mehmetçikler’in olağanüstü direnişiyle Anzak çıkarması başarılı olamamış, çok uzaklardan bilmedikleri, tanımadıkları bir ülkeyi istila etmek için gelen binlerce insan, o küçücük koyda yaşamlarını yitirmişlerdi.

Onlar 89 yıldır o topraklarda Mehmetçiklerle koyun koyuna yatıyorlardı.

İşte bu anma töreni o askerlerin torunları tarafından yapılıyordu.

Her yıl binlerce Avustralyalı ve Yeni Zelandalı genç insan bu koya geliyor, orada bir gece geçirip şafak sökerken dualarla atalarını anıyor.

Tören görülmeye değer bir kurallar zinciri içinde yapılıyor.

Bütün geceyi atalarının savaştığı ve öldüğü koyda geçiren torunları, şafak doğarken saygıyla ayağa kalkıyorlar ve okunan dualara ve ilahilere eşlik ediyorlar.

Bu törenin en etkileyici yanı kinden uzak olması, 89 yıl önce yapılan yanlış için özür dilenmesi, Türk insanına sevgi ve barış eli uzatılması...

Ve o gece, o koyda tüm ruhların en kutsal insani duygularla yıkanıp temizlenmesi...

* * *

Tören yerine ulaşmak için Eceabat’a 4 kilometre kala Anzak Koyu’na sapmak gerekiyor.

Gecenin büyük bölümünü, Kemalyeri’nde, bu organizasyona Avustralya’daki rotary kulübüyle el ele vererek katkıda bulunan Zekeriyaköy Rotary’nin kurduğu çadırlarda Nesrin Ercan’ın davetlisi olarak geçirdik.

Saat 03.30’da Anzak Koyu’na ulaşmak için yürüyüşe başladık. Zifiri karanlıkta 500 bine yakın insanın can verdiği o topraklarda tuhaf duygular içinde 4 kilometre yürüdük.

Anzak Koyu küçük bir koy. Daracık bir kumsalı var. Hemen sonra şiddetli çatışmaların yapıldığı ve 30 bin insanın can verdiği tepeler başlıyor.

İşte tören o koyda yapılıyor.

Uykusuzluk ve dondurucu soğukla dopdolu bir gece... Ama bütün güçlüğüne karşın görülmesi, yaşanması gereken bir gece.

O gece, Çanakkale Savaşı’nda yüz binlerce evladını yitiren bu milletin ne kadar hoşgörülü ve ne kadar kinden uzak, soylu bir ruha sahip olduğunu bir kez daha anladım.
X