'Anne ben ölürsem arkamdan ağlama'

Güncelleme Tarihi:

Anne ben ölürsem arkamdan ağlama
Oluşturulma Tarihi: Eylül 15, 2013 02:06

'Anne ben ölürsem arkamdan ağlama'. Hatay’daki ODTÜ’ye destek eyleminde hayatını kaybeden AhmetAtakan, ölmeden önce annesine böyle diyordu. Annesi EmsalAtakan, “İşte şimdi canını halkına feda etti” diyor. Ve ekliyor:“Benim oğlum kimseyi öldürmedi, tek suçu barış istemekti...”

Haberin Devamı

Abdullah Cömert: 22, Ali İsmail Korkmaz:19, Ahmet Atakan: 23… Hatay, Gezi Parkı süreciyle başlayan ve ODTÜ eylemleriyle devam eden hükümeti protesto gösterilerinde geçen hafta üçüncü gencini kaybetti.

Ahmet Atakan da diğerleri gibi içimizden biri: Celal Bayar Üniversitesi muhasebe mezunu, işletme okumak isteyen, yaşamayı seven ve Ahmet Kaya hayranı bir gençti. İnandığı şey uğruna sokağa çıktı ve yaşamını yitirdi. Yakınları, arkadaşları ve görgü tanıkları Atakan’ın kafasına polisin attığı gaz kapsülünün geldiğini söyledi. Adalet Bakanlığı ise ölümünden çok kısa bir süre sonra ölüm nedenini ‘yüksekten düşme’ olarak açıkladı. ‘Düşme anı’ olduğu ileri sürülen görüntüler televizyonlarda dönmeye başladığında annesi henüz oğlunun öldüğünden habersizdi. Televizyonlardaki görüntüleri görünce, kendi ifadesiyle, ‘çıldırdı.’ Ahmet Atakan’ın ölümünün üçüncü günü, evinin olduğu Çekmece beldesindeki mevlidindeyiz.

Pınarbaşı Mahallesi’ne iki büyük taziye çadırı kurulmuş, babası Ali Atakan başsağlığına gelenleri ayakta kabul ediyor. Taziye çadırının iki tarafında Atatürk resmi ve Türk bayrakları, üst tarafındaysa Ahmet Atakan’ın fotoğrafı asılı. Kadınlar Türkçe ve Arapça ağıtlar yakıyor. Ahmet’in akrabaları, arkadaşları, komşuları, herkes burada. Ancak taziyeye gelenler sadece akrabaları değil. Gezi Parkı olayları sırasında Hatay’da yaşamını yitiren Abdullah Cömert’in annesi Hatice Cömert, babası Ali Edip Cömert, ağabeyi Zafer Cömert, Eskişehir’de dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın ağabeyi Gürkan Korkmaz…

Haberin Devamı

Anne ben ölürsem arkamdan ağlama

Sanki Hatay’ın bütün acılı aileleri burada toplanmış gibi…

Annesi Emsal Atakan ayakta duracak durumda değil. Evden zorlukla çıkarılan Emsal Atakan, yakınları tarafından hemen bir sandalyeye oturtuluyor. Hatice Cömert gidip Emsal Atakan’a sarılıyor, evladını kaybetmiş iki anne hıçkırarak ağlıyorlar. Kimse bir şey yapamıyor, kimse bir şey diyemiyor, teselli sözcüklerinin hepsi manasını yitirmiş durumda…

Ahmet’in yakınları, yaşadıkları derin acının yanı sıra polise ve devlete isyan ediyor.

Amcası Hayrettin Dönmez, “Bu çocuklar hiçbir zaman ideolojik bir eylem yapmadılar. Sadece demokratik haklarını kullandılar. Bunu da zaten bütün dünya biliyor. Bunun karşılığı ölüm mü olmalıydı?” diyor. Ahmet Atakan’ın akrabaları onun polisin attığı gaz bombasının kapsülüyle öldüğüne inanıyor.

Diğer amcası Ahmet Atakan, “Sol kulağının arka tarafında 6 santimetrelik bir göçük vardı. O göçük ancak gaz fişeği gibi bir şeyin isabet etmesiyle olabilir. Zaten o çatıdan, vurulmadan, kendi başına düşmesi imkânsız” diyor.

Ahmet’in arkadaşları, bir süre önce evlerinin yan duvarına kendi yazdığı yazıyı gösteriyorlar: “Paran varsa mahkemeyi satın alabilirsin ama sokakların adaleti yoktur.”

