Another way in paradise

Serbülent BAYRAK - s.bayrak@yahoo.com
11 Ağustos 2006 - 10:20Son Güncelleme : 11 Ağustos 2006 - 10:26

İstanbul’daki ilk günlerim. Bir gece vakti E-5 üzerinden Ataköy’e, evime, gidiyorum. Aslında yol hafızam iyidir ama her nasılsa Ataköy dönüşünü kaçırmışım. Git git bitmiyor, kavşağı bir türlü bulamıyorum.

En nihayetinde, hiç bilmediğim bir yerlerde olduğuma kanaat getirdim ve Ataköy dönüşünü aramaktan vazgeçtim. “Ben neredeyim?” diye düşünmeye başlamıştım ki, bir polis otosuna rastladım. "Sora sora Bağdat bulunur" ya, ben de polis arkadaşıma sordum: “Affedersiniz memur bey, ben neredeyim?” Polis arkadaşım ne cevap verse beğenirsiniz: /images/100/0x0/55eb1f2cf018fbb8f8ac93f1“Cennet'tesin güzel kardeşim, Cennet'tesin”.

Meğer, Ataköy’e gideceğim diye, gide gide İstanbul’daki bir başka semte, “Cennet Mahallesi”ne çıkmışım.

Anlayacağınız, cenneti ben İstanbul’daki ilk yılımda keşfetmiş bulundum. Ancak bu cennette herhangi bir anormallik yok. Güzel, şirin bir semt. Buna karşılık, bir de “vergi cenneti-tax heaven” olarak isimlendirilmiş yerler var ki, taşıdığı özellikler ve geçerli yasaları ile resmi adında “cennet” ibaresi bulunmasa dahi cennet olarak nitelendiriliyorlar.

Üstelik, buralara gitmek için benim gibi yolunuzu şaşırmış olmanız da gerekmiyor. İnternet bağlantılı bilgisayarınızın başına geçiyorsunuz ve birkaç “tık (click)” ile cennettesiniz. Sonra başlıyorsunuz “another way in paradise-cennette bir başka yol” şarkısını mırıldanmaya. Bu şarkı, Phill Collins’in “another day in paradise-cennette bir başka gün” şarkısının mali versiyonu. Hani şu, genç bir kızın caddeden geçmekte olan bir adamdan yardım istemesiyle başlayan ve nakarat kısmı; “Oh think twice/it’s another day for you and me in paradise” şeklinde olan klasikleşmiş şarkı.

Cennete vergi

Peki, nedir buraları cennet kılan? Vergisel bazı sebepleri sıralayalım. Vergi cennetlerinde vergiye yer yok ya da çok düşük oranlı vergi var. Bankacılık işlemleri gizliliğe dayanıyor, ticari gizlilik ön planda tutuluyor. İşte bu ve benzeri özellikler bu yerleri bir vergi cenneti haline getiriyor.

Yerli şirketlerin, vergi cenneti ülkelerde bulunan ve kontrolü ellerinde bulundurdukları kabul edilen iştiraklerinin kazançlarını vergi matrahlarına ekleyeceklerinden geçen hafta bahsetmiştik (Bu konuda daha geniş bilgi için Süryay-Diyalog Dergisi Ağustos sayısında yer alan makaleme bakılabilir).

Bununla beraber, 5520 sayılı yeni KVK’da, vergi cennetlerine yönelik önleyici bir hüküm daha bulunuyor. Bu düzenleme de 1.1.2006’dan itibaren geçerli durumda. Bu hükme göre Bakanlar Kurulu’nca ilan edilen ülkelerde yerleşik olan veya faaliyette bulunan kurumlara nakden veya hesaben yapılan veya tahakkuk ettirilen her türlü ödemeler üzerinden, bu ödemelerin verginin konusuna girip girmediğine veya ödeme yapılan kurumun mükellef olup olmadığına bakılmaksızın % 30 oranında vergi kesintisi yapılması ve muhtasar beyanname ile de beyan edilmesi gerekiyor. Kesinti, tam mükellef kurumların bu nitelikteki ülkelerde bulunan işyerleri için de geçerli bulunuyor. Bu şekilde vergi kesintisine tabi tutulan ödemeler, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarına göre ayrıca vergi kesintisine tabi tutulamıyor.

Bununla birlikte, yurtdışındaki finans kuruluşlarından temin edilen borçlanmalara ilişkin ana para, faiz ve kâr payı ödemeleri ile sigorta ve reasürans ödemeleri üzerinden bu şekilde bir vergi kesintisi söz konusu olmayacak.

Bakanlar Kurulu’nca ülkeler itibariyle belirleme yapılırken kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi hususu göz önünde bulundurulacak. Basına da yansıdığı üzere Bakanlar Kurulu’nca ilan edilecek ülkeler, OECD tarafından vergi cenneti olarak kabul edilmiş ülkeler olacak.

Kısaca, yeni hüküm, vergi cenneti olarak nitelendirilen ülkelerde yerleşik gerçek veya tüzelkişilere çeşitli adlar altında yapılacak ödemelerin Türkiye'de vergi matrahının azaltılması için kullanılmasını önlemeyi amaçlıyor.

Bıyık tıraşı mı?

Yapılan bu düzenlemeyle “cennette bir bıyık tıraşının” yapılmış olduğu söylenebilir. Gerçekten de bundan sonra vergi cenneti olarak nitelendirilen ülkelere ait faturalara kayıtlarında yer vermek isteyen kurumlar artık bunu “vergi kesintisi” uyguladıktan, yani bir maliyete katlandıktan sonra yapabilecekler. Bu, işi kesinlikle zorlaştıracak. Çok net.

Lakin, tıraş edilen bıyığın kökü kalır ve tekrar uzar. Bıyığın yeniden uzamasını önlemek için aynı hükme GVK’da da yer vermek ve kurumlar yanında gerçek kişiler için de aynı düzenlemeleri geçerli hale getirmek gerekir. Aksi halde, düzenlemede önemli bir boşluk olacaktır.

Son olarak şunu ekleyelim: Vergi cenneti ülkeler, yalnızca vergiden kaçınmanın ya da vergi kaçırmanın bir aracı olarak kullanılmıyor. Kara parasını aklamak isteyen; eski ya da yeni eşinden, ortağından, alacaklısından vs. parasını gizlemek isteyenler de buraları kullanabiliyor.

Dolayısıyla KVK’daki yeni hüküm, kurumlar açısından dezavantajlı bir hale getirmiş olmakla birlikte, vergi cennetlerini bitirmeye, açıktır ki, yetmeyecektir. Yani, şu Phill Collins şarkısının mali versiyonu, “Another Way in Paradise”, bir süre daha söylenecek gibi görünüyor:

“Oh click twice, it’s another way for you and me in paradise...”
 
Not: 09.08.2006 tarihli Referans Gazetesinde yayımlanmıştır.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı