Antikaya tabloya delil serbestliği

Hürriyet Haber
17 Eylül 1998 - 00:00Son Güncelleme : 17 Eylül 1998 - 00:01

15 Eylül 1998 tarihli mükerrer Resmi Gazete'de yayınlanan 4369 sayılı Vergi Kanunu ile ilgili 1 numaralı teblig; servet blokajı ile ilgili bazı konulara açıklamalar getirmiştir.

Yasada açıklık olmadığı için, özellikle merakla beklenen konu; altın, mücevher, antika ve tablo gibi servet unsurlarının ilerideki vergi incelemelerinde, 30 Eylül'de var olduklarının nasıl kanıtlanacağı konusu idi.

Tebliğ bu konuda, aşağıdaki açıklamaları getirmiştir.

‘‘32. Değerli mallar (altın, mücevher, antika eşya, tablo vb.), nama yazılı hisse senetleri ve benzeri kıymetlerin 30 Eylül 1998 tarihi itibariyle herhangi bir kurumu veya kuruluşta bulundurulmasına veya beyan edilmesine gerek bulunmamaktadır. Bunların varlığı da serbest delil sistemi ve Vergi Usul Kanunu'nun 3'üncü maddesi çerçevesinde incelemelerde izah edilebilecektir. Bu ispatın çok çeşitli şekillerde yapılması mümkün olup, bazıları şöyle sayılabilir:

a) Nama yazılı veya borsada işlem gören hisse senetlerinin varlığı, Takasbank'ta saklananlar için Takasbank Kayıtları, hisse senedi pay defteri kayıtları, elden çıkarılması sırasında düzenlenecek belgeler vasıtasıyla ispat edilebilecektir.

b) Altın ve diğer madenlerle, kıymetli tablo ve antika gibi eşyanın varlığı, bu tür kıymetlerin elden çıkarılması sırasında düzenlenecek veya alınacak kanaat getiri vesikalarla ispatlanacaktır.’’

Tebliğ ile bu gibi kıymetlere blokaj getirilmemesi, herhangi bir kurum veya kuruluşta bulundurulmaması, hiç şüphesiz yerinde bir hükümdür. Zaten bunun yapılmasını istemenin pratikte imkanı da yoktur. Tebliğ'de getirilen, ‘‘serbest delil sistemi’’ ise bu kıymetlerin satışını ispatlayacak bir araçtır.

SİGORTA POLİÇESİ

Anlaşılmayan nokta, 1999 ya da 2000 yılında yapılacak bir altın, antika ve tablo satışı sırasında düzenlenecek belgenin, bu servetlerin 30 Eylül 1998'de varlığını, nasıl ispatlayacağıdır.

Bu servetlerin 30 Eylül'den sonra satın alınmadığı nasıl anlaşılabilecektir?

Kanaatimizce bu servetlere sahip olanların; sigorta poliçesi, ekspertiz raporu, mahkeme veya noter tespiti gibi belgelerle 30 Eylül'de varlıklarının tescili, vatandaşların lehine olacaktır. Bu tespitler yapılmazsa, mali milatta doğacak bebek; eksik ağırlıklı ‘‘prematüre’’ bir bebek olacaktır. Bu servetler ‘‘var sayılırsa’’ kanun amacına ulaşmayacak, ‘‘yok sayılırsa’’ vatandaş yanacaktır.






Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı