"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Annemin yatak odasında çıplak bir adam vardı

13 yaşında bir kızım. Babam yurtdışındayken annemin yatak odasında çıplak bir adam gördüm. Annemden de o adamdan da nefret ediyorum.

Sevgili Güzin Abla, ben 13 yaşında bir kızım. Annem ve babam sürekli kavga ediyorlar. Babam altı aydır sürekli yurtdışına, iş seyahatine gidiyor.
Babam evde olmadığında, annem ağabeyim ve ben yalnız kalıyoruz. O gece annem yatarken odasının kapısını kilitledi. Sabah da kapı kilitliydi. Sonra annem kalktı ve mutfağa gitti. Ben de onun yatak odasına girdim. Yatağı pencerenin önünde ve arka tarafta biraz boşluk kalıyor.
Yatağın arkasına baktığımda bir adam gördüm, çıplaktı, öylece orada yatıyor, uyuyordu. O an çok korktum. Ne yapacağımı şaşırdım. Adam uyanıp suratıma baktı, hiç tepki vermedi. Hemen odadan çıktım. Elimi yüzümü yıkadım, annemin yanına gittim. Anneme bağırıp çağırmak istedim ama yapamadım. Titriyordum, kalbim fırlayacakmış gibi çarpıyordu. Midem bulanmaya başladı. Anneme bir şey belli etmedim.
Bir an önce bu evden çıkıp okula gitmek üzere kapıdan fırladım. Yolda yürürken bayılacakmış gibi hissediyordum kendimi; ağlamak istiyordum, hâlâ rüya gördüğümü düşünüyordum. O dalgınlıkla karşıdan karşıya geçerken az kalsın bir arabanın altında kalıyordum. Keşke o araba bana çarpsaydı da ölseydim. Annemden de o adamdan da nefret ediyorum. Artık kendi evimde de rahat edemeyecek miyim?
Rumuz: Nefret

Canım kızım, senin için çok üzgünüm. Ne yazık ki büyükler, kendi yaşamlarının rüzgarına kapılmış sürüklenirken, çocuklarının yaşadıkları o büyük yıkımın farkında bile olmuyorlar. Anlaşılan baban kendi aleminde. Onun yokluğundan istifade, annen de kendine bir arkadaş bulmayı uygun görmüş.
Anlaşamadıklarını, sık sık kavga ettiklerini söylüyorsun. O halde neden ayrılmıyorlar ki? Senin ve ağabeyinin içinde bulunduğu bu acınası durumu görmek istemiyorlar anlaşılan.
Parçalanmış ailelerde de zaman zaman durum bundan farklı değil. Anne bir başkasıyla kendine göre bir hayat kurma telaşındayken, baba da kendi yönünden yeni bir sevgili bulup, arkasına bakmıyor bile. Bu yüzden evliliklerde, çocuklar varsa, insanların bencilce davranmamaları gerektiğini hep söylüyorum.
Sanırım bu olaylar seni erken yaşta olgunlaştırmış güzel kızım. Bana kalırsa annene, hiçbir şey olmamış gibi davranmaktansa, onunla iki büyük insan gibi karşılıklı oturup konuşmalı, bu davranışından çok etkilendiğini, rahatsız olduğunu ciddi bir şekilde anlatmalısın.
Çocuklarının bulunduğu eve bir yabancı erkek getirmesinin sizin için ne kadar aşağılayıcı olduğunu görmeli. Senin bu tepkin belki aklını başına getirir.

İnsanlar gittikçe kötüleşiyor mu

Sevgili Güzin Abla, ben bir yazınızdaki bir sözünüzden etkilenerek size yazmaya karar verdim.
O yazıda “Bize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına yapmamanın en basit insanlık kuralı olduğunu” hatırlatmışsınız. Ben ıngiltere’de yaşıyorum. Eğitmenlik geçmişim var, şimdi de yüksek lisans yapıyorum. Muhatap olduğum kişiler genellikle tahsilli kişiler; birçoğu öğretmen, eğitimci...
Buna rağmen, bu çağda, bu en basit insanlık kuralından yoksun o kadar fazla insanla karşılaşıyorum ki... Bizim gibi düşünmeye çalışanların ne kadar da azınlıkta olduğuna bazen akıl erdiremiyorum, böyleleriyle karşılaştığımda da şaşırıyorum.
İnsanlar gittikçe kötüleşiyor mu, yoksa bizler şarkıdaki gibi, ‘büyüdük de mi yeni fark ettik dünyanın kirliliğini’ bilemiyorum. ınsan bazen kendini korumakta da zorlanıyor bu şartlarda.
Bunu sizinle paylaşmak istedim... ıyi ki varsınız.
Rumuz: Destin

Her ikisi de, desem sanırım doğru olur, sevgili kızım. Hem sizler büyüdükçe, insanları daha iyi tanımaya başlıyorsunuz. Hem de insanlar giderek daha kötü, daha bencil, daha maddi ve daha acımasız oluyorlar, ne yazık ki...
Uygarlık yayıldıkça, insanoğlunun hırsı arttıkça gerçekten bu kaosun içinde kendimizi koruyabilmek zorlaşıyor.
X