Abdullah Cömert’in ağabeyi Zafer Cömert, “Ben Ahmet’in gaz fişeğiyle vurulduğundan eminim” diyor. Taziyede en çok ağlayanlardan biri de Abdullah Cömert’in babası Ali Edip Cömert. “Gencecik fidanları kestiler. Devlet gençleri koruyacağı yerde bizim fidanlarımızı öldürüyor. Başbakan, cumhurbaşkanı bu ülkenin hem anası hem babası, bu ülkede yaşayan herkes onların evladı, ona göre davransınlar. Biz Türkiye’yi seviyoruz ama artık evlatlarımızı katletmesinler” diyor ağlayarak.

NE SÖYLERSEM YAZACAK MISIN?

Taziyenin ardından akşama doğru bir kez daha başsağlığı dilemek için eve giriyoruz. Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan beni görünce “Sen gazeteci misin?” diyor. “Evet” diyorum. “Ne söylersem yazacak mısın?” diyor. “Evet, söz veriyorum” diyorum. “Bunları yazmazsan hakkımı sana da helal etmem” diyor. Bir yandan ağlarken bir yandan da anlatmaya başlıyor: “Ben yıllardır bir anne olarak çocuklarımı hep tek başıma büyüttüm. Onlara hem anne hem baba oldum. Onlar benim canımdan bir parça. Benim oğlum üniversite öğrencisiydi, son senesiydi, bu sene mezun olacaktı, öldürdüler onu…”

Sonra yeniden ağlıyor. Arada sakinleşip anlatmaya devam ediyor:

OĞLUN DÜŞTÜ DİYORLAR, İNANMIYORUM

“Benim oğlum savaşa hayır demek için direniyordu, sadece barış istiyordu. Benim oğlum terörist değildi, kimseyi öldürmedi, tek suçu barış istemek. Ben ona hep destek oldum. O gece arkadaşının düğünü vardı, düğünden çıkıp eyleme gitti, o gece oğlumu vurdular! ‘Oğlun düştü’ diyorlar ama hepsi yalan, inanmıyorum” diyor.

Emsal Atakan, Ahmet’in ölümünden bir saat sonra televizyondan Ahmet’in düştüğüne dair görüntülerin yayımlanmasına isyan ediyor: “Ben oğlumun ölüp ölmediğini henüz tam olarak bilmezken, polis oğlumun düşerek öldüğünü ispat etmek için görüntüler servis etti. Ben çıldırdım!”

Anne ben ölürsem arkamdan ağlama

Haberin Devamı

Emsal Atakan hastanede oğlu Ahmet Atakan’ın ölüm haberini aldığı sırada polisin hastanede toplanan kalabalığa ve kendilerine biber gazı atmasını da unutamıyor: “Hastanede oğlumun ölüm haberini aldım, polis geldi gözüme biber gazı attı. Defalarca baygınlık geçirdim, nefesim kesildi. Bu adalet mi? Bu insanlık mı?

Başbakan bu polislerle mi gurur duyuyor?” “Ahmet, ‘Anne ben ölürsem arkamdan ağlama çünkü ben halkım için direneceğim’ derdi. İşte şimdi canını halkına feda etti” diyor güçlükle.

Emsal Atakan konuşurken bazen dayanamayıp bağırıyor: “Benim oğlum 23 yaşındaydı. Ben oğlumun kınasını morgda mı yakacaktım? Şimdi gidip Mısır’dan, Katar’dan kına getirip yaksınlar. Beni mahvettiler! Beni yaktılar…”

Bir süre sonra sakinleşip devam ediyor: “Burası medeniyetler kenti, Hatay’da yüz yıllarca Sünnisi, Alevisi, Hıristiyanı birlikte yaşadı. Biz bugüne kadar Alevi- Sünni diye bir ayrım görmedik. Ama şimdi Hatay’dan üç şehit verdik. Neden bizim çocuklarımız öldürülüyor? Ahmet’in cenazesinde Abdullah Cömert’in annesiyle Ali İsmail Korkmaz’ın annesi gelip bana sarıldılar, hepimiz bittik, tükendik…”

AHMET’E ALİ İSMAİL GİBİ İŞKENCE YAPMADILAR

Ben Emsal Atakan’la konuşurken içeri Ali İsmail Korkmaz’ın ağabeyi Gürkan Korkmaz giriyor… Ahmet’in annesine sarılan Gürkan Korkmaz, Emsal Atakan’ı nasıl teselli edeceğini, ne diyeceğini bilemiyor. En sonunda belki de çaresizlikten şu sözler dökülüyor ağzından: “Sen çocukları öldürülen bu altı anne içinde yine en şanslısısın, çünkü Ahmet’i, Ali İsmail’i yaptıkları gibi öldürene kadar dövmediler, en azından Ahmet tek atışta öldü, acı çekmedi. Ali’yi işkence yaparak öldürdüler, 40 gün acı çekti. Bundan ötesi mi var?” Sözün bittiği yer. Teselli amacıyla söylenen bu sözlerden sonra ben dahil evdeki herkes ağlamaya başlıyor.

ipek.yezdani@hurriyet.com.tr

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!