"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Anne angry

Dolapta nar suyu buldum. Son kullanma tarihi geçmişti. Ama olsun. Votkayla karıştırdım, narlı votka yaptım.

Şu anda kendimi alkolle biraz sakinleştirmek, sarhoş olmak zorundayım. Çünkü sinirim tepemde. Kararlıyım, iddialıyım olacağım. Ne oldu biliyor musunuz? Başıma ne geldi? Tam beş saattir üzerinde çalıştığım röportaj uçtu. Nasıl oldu anlamadım.

Önce sakindim, bu merette bir şey kaybolmaz bir yere kaçmıştır, saklanmıştır diye. Önce sevgilim, sonra gazetenin sistem destekçileri Eray ve Halit uğraştı. Kurcaladılar. Maalesef. Yok, yok. Bilgisayar yarıldı, yazı içine girdi. Sonsuzlukta kayboldu gitti. Oysa, her şeyi bitmişti. Her şeyi. Üst başlık, başlık, spot, mis gibi gıcır gıcır bir işti.

Commercial Union’un eski CEO’su William Lamb’di bu haftaki konuğum. Onunla konuşmuştum. An Englishman in Göcek’i anlatıyordu. Emekli olmuş, bu ülkeden kopamamış, ayrılamamış, burayı evi ve vatanı bellemiş, Göcek’te yaşamaya başlamıştı. Onun bize, Türklere anlattığı, Türklerin özelliklerini söylediği bir röportajdı.

Üzerine soğuk su iç deyiminden olmak üzere narlı votka içiyorum. Sinirim geçer mi bilmiyorum. İnanabiliyor musunuz çünkü ben inanamıyorum. Nasıl olur da uçar? Her hafta bizimkilerle itiş kakış yaşıyorum, çünkü her hafta röportajı geç yolluyorum, çünkü bir türlü kopamıyorum, ayrılamıyorum.

Bu hafta hayatımda ilk defa erken bitti, ilk defa. Hatta önce gururla sevgilime sesli sesli okudum röportajı. Sonra gazeteye mail attım, anlamadım neden gitmedi. Cem aradı bu boş, bir daha yollasana dedi. O arada sevgilim bana, senin bu İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma laptopu değiştirmen lazım, başına iş açacak dedi. Gazeteden fotoğraf yolluyorlar gelmiyor filan. Bugün vardı zaten bir şey. Baştan beri. Merkür ters açıda o yüzden mi acaba?

Şu votkamdan bir yudum daha içeyim. Yazıyı başka bir isimle kaydettim. Ya da öyle sandım. Sonra da sevgilime, şuna bir baksana, bir problem var dedim. Ve o, o sırada telefonla konuşuyordu, eliyle sonra diye işaret yaptı. Şimdi onu affetmiyorum. Küstüm. Eğer o anda gelip baksaydı, röportajım uçmayacaktı.

Ve teknoloji özürlü ben, kaydettiğimi sandığım dosyayı kapattım. Beş saatlik emeği. Şimdi yok, varsa da dosya nerede belli değil. Hiç kimse bulamıyor. Bir türlü sakinleşemiyorum. Alya bile yanıma gelmiyor. "Anne angry" diyor. Evet artık yeniden kaseti çözmek ve her şeyi baştan yapmak için geç. Aklımda kalanları yazarsam da, William Bey’in -ona öyle diyorlar- kelimeleri olmayacak. Böyle yani. Sakınan göze çöp batıyor, insan ne kadar titizlenirse o kadar aksilik çıkıyor. Ben içeyim en iyisi.
X