Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Anlaşılan devlet yolsuz kaldı

SABAHIN erken saatinde denizde dayanılmaz bir koku, b.k kokusu. Pırıl pırıl sularda, temizliğinden dolayı mavi bayrak açılmış koylarda.

O koyda, yandaki ve öteki koyda tekneler demir atmış, günlerdir yerinden kımıldamıyor. Tekneler pis su tanklarını gecenin geç saatlerinde ya da sabah gün ışırken bulundukları koylara boşaltıyor. Al sana pislik, al sana pis koku.

Ege ve Akdeniz’de mavi yolculuğa çıkmış olanlar şaşkın, ne bu koku, bu pislik ne? Nerede denetim? Durun, acele etmeyin, hele mevsim bir dönsün, tekneler kendiliğinden o koyları terk etsin, bakarız o zaman şu denetim işine.

Liman yönetmeliği site, otel, motel ve benzeri tesislerin önünde, kıyının 200 metre açığına kadar mesafede demir atmayı yasaklıyor. Yasaklasın, kime ne?

JET SKİ CİNAYETİ

Pislik yetmez, sırada jet ski gösterileri var. Adam denizde eğlenecek, eğlencesi jet ski ile hız yapmak, yüzüne rüzgar çarpacak, dalgada bir sağa, bir sola dümen kıracak. Ohhh, keyfe bak. Kime ne, keyif onun.

Bir bölümü basına yansıyor, çeşitli koylarda bu yıl o kadar çok jet ski kazası var ki, bazıları ölümle sonuçlanıyor. Tıpkı trafikte hatalı sollama gibi, insanların yüzdüğü o koylarda jet ski sersemliğinin alemi ne? Yok mu, bu cinayetlere dur diyecek bir etkili, sayın yetkili? Hayır yok, bu kadar basit.

HİSSEDARLIK KILIFI

Denize sıfır, harika villalar alıcı bekliyor. Fiyatlar 400 bin dolardan başlıyor, 800 bin doları aşıyor. Ama, alıcı beklemesi fiyatından değil.

Kıyı-imar yasaları, kıyıdan yüz metre mesafeye kadar inşaat yapılamaz, diyor. Desin, ne çıkar, adam yine de kondurmuş villayı. Birileri alacak o evi ama, kıyı yasasına aykırılıktan dolayı, yarın öbür gün ev kazma kürek yere indirilirse, ne olacak? Peki, o evler yapılırken, denetim nerede? Bu da soru mu şimdi. “Sen yap, bakarız bir çaresine sonra”.

Çare tükenmez. Bu özel evler aslında turistik tesis kılıfında. Yersen. Ev için tapu verilmiyor, turistik tesis denilerek, tesise hissedar yapılıyor. Paran varsa, için çekiyorsa, git o tesise hissedar ol, denize sıfır ev senin olsun. Yine de, evi yıkarlar, para yanar, kaygısıyla, talep sanıldığından daha düşük.

ECRİ MİSİL

Son numara, ecri misil. İnsanların tapulu arazilerine ticari işletme muamelesi yapılarak, onlardan işgaliye karşılığı vergi almak.

Şu site, bu ev, tapulu mal olduğu halde, sen burayı işgal ediyorsun, vergi vereceksin, diye zorlamak. Bu adet yeni çıktı. 5 bin liradan 450 bin liraya kadar vergi.
Anlaşılan devlet yolsuz kaldı. Kaldı ki ve ne de olsa, hukuk devletiyiz, örnekler burada, hepsinden buram buram hukuk devleti fışkırıyor.

Hişşşt sus aman kimse duymasın

SAĞA bakıyor, sola bakıyor, “sana bir şey söyleyeceğim”, önüne bakıyor, arkasına bakıyor, fısıldar gibi, “aman kimse duymasın”.

Sıradan bir hükümet eleştirisi. Diyelim ki 4+4, diyelim ki kürtaj, diyelim ki Kürt politikası, diyelim ki geçim derdi, yine de,”aman kimse duymasın”.

Ovalardan dağlara, denizlerde karalara, insanları müthiş bir korku sarmış. Şöyle söyledim diye, ya başıma bir şey gelirse, korkusu. Korku nedeniyle, toplum nefes darlığı çekiyor. Ardından, “bunlar ne zaman gider” sorusu. Böyle yaygın bir korku varken, hangi demokrasi, hangi özgürlük?

İkincisi Suriye. İnsanlar Allah’ına sığınıp, çünkü savaş korkusu, çünkü artık hayat memat meselesi, en cesur oldukları konu Suriye.

Herkesin dilinde Birleşmiş Milletlerdeki o hazin yalnızlık sahnesi. Türkiye Suriye sorununda tek başına kalmış, durmadan “Kartaca yıkılacak” diye tutturuyor.

Yıkılacak dedikçe, yalnızlığı artıyor.

Yıkılır ya da yıkılmaz, bize ne? “İnsan hakları ihlal ediliyormuş, peki senin ülkende neler oluyor?”

Herhangi bir gün, herhangi bir haber bülteni başlıyor. Terör, şehitler, trafik kazaları, yangınlar, cinayetler, siyasi davalarda sunulan belgeler. Ya ilaç için bir de, gönül ferahlatıcı bir haber olsun.

Hişşşt susss, aman kimse duymasın,

Benzin: En kızgın an

YIL 2000. Bir litre benzin bir lira. Araba sayısı 8 milyon 300 bin. Yıl 2012. Bir litre benzin dört lira elli yedi kuruş. Araba sayısı 15 milyon.

Araba sayısı neredeyse iki kat artıyor, buna karşılık tüketilen benzin 700 bin litre azalıyor. Çünkü, benzin fiyatı anormal zamlanıyor. İnsanlar benzinden motorine ve otogaza geçiyor. Geçen yıla göre, benzinden alınan vergi yüzde yirmi artıyor.

Tatilde dikkatimi çekiyor, insanların en kızgın oldukları an, arabalarına benzin doldurdukları an.

 

